40. Bölüm Hesapsız Sevdalar 51. BÖLÜM 1 gün sonra
Yazar: SilentFlower1

40. Bölüm Sabahın ilk ışıkları Sorkun Dağları'nın ardından süzülürken, kollarımda huzurla uyuyan Laramın yüzünü izledim. Dün gece terasta, gümüş rengi yıldızların altında konuşurken omuzlarımda uyuya kalmıştı. Küçük kadınım benim... Dün gece Mert meselesini bana anlatırken nasıl da korkmuştu ona kızacağım, kırıp dökeceğim diye. Açıkçası, o soysuzun adını ağzından ilk duyduğum an damarlarımdaki kanın çekildiğini, öfkeden gözlerimin karardığını hissetmiştim. Bana neden daha önce söylemedi diye içim içimi yemişti. Ama zaten sezmiştim. O Mert denen adamın okul bahçesinde Lara'ya bakışları tuhaftı, hastalıklıydı. Beni asıl sakinleştiren ve işin arka planını çözmemi sağlayan şey ise geçmişte yaşadığımız o telefon konuşmasıydı. Beynimdeki taşlar tek tek yerine oturdu: Melda! O kız her şeyi biliyordu. Lara'nın bana açılmaktan çekindiğini sezdiği için bana o ergenlik zamanından kalma listeyi bir plan dahilinde paslamıştı; sırf ben Lara'ya öfkelenmeyeyim, aramızdaki bağı bu masum hayallerle sıkılaştırıp olayı tatlıya bağlayalım diye. Dün Sabah... Şantiyedeki işleri düğün öncesinde tamamen bitirmek için erkenden sahaya geçmiştim. Kafamı işlere gömeyim, şu projeleri teslim edeyim ki evlendikten sonra Lara'mı hak ettiği o güzel balayına götürebileyim istiyordum. Küçük sevgilim o deniz kokusunu alınca nasıl da mutlu olacaktı kim bilir... Tam baretleri ayarlayıp masadaki çizimlere gömülmüştüm ki telefonum titredi. Arayan Serhat'tı. "Alo?" dedim, bir aksilik mi var endişesiyle. "Alo, Mirza..." dedi Serhat. "Melda seninle çok acil bir şey konuşmak istiyor da..." Daha sözünü bitiremeden arka plandan Melda'nın o yırtıcı sesi yükseldi: "Çekil şuradan kıskanç herif!" Telefon hışırdadı, ardından Melda'nın nefes nefese sesi duyuldu: "Alo, Mirza! Bak şimdi, beni iyi dinle. Lara'nın kaldığı lojmana git. Odasında eski bir sandık var. Annesinin adına göndermeli olarak kodladığı bir sandık... O sandıkta annesiyle olan anılarını saklıyor. Orada, daha gencecik bir kızken, ergenlik zamanlarında yazdığı bir 'sevdiği adamla yapılacaklar listesi' var. Ve biliyorsun ki Lara'nın hayatına senden başka hiç kimse girmedi, girmeyi bırak yanından bile geçemedi! O yüzden git o kağıdı al ve ne yazıyorsa tek tek yap." "Tamam da Melda, neden yani?" dedim kaşlarımı çatarak. "Ne sandığı, ne listesi?" "Çok soru sorma Mirza! Ve Lara sana bir şey söyleyecek, sakın ama sakın kızma ona, tamam mı? Kendini biraz sakinleştir. Sandığın şifresi de... Sanırım artık annesinin adı değil, Çınar'ın adıyla kodlanmış. Ç-I-N-A-R. A-1 alfabetik sırasıyla falan işte, çözersin sen. Hadi bay... Ay dur kocam!" Telefon çat diye kapandı. Kapanmadan hemen önce Serhat'ın arka planda yükselen kıskanç ve söylenmelerle dolu sesini duymuştum. Serhat da az kıskanç değildi hani... "Ne söyleyecek acaba Lara'm bana?" diye mırıldandım kendi kendime. "Neyse Mirza, sakin ol. Git ve o sandığı bul." Şantiyeden çıkıp hızla Lara'nın kaldığı lojmana geçtim. Odaya girip dolabın alt kısımlarını kurcaladığımda o ahşap, küçük sandığı buldum. Üzerinde mekanik bir şifre kilit vardı. Önce Melda'nın dediği gibi annesinin adı olan Leyla ismini dönüştürüp denedim ama kilit açılmadı. Sonra oğlumuzun adı geldi aklıma: Çınar. Kodları alfabetik sıraya göre (Ç-I-N-A-R) dizdiğim an tok bir 'tık' sesiyle kilit fırladı. Ah benim kalbi büyük, kendi küçük sevgilim... Annesinin hatırasını sakladığı o en özel kutunun şifresine oğlumun adını koymuştu. Hayır, oğlumuzun. Kapağı yavaşça açtım. İçinde eski fotoğraflar, kurumuş çiçekler ve en altta sararmış, katlanmış bir kağıt parçası vardı. Kağıdı açıp okumaya başladım ama okuduğum her maddede şakaklarımdaki damarların zonkladığını hissettim. Sevdiğim adamla şarap içeceğim, sarhoş olup sadece onun kollarında uyuyacağım... Bir an için-sadece bir anlığına-Lara'nın bu saf hayalleri bir başkasıyla gerçekleştirebilme ihtimali zihnime düşer gibi oldu ve çıldıracak gibi oldum! Göğsüm daraldı, avucumdaki kağıdı sıkmamak için kendimi zor tuttum. Aferin sana Mirza! Sevdiğin kadını en başında bağrına…