Köyün Işığı

32. Bölüm YALIDA KOPAN KASIRGA VE CEVİZ BASTON

Yazar:

Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı
Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı

32. BÖLÜM Mirza'nın dudakları, sitem eder gibi Lara'nın alnına sert ve sıcak bir öpücük daha kondururken, ikisinin de yüreğinde yaklaşan o vuslat ateşinin fırtınası çoktan kopmaya başlamıştı. Tam o sırada, lojmanın sessizliğini bozan şey, sehpanın üzerinde titreyen Lara'nın telefonu oldu. Lara ekrana baktığında yüzünde kocaman, rahatlamış bir tebessüm belirdi. Arayan, İstanbul'da yaşayan, kuzeni Melda ablasıydı. Lara derin bir nefes alıp heyecanını yatıştırmaya çalışarak telefonu açtı ve hoparlöre aldı. "Melda abla..." dedi Lara, sesindeki o tatlı telaşla nefes nefese kalmış halde. "Lara'cım! Sonunda sesini duyabildim," dedi Melda ablası, sitemkar ama son derece neşeli bir ses tonuyla. "İstanbul'daki o fırtınaları, Nermin meselesini babamdan duydum. Ama asıl mühim olanı, senin o dağ yiğidiyle evlilik kararı aldığını öğrendim! Neler oluyor orada, anlat bakayım. Sorkun Dağları'nın havası yaradı mı kuzenime? Hem dur bakayım sen bana... En başta ne konuşmuştuk biz seninle? 'Hemen teslim olmak yok, o dağ kabadayısını peşinden koşturacaksın, azıcık burnunu süründüreceksin' dememiş miydim ben sana? Neden bu kadar çabuk saldın kendini, hemen teslim ettin o kalbi?" Lara, hemen yanındaki Mirza'nın kömür karası gözlerinin içine bakarak hafifçe kızardı. Adamın keskin bakışları adeta gözlerini delip geçiyordu. "Her şey çok hızlı gelişti Melda abla. İnan ben de ne yapacağımı, bu büyük aşka nasıl yetişeceğim bilmiyorum. Düğün hazırlıkları başlayacak ama içimde tuhaf bir telaş var. Sen evlisin, tecrübelisin... Bana biraz tavsiye ver, bu dağ adamının sabırsızlığıyla nasıl baş edeceğim?" diye fısıldadı, muzipçe bir tonla. Melda ablası telefondan candan bir kahkaha attı. "Ah Lara'm, erkek milletinin sabırsızlığı, hele ki öyle aşık bir dağ adamıysa fırtına gibidir, durduramazsın! Ama ilk günkü taktiklerimi de tamamen unutma, ağırlığını koy. Yine de sana abla tavsiyesi; kalbini bütünüyle ona aç, korkma. Sevginin arkasında durduğun sürece o sert adamın senin kollarında nasıl pamuk gibi olduğunu göreceksin. Evlilik sabır ister ama aradaki o tutku varsa, gerisi inan su gibi akar gider." Tam o esnada Mirza, Lara'nın elindeki telefona doğru hafifçe eğildi. O davudi, tok ve kendinden emin sesiyle konuşmaya dahil oldu. "Melda Hanım, sevenlerin arkasından iş çevirmez, taktik vermez derler," dedi Mirza, dudaklarının kenarında hınzır ve mağrur bir gülüşle. "Lara'ya verdiğin o eski taktikler artık Sorkun Dağları'nda sökmez, haberin olsun. Benim sabrımı zorlayan asıl senin bu güzel kuzenin. İstanbul'da aklımı başımdan aldı, şimdi buralarda beni lojman kapılarında bekletiyor. Sen ona asıl, o düğünu bir an önce kurulması için tez davranmasını, kocasına biat etmesini tavsiye et. Bizde süründürmek olmaz, vuslat olur." Melda, Mirza'nın bu ani, mert ve kararlı çıkışı karşısında fena halde keyiflendi. "Vay... Mirza Bey, sesindeki o sarsılmaz iradeyi ta İstanbul'dan hissettim valla! Tamamdır enişte bey, taktikler iptal. Kuzenim emin ellerde, bunu anladım. Lara, bak eniştemi daha fazla bekletip dağları dar etme adama, hadi öpüyorum !" diyerek telefonu tatlı bir vedayla kapattı. Artık iş tamamen ciddiye bindiği ve resmi işlemler ile düğün alışverişi başladığı için Lara okuldan birkaç günlüğüne izin aldı. Hazırlıklar için yeniden İstanbul'un yolu tutulmuştu. Bu kez yanlarında, babasının yanından bir an bile ayrılmak istemeyen ama Lara'ya da sımsıkı bağlanan minik Çınar da vardı. Yorucu bir yolculuğun ardından İstanbul'a vardıklarında, Mirza asil bir duruşla biricik sevgilisini ve oğlunu Emir Ali Bey'in yalısına bıraktı. Kendisi ise aralarındaki o nikahsız sınırı korumak ve saygısını göstermek adına yalıda kalmayı reddederek lüks bir otele geçti. Çınar ise çoktan Lara'nın elini tutmuş, yalıda kalmak istediğini belli etmişti. Ancak yalıda onları sadece Emir Ali Bey'in şefkatli kolları karşılamadı. Nermin'in gidişinin ardından fırsattan istifade yalıya yerleşen Lara'nın babaannesi Füsun Hanım ve halası Nergiz, salondaki koltuklarında oturmuş, memnuniyetsiz bir tavırla bur…

Bölümün tamamını WritePad'de oku