37. Bölüm Yalanlar ve Yılan
Yazar: SilentFlower1

Bu bölüm, Gülnaz karakterinin ne kadar manipülatif ve ahlaki değerlerden yoksun olduğunu anlayacaksınız. Not: argo ve cinsel imalar içeriyor 37. Bölüm İçerideki hava, dışarıdaki temiz dağ havasıyla tezat oluşturacak şekilde ağır, tütün kokulu ve yoğun bir şehvetin esiriydi. Odanın içindeki sesler, gecenin sessizliğini bir bıçak gibi kesiyordu. Yatakta birbirine dolanan iki beden, ne zamanın farkındaydı ne de dışarıda akan hayatın. Adam, kadının üzerinde sert hareketlerle gidip geliyordu. Her temas, kadının hırslı iniltileriyle odada yankılanıyordu. Kadın, bu bedensel yakınlığın ötesinde bir şeye aç gibiydi; sadece hazza, sadece tüketmeye ve tüketilmeye. Adam, doruk noktasına ulaştığında adeta tüm hırsını kadının üzerinden çıkarırcasına hızlandı. Bir süre sonra her şey duruldu. Sadece ağır nefes alışverişleri odayı doldurdu. Adam, üzerindeki ağırlığı atıp yavaşça doğruldu. Hiçbir pişmanlık izi taşımayan, sadece fiziksel tatmini simgeleyen mekanik hareketlerle giyindi. Kadın ise yatağın üzerinde doğruldu, komodinin üzerindeki sigara paketinden bir dal çıkardı ve ateşledi. Duman, loş ışıkta dans ederken, adamın kapıdan çıkıp gitmesini büyük bir soğukkanlılıkla, adeta bir ganimetin arkasından bakar gibi izledi. O an odada sadece kadının zafer kazanmış, tatmin olmuş ama içi boş gülümsemesi kalmıştı. ( Gülnaz'ın Ağzından) (Karaktere sövmek serbest ama lütfen şahsıma yönelik küfür olmasın 😊) Oh be... O neydi öyle dozer gibi. Gitmişti sonunda. Ama Şerif yine kapıma dayanmış, o zavallı haliyle bana yalvarıp duruyordu. "Gülnaz, ne istersen aldım, senin yüzünden köyüme gitmiyorum, hadi gel evimize dönelim," diye inliyor. Pencereden ona baktım, yüzündeki o çaresizliğe tiksintiyle güldüm. "Ne evi lan? Köye dönmemiş, ben mi dedim sana gel benimle kaç diye? Kendi aptallığın!" diye bağırdım. "Yalvarırım gel, seni kraliçe gibi yaşatırım!" dediğinde, sabrım taştı. "Ay, hoş köpek! Hadi başka kapıya... Ben senin o buruşmuş şeyinle ne yapayım ha? Ben doyumsuz bir kadınım, bilmiyor musun? Sen bunu bile bile benimle birlikte oldun, şimdi gelmiş benden aşk dileniyorsun. Git buradan, yeni sevgilim gelecek!" Balkon kapısını hızla çarpıp kilitledim. Evet, ben buyum. Babamın zamanında yüzüme haykırdığı gibi: "Sen iflah olmaz bir orospusun." Ama ben bunu para için yapmıyorum, zevk için yapıyorum. Evli, bekar, ergen... Hiç fark etmez. Birini beğendiysem, karşılığını da alıyorsam hemen yatağa atarım kendimi. Zevkin doruklarına ulaşmak varken, sadakat denen o sıkıcı zincirlere neden kendimi bağlayayım ki? Geçen sene yaşlı bir adamın metresiydim, adam resmen parayı üzerime saçıyordu. Ben istemesem bile... Neyse, hayat bu, yaşıyorum işte. Bir de evli olduğumu düşünürdüm bazen, gülüyorum. Mirza... Ah Mirza! Şimdi acaba ne yapıyordur? O kimden olduğu belli olmayan çocuğa babalık mı yapıyordur? Kesin onu bir yetimhaneye atmıştır o kaba adam. Ne kadar da saftı o zamanlar. Onu kandırmak o kadar kolaydı ki... Ama namusludu birde... Evlendiğimizde nasıl da heyecanlıydı. İnkar edemem, erkekliği fena değildi, bana biraz zevk verdi ama asla tam değil. Zaten düğün gecesi eski sevgilim Mike ile önceden seviştiğim için, Mirza'nın o narin dokunuşlarını hissetmemiştim bile. Düğün tam bir fiyaskoydu, sahte bir nikah memuru ayarlamıştım. O gün nikah memuru ile aramızda farklı bir anlaşma olmuştu, anal istemişti ve ben de hallettim. İmam nikahında ise tam bir tiyatroydu; adam başta günah diye karşı çıktı ama hasta kızı için gereken parayı önüne atınca kuzu gibi oldu. Köyde kimseden korkmazdım, kimseden çekinmezdim. Ali miydi, Şeref miydi, Adnan mıydı? Sayısını bile unuttum. Gözüm aslında asker olan nişanlı Alper'deydi, ama çocuk yüzüme bile bakmıyordu varsa yoksa Nezeni. Benden birkaç yaş küçüktü ama olsun, ben 19 yaşında ergenleri bile yatağıma atmış kadındım. Mirza ile bir yıl içinde toplam 6-7 kere birlikte olduk. Zavallım hiç şüphelenmedi, çünkü bazen çayına ya da kahvesine uyku ilacı katıyordum. O derin uykudayken ben Şeref'in koynuna ya da şehre koşuyordum. Hamile kaldı…