39. Bölüm İtiraflar
Yazar: SilentFlower1

39.Bölüm Lara'nin ağzından Artık karar vermiştim. İçimdeki o huzursuzluk, Mirza'dan sakladığım her saniye büyüyen o suçluluk duygusu beni boğuyordu. Mert meselesini, onun bana olan o tuhaf ve saplantılı ilgisini, kolyeyi kendi baş harfi sanacak kadar ileri gidişini Mirza'ya anlatacaktım. Okulda dersler bittiğinde çocuklarla vedalaştım. Hepsi pırıl pırıl, akıllı çocuklardı; yalnız Berk hariç. Mert'in yeğeni olan bu çocuk, sanki dayısının genlerini almış gibi sürekli bir haylazlık, sürekli bir huzursuzluk peşindeydi. Normalde çocukları çok severim ama Berk'i bir türlü sevemiyordum; sanki onun o bakışlarında bile Mert'in o kirli iması vardı. Çocuk sürekli benim dikkatimi dağıtmaya çalışıyor, sürekli sınırları zorluyordu. Mert yüzünden mi bu çocuk böyleydi yoksa gerçekten çok mu şımarıktı, çözemiyordum ama varlığı sinirlerimi bozuyordu. Nihayet dışarı çıktık .Hızla Çınar'ın elini tuttum, sanki onu o ortamdan ne kadar çabuk uzaklaştırırsam o kadar güvende olacaktık. "Anneciğim, aferin sana miniğim benim! Akıllı oğlum, bugünkü derste çok iyiydin, herkesi geride bıraktın," dedim saçlarını okşayarak. "Teşekkür ederim öğretmenim," dedi ciddiyetle. Gülümseyerek eğildim. "Canım, okul bitti ya hani, artık 'öğretmenim' demene gerek yok, sadece anneciğim." Çınar başını hafifçe yana eğip o tatlı şaşkınlıkla baktı. "Aaa, evet anneciğim! Ama okuldan çıkamadık ki tam olarak, kapının önündeyiz." Bu mantığına kahkaha attım. Biz gülüşürken başımı kaldırdığımda, Mirza'yı gördüm. Arabasına yaslanmış, kollarını göğsünde kavuşturmuş, bizi o delici, korumacı gözlerle izliyordu. "Hatunum ve oğlum... Ne güzel gülüyorlar öyle," dedi sesi derinden gelerek. Yanımıza gelip Çınar'ı tek hamlede kucağına aldı, beni de kendine çekip saçlarımdan derin bir öpücük kondurdu. Tam o sırada okulun çıkışında Mert'i gördüm. Bize bakıyordu; kaşları çatık, gözlerinde o hastalıklı, sahiplenici bir hırsla. Mirza'nın varlığına rağmen gözlerini benden ayırmıyordu. Arabaya bindik. Çınar arka koltukta bugün yaptıklarını heyecanla anlatırken ben Mirza'nın yan koltuğunda ellerimle oynuyordum. Stresten avuç içlerim terlemişti. "Anne, sen beni dinliyor musun? Berk'ten daha ileri olduğumu söyledim!" dedi Çınar. "Evet canım, matematikte herkesi geride bıraktın," dedim dalgınca. Mirza bana döndü, elini vitesin üzerinden çekip dizime koydu. "Hatunum, iyi misin? Yine dalgınsın." Tam bir şey söyleyecektim ki Çınar atıldı: "Hayır anne, Nazlı benim arkamda değil hep yanımda ve o benden daha ileri!" Bu çocuğun romantik ve zeki halleri insanın içini eritiyordu. Arabanın içinde Mirza ile birbirimize bakıp kahkaha attık, o anlık gerginlik dağılır gibi oldu ama içimdeki o düğüm hala oradaydı. Eve geldiğimizde Çınar kendi odasına koştu. Mirza, kapıyı kapatır kapatmaz beni belimden kavradığı gibi yatak odasına götürdü. Sırtımı kapıya yasladı. Gözleri kapkaraydı, bakışları ise bir kor gibi yakıyordu. "Yavrum, dün geceki o fotoğraf... Beni çileden çıkardın. Onlar nasıl memeydi öyle, of! Seni çıplak görmek için sabırsızlanıyorum, "dedi ve göğüs çatalıma, tenimi yakarcasına bir öpücük kondurdu. Derin bir nefes alıp elini göğsümden yavaşça ittim. "Mirza... Lütfen, sakin ol ve beni dinle. Sana söylemem gereken çok önemli bir şey var." Gözlerinin içine baktım. "Söyle," dedi, sesi komut verir gibi ama içinde gizli bir endişe barındırıyordu. "Mert..." dedim titreyen bir sesle. "O öğretmen olan Mert. Onun bana karşı hisleri varmış Mirza. Yemin ederim, sana yemin ederim ki suçsuzum, ona hiçbir zaman umut vermedim! Kolyeyi kendi baş harfi sanmış, senin hakkında saçma sapan şeyler konuştu ama ona gereken cevabı verdim, ona haddini bildirdim!" Mirza beklediğim gibi kükremedi. Siyah gözleri koyulaştı, yüzündeki o sert ifade bir anlığına yumuşadı. Elini saçlarıma daldırıp beni hızla kendine çekti ve öyle sıkı sarıldı ki nefesim kesildi. "Yemin etme kadınım. Ben tahmin ediyordum... Sana o iğrenç bakışlarından anlamıştım zaten. Ama gelip sana bunları söylemeye nasıl cesaret etti, işte orası onu son görüşü olur." K…