25. Bölüm SORKUNDA İLK YANGIN (YARI TEXTING)
Yazar: SilentFlower1

Bölüm görselleri



25. BÖLÜM ( Lara'nın ağzından ) Sabahın Sorkun ayazı büyük bahçeli evin pencerelerine vururken, içimdeki o tuhaf, daha önce hiç tatmadığım heyecan dalgası beni yatağın içinde sımsıcak tutuyordu. Mirza ve Çınar'ı o neşeli kahvaltının ardından uğurlayalı birkaç saat olmuştu. Koca evde tek başıma kalmıştım. İstanbul'daki o baskıcı, Nermin hanımın o iğneleyici laflarıyla dolu malikanesinden sonra, bu ev bana dünyanın en huzurlu yuvası gibi geliyordu. Mirza... O benim hayatıma giren ilk ve tek adamdı. Dün gece o şöminenin başında, onun o devasa gövdesine sığındığımda, bana geçmişini, o Gülnaz denilen kadının kurduğu sahte evlilik oyununu ve Çınar'ın mühürlü sırrını anlattığında kalbimin tapusunu tamamen ona devrettiğimi anlamıştım. Onunla sadece birkaç kez öpüşmüştük. Benim ilkimdi, her şeyimdi. Onu sadece şimdiye kadar üst gövdesi çıplak, o kaslı ve heybetli haliyle görmüştüm ve o an bile kalbim duracak gibi olmuştu. Ben bu konularda feci şekilde saf, feci şekilde acemiydim. Günlerdir beni kıvrandıran o feci regl sancılarım nihayet tamamen bitmişti. Kendimi feci şekilde hafiflemiş ve temiz hissetmek istiyordum. Başımdaki dikişlere dikkat ederek, yarayı suyla fazla temas ettirmeden ılık, rahatlatıcı bir duş aldım. Banyodan çıktığımda gardırobun önünde durdum. Kendi kıyafetlerime elim gitmedi. Gözüm askıda duran, Mirza'nın o her zaman buram buram barut ve onun erkeksi kokan koyu renkli, kalın oduncu gömleklerinden birine kaydı. Gömleği üzerime geçirdim. Bana kelimenin tam anlamıyla çuval gibi olmuştu; kolları ellerimi tamamen kapatıyor, boyu ise dizlerimin hemen üzerinde bitiyordu. Ama o kadar güzel kokuyordu ki... Altıma sadece bembeyaz, küçük fiyonklu iç çamaşırımı giymiştim. Gömlek zaten uzun olduğu için beni kapatır diye düşünmüştüm, feci şekilde masum bir niyetle, sadece onun kokusuna sığınmak istemiştim. Yatağa uzandım. Elime kalın bir İngiliz edebiyatı romanı aldım. Sayfaları karıştırırken aklıma sadece Mirza geliyordu. Şu an şantiyede ne yapıyordu? Toz toprak içinde çalışırken beni düşünüyor muydu? Ona sadece şu an ne yaptığımı, tamamen saf ve masum bir şekilde göstermek, onunla flörtleşmek istedim. İçimde hiçbir art niyet yoktu, sadece sevgilisine günaydın mesajı atmak isteyen sıradan bir kız gibiydim. Telefonun kamerasını açtım. Yatakta geriye doğru yaslanıp, bacaklarımın üzerine o kalın kitabı koydum. Üzerimde onun o devasa gömleği vardı. Kadınsı hatlarımın ya da bembeyaz bacaklarımın ne kadar dikkat çekici olduğunu bile tam idrak edemeden, O masum kareyi çektim. Kitabın altından o beyaz iç çamaşırımın küçük fiyonklu kenarı çok hafifçe görünüyordu ama ben bunu hiç fark etmemiştim bile. Fotoğrafı doğrudan ona gönderdim. Siz : Siz : Merhaba sevgilim... Çınar'ı okula bıraktıktan sonra şantiyeye geçtin sanırım. Ben de güzel bir duş aldım, senin o güzel kokan gömleklerinden birini giydim. Yatakta oturmuş kitap okuyorum ama zaman sensiz hiç geçmiyor. Senin kokunla çok sıcağım. Sen ne yapıyorsun, işlerin çok yoğun mu? ( Yazardan ) Mirza, şantiyede demir kalıpların arasında, ustaların bağrış çağrışları içinde telefonu cebinden çıkardığında, gelen fotoğraf dosyasının yüklenmesiyle birlikte adeta kalbine bir kurşun yemiş gibi sarsıldı. Yıldır , erkeksi dürtülerini Sorkun Dağları'nın o sert kayalarına gömmüş bir kabadayı için bu fotoğraf, barut fıçısına atılan bir kor ateşten farksızdı. Tozlu eldivenini hırsla çıkarıp dişlerini sıktı. O bembeyaz bacaklar, o narin parmaklar ve o bacakların arasındaki bembeyaz dantel detayı... Gözleri öfkeden ve o bastırılmış sekiz yıllık azgın açlıktan kan çanağına döndü. Şantiyedeki işçilere sert bir el işareti yapıp kendi kaldığı küçük çalışma odaya doğru büyük adımlarla yürürken parmakları telefona feci bir hızla vuruyordu. Mirza'm ❤️: Lara! Lan hatun... Sen benimle oyun mu oynuyorsun, benim canımı mı alacaksın hmm sevgilim sen?! Mirza'm ❤️ :O fotoğraf ne lan öyle?! O bacakların hali ne, o altındaki beyaz şey ne?! Sen benim aç bir kurt gibi bu dağlarda dolandığımı bilmiyor musun sevgilim?! Lara,…