43.Bölüm: Fırtına Öncesi Sessizlik
Yazar: SilentFlower1

43.Bölüm Yazardan ... Karan, geniş çalışma odasındaki deri koltuğuna kurulmuş, yüzündeki o sinsi tebessümle önündeki içki kadehini çeviriyordu. Güçlü bağlantılarını ve parasını kullanarak Aile Mahkemesi'ndeki duruşma tarihini bir hafta sonraya erteletmeyi başarmıştı. Amacı aslında oğulnun almakti ama şimdi Mirza'yı süründürmek, onu çıldırtmaktı. Gülnaz'ı da yanından ayırmamış, "Eğer bu süreçte yanımdan ayrılır veya ters bir şey yaparsan seni diri diri gömerim" diyerek tehdit etmişti. Gülnaz, Karan'ın ne kadar karanlık ve acımasız bir adam olduğunu çok iyi bildiğinden korkudan diz çökmüş, çaresizce onun villasına gelmişti. Gülnaz üzerindeki pahalı ama rüküş elbiseyi düzelterek Karan'ın masasına doğru yaklaştı. Yüzsüz bir edayla, "Karan... Geldim buraya ama benim de ihtiyaçlarım var biliyorsun, değil mi?" dedi. Karan tiksinti dolu bir bakışla kadını süzdü. Sesi pürüzsüz ama buza kesecek kadar sertti: "Git korumalarımla ne ihtiyacın varsa hallet! Ben seninle bir daha asla aynı yatağa girmem." Gülnaz duyduğu bu aşağılanmaya rağmen bozuntuya vermemeye çalıştı. "Peki..." dedi ve kalçalarını kıvırarak odadan çıktı. Çınar onun umrunda bile değildi. Evet, onu karnında taşımış, doğurmuştu ama ruhunda tek bir gram bile annelik kırıntısı taşımıyordu. Onun için tek önemli şey konforu, parası ve rahatıydı ve tabi ki adamlar. Gülnaz odadan çıkınca Karan arkasına yaslandı. Gözlerini kapatıp zihnine kazınan o sureti düşündü: Lara... Yeşil gözlü kadın... Tıpkı isminin anlamı gibi; zarif, büyüleyici ve ulaşılmaz bir su perisi gibiydi. O cesur duruşu, lafını esirgemeyen zekâsı ve o eşsiz güzelliği Karan'ın zihnini ele geçirmişti. Onu ilk gördüğü andan beri aklından çıkaramıyordu. Diğer yandan Mirza'nın evinde tam anlamıyla bir kıyamet kopuyordu. Lara'nın Anlatımıyla... Sencer Amca ve Şimal'in adliyeye sunduğu itirazlara rağmen Karan'ın nüfuzlu adamları devreye girmiş ve geçici velayet inceleme duruşmasını tam bir hafta sonraya atmışlardı! Mirza evdeki eşyaları dağıtıyor, duvarları yumrukluyordu. Onu daha önce hiç böyle kontrolden çıkmış görmemiştim. Gözlerimden yaşlar süzülürken hızla yanına koştum, arkasından beline sımsıkı sarıldım. "Mirza! Sakın ol sevgilim, lütfen!" dedim sesim titreyerek. "Bak sana bir şey olacak diye çok korkuyorum..." Mirza arkasını dönüp ellerini şakaklarına koydu. Nefes nefeseydi, gözleri kan çanağına dönmüştü. "Olamıyorum Lara! Sakin olamıyorum! Yapamıyorum... Ya alırlarsa onu benden? Ya o karanlık adamların elinde oğluma bir şey olursa?" Yüzünü ellerimin arasına aldım, başını göğsüme bastırdım. "Saçmalama Mirza!" dedim kararlı bir sesle. "Ne alması? Çınar senin öz ve öz oğlun! Hiçbir güç, hiçbir sahtekâr onu senden alamaz! Çınar'ı sadece kısa bir tatilde, kamp yapmaya gitmiş gibi düşün lütfen... Kendini bırakma. Biz pes edersek Çınar'ı kim koruyacak?" Mirza derin bir nefes alarak kokumu içine çekti. Başını omzuma gömdü. "Sen olmasan ben ne yapardım Lara'm..." O sırada salona Sencer Amca ve Şimal girdi. Şimal elindeki laptopu masaya koyarak bize baktı. "Yıkılmak yok Mirza Bey," dedi Şimal hırsla. "Karan Haznedar bu hamlesiyle kendi sonunu hazırladı. Madem bize bir hafta süre verdi, biz de o bir haftada onun ve Gülnaz'ın bütün kirli çamaşırlarını ortaya dökeceğiz!" Sencer Amca gözlüğünü düzeltti. "Gülnaz'ın geçmişte yattığı uyuşturucu tedavi kayıtlarını, hastane raporlarını ve Karan Haznedar'ın geçmişteki usulsüzlüklerini dosyaya ekliyoruz. Ayrıca Adli Tıp'tan aldığımız kesin DNA raporunu da Aile Mahkemesi Hâkimi'nin önüne bizzat koyacağız. O mahkeme günü Karan Haznedar için bir yargılama değil, bir çöküş olacak!" Mirza gözlerindeki yaşları sildi. Dikleşti, o eski heybetli ve korkusuz haline büründü. Bana dönüp elimi sımsıkı tuttu. "Bir hafta..." dedi Mirza, sesi ant içer gibiydi. "Sadece bir hafta sabredeceğim. Sonra hem oğlumu alacağım, hem de aileme dokunmaya kalkan o adamın krallığını başına yıkacağım!" Mirza'nın büyük evinde başlayan bu mücadele, artık sadece Çınar'ı kurtarma davası değildi. Bu, gerçek bir ailenin,…