30. Bölüm SINIRDAKİ YANGIN
Yazar: SilentFlower1

Not: Kızlar çığlık atmayın, sadece birazcık yakınlaşma var 🤭 30. Bölüm Yazardan Gece yarısını çoktan geçmiş, yalının o fırtınalı, polis sirenleriyle çalkalanan salonu yerini derin bir sessizliğe bırakmıştı. Nermin'in kelepçelenerek götürülüşünün ardından Emir Ali Bey ve küçük Çınar çoktan odalarına çekilmiş, konağın koridorları Boğaz'ın dalgalarının uğultusuyla baş başa kalmıştı. Mirza, gitmek için yalı kapısına yönelmek yerine, ayakları onu adeta tılsımlı bir büyüye kapılmış gibi yeniden üst kata, o buram buram sevdiği kadın kokan beyaz ahşap kapının önüne getirmişti. İçindeki o zapt edilmez arzu dalgası, bu yalıdan öylece çıkıp gitmesine izin vermiyordu. Kapıyı yavaşça araladığında, Lara'yı pencerenin kenarında, İstanbul Boğazı'nın karanlık ve hırçın sularına bakarken buldu. Üzerinde hâlâ o zümrüt yeşili ipek elbise vardı. Odanın loş ışığı, Lara'nın narin omuzlarına, boynunun asil duruşuna ve elbisenin vücudunu bir sarmaşık gibi saran hatlarına vuruyordu. Mirza, bir gölge gibi sessizce içeri sızıp kapıyı arkasından kilitledi. O tok kilit sesi, loş odada adeta geri dönüşü olmayan bir mühür gibi yankılandı. Lara irkilerek arkasını döndüğünde, Mirza'nın o ağır ceketini çoktan çıkardığını, siyah gömleğinin ilk birkaç düğmesini çözmüş halde, gözlerindeki o asla dindiremediği yangınla kendisine doğru yürüdüğünü gördü. Gömleğinin altından görünen o güçlü göğsü, her nefeste hırsla inip kalkıyordu. "Mirza..." diye fısıldadı Lara, kalbi anında boğazında atmaya başlayarak. "Gitmedin mi?" "Gidemedim yeşil gözlüm," dedi Mirza. Sesi her zamankinden daha boğuk, daha hırslı ve derinden gelen bir fısıltı gibiydi. Lara'nın tam önünde durdu. O heybetli gövdesiyle üzerindeki tüm odanın ışığını kapattı, onu tamamen kendi gölgesinin altına aldı. "Aşağıda babanın karşısında dururken de, Çınar'ın elini tutarken de aklım sadece buradaydı. Bu elbisenin altındaki cennetteydi... Zihnim o kapıdan çıkıp gitmemi emretti ama kalbim, damarlarımdaki bu deli kan beni sana getirdi." Mirza, büyük, nasırlı ve sıcak ellerini Lara'nın o narin beline yerleştirdi. Onu yavaşça, aralarında tek bir milim bile bırakmamak ister gibi kendi geniş göğsüne doğru çekerken, gözlerini Lara'nın heyecandan titreyen kiraz dudaklarından ayırmıyordu. "Söz verdim, evlenmeden çizgiyi aşmam, seni incitmem dedim... Ama bu gece seni o heriflerin karşısında, bu elbisenin içinde gördüğümden beri damarlarımdaki kan durmuyor. O züppenin kirli bakışlarının değdiği o teni kendi ellerimle temizlemeden, teninin o baş döndüren sıcaklığını ciğerlerime çekmeden bu yalıdan adımımı atamam. Çıldırtıyor bu sevda beni." Lara, adamın bu zapt edilemez arzusu karşısında iliklerine kadar eridiğini hissetti. Mirza, bakışlarındaki o yoğun tutkuyla Lara'yı yavaşça arkasına çevirdi. Şimdi Lara'nın pürüzsüz, narin sırtı Mirza'nın o sert göğsüne tamamen yaslanmıştı. Mirza, sıcak ve kesik nefesini Lara'nın ürperen ensesine, saç diplerine doğru yoğun bir sitemle üflerken, uzun ve titreyen parmakları elbisenin sırtındaki o gizli fermuara kaydı. "Mirza... Yapma..." diye mırıldandı Lara naifçe. Sesi kendi kulağına bile bir yalvarıştan ziyade bir davet gibi gelmişti. "Sadece izle hatun... Sadece bana nasıl ait olduğunu hisset," diye fısıldadı Mirza, dudakları Lara'nın kulak memesine cüretkarca dokunurken. Büyük bir usul, tarifi imkansız bir titizlik ve derin bir hırsla, fermuarı aşağıya doğru çekmeye başladı. Fermuarın her bir dişi büyük bir yavaşlıkla açıldıkça, Lara'nın o sütten beyaz, pürüzsüz sırtı odanın loş ışığının altında santim santim açığa çıkıyordu. Fermuar bel kavisinin altına kadar indiğinde, zümrüt yeşili ipek kumaşın iki yana açılmasıyla birlikte Mirza'nın gözleri önüne bambaşka bir manzara serildi. Lara'nın o pürüzsüz beyaz teninin tam ortasında, elbisenin yeşiliyle feci kışkırtıcı bir tezat oluşturan kan kırmızısı dantel sutyeninin arka şeridi görünüyordu. Tenine sıkıca oturan o kırmızı dantel, Lara'nın narin sırtında adeta tehlikeli bir ateş çizgisi gibi parıldıyordu. Mirza, kumaşın altından beliren…