23. Bölüm Olay
Yazar: SilentFlower1

23. BÖLÜM ( Yazardan ) Sorkun'un sabahı, dün gecenin o huzurlu aile tablosunun aksine bu kez gergin ve fırtınalı bir başlangıca gebeydi. Mirza, siyah arazi aracının direksiyonunda, yanında Lara, arkada ise babasının kokusunu içine çeken mutlu bir Çınar ile okula doğru ilerliyordu. Mirza için bu yol, sadece bir ulaşım değil; Lara'yı her sabah talebeleriyle buluşturduğu, onun o asil ve yardımsever duruşunu izlediği bir ibadet gibiydi. Okulun bahçesine girdiklerinde Lara, Mirza'nın bakışlarının altında adeta eriyip gitmişti. Arabadan utangaç bir şekilde indi, Çınar'ın elinden tuttu. Mirza ise o kadar rahat bırakacak gibi değildi. Hızla arabadan inip Lara'nın yolunu kesti. "Lara, nereye gidiyorsun yavrum?" dedi Mirza, sesi gür ve otoriterdi. Lara şaşkınlıkla durdu. "Okula Mirza, nereye olacak? Zil çalmak üzere." Mirza, Lara'nın dibine kadar girdi. "Sevgilini öpmeden mi gidiyorsun hmm, Lara hanım?" Lara'nın yanakları elma gibi kızardı. Çevredeki birkaç öğrenci ve öğretmenleri gözetleyen gözler umurunda bile değildi Mirza'nın. "Mirza, okuldayız! Ne öpmesi?" "Yanaktan yavrum... Bal gibi dudaklarından isterdim ama ortam müsait değil, çocukları kirletmeyeyim," dedi Mirza, sesi derinden gelen bir hırıltıyla. "Hadi öp ki, şu kabadayının işi rast gitsin bugün." Lara, etrafına bakıp hızla Mirza'nın yanağına küçük bir öpücük kondurdu. Mirza'nın yüzüne yayılan o memnun gülüş, bir güneşin doğuşu kadar keskin ve parlaktı. "Ohh hatunum... İyi dersler." "Sana da iyi çalışmalar sevgilim," dedi Lara, fısıltıyla ve arkasını dönüp sınıfa doğru yürümeye başladı. Bu sahneyi, okul binasının girişindeki pencereden izleyen Mert öğretmen, elindeki plastik bardağı öylesine büyük bir hırsla sıktı ki, bardak çatladı. Gözlerinden akan o kara kin, Lara'nın o masumiyetine değil, onun yanındaki o devasa adamaydı. Mert, o an kafasında o hain planı kurmaya başlamıştı bile. Ders başladı başlamasına ama Lara kendisini hiç ama hiç iyi hissetmiyordu. Sınıfta tahtaya yazı yazarken birdenbire gözleri kararıyor, her an oracıkta bayılacak gibi duruyordu. Sabah evden çıkarken hiçbir şeyi yoktu, gayet sağlıklı ve mutluydu. Ancak dersin ikinci saati dolduğunda karnına giren o amansız, bıçak gibi keskin sancıyla birlikte Lara neyin yaklaştığını anladı. Regl oluyordu... Ve onun ilk günleri her zaman kelimenin tam anlamıyla bir kabus gibi, feci ağır geçerdi. Birkaç saat daha dayanması, çocukları mağdur etmemesi lazımdı. Ama zaman geçtikçe, ayakta durdukça durum her an daha da kötüye gidiyordu. Sancı dalga dalga kasıklarına vuruyor, başı dönüyor ve midesi bulanıyordu. Masasına tutunarak dersi bitirmeye çalıştı, yüzündeki bütün kan çekilmiş bembeyaz olmuştu. Nihayet son zil çaldığında, Lara büyük bir acıyla ve halsizlikle çantasını, defterlerini hızla toparladı. Tek düşüncesi bir an önce evine gidip sıcak bir torba bulup yatmaktı. Arka sırada çantasını toplayan Çınar ise yine endişeyle ve dikkatle Lara öğretmenine bakıyordu. Onun bu solgun halini fark etmiş, küçük kalbi anında korkuyla dolmuştu. Birlikte okul bahçesine çıktıklarında, Mirza her zamanki gibi siyah arazi aracıyla onları bekliyordu. Ancak Lara'nın o hayalet gibi bembeyaz yüzünü, yürürken acıdan iki büklüm oluşunu ve alnından süzülen soğuk ter damlalarını görür görmez Mirza tek bir saniyede arabadan fırlayıp yanına ulaştı. "Lara'm! İyi misin, ne oldu yavrum?" dedi, sesindeki o kabadayı tonu bir anda yerini büyük bir korkuya bırakmıştı. Lara, onun o güven veren göğsüne hafifçe yaslandı ve utancını bir kenara bırakarak Mirza'nın kulağına doğru fısıldadı: "Regl oldum... Ondan böyle oldu. İlk günler bende çok ağır geçiyor, dayanamıyorum artık." Bu utanılacak, saklanacak bir durum değildi; insanlık haliydi ve Mirza bunu çok iyi biliyordu. Mirza bir saniye bile tereddüt etmedi. "Söylemedin bana hatunum," dedi ve Lara'yı tek bir hamlede, adeta bir kuş tüyü gibi kucağına aldı. Lara hiç itiraz etmedi, halsizlikle başını onun o geniş, sert omuzuna yasladı. Çınar ise babasının bu muazzam koruyucu tavrına, sevgisine büyük bir ha…