Köyün Işığı

16. Bölüm Geceyi Bölen Çığlık

Yazar:

Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı
Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı

16. BÖLÜM ( Yazardan ) Sorkun'un kerpiç duvarları ardında, nisan ayının getirdiği o yalancı bahar sıcaklığı bile içerideki buz gibi havayı dağıtmaya yetmiyordu. Dağların doruklarında direnen son karlar erirken, köyün üzerine çöken o kadim, gri sessizlik bu gece her zamankinden daha ağır, her zamankinden daha tekinsizdi. Zaman, bu topraklarda şehirlerdeki gibi akmazdı; burada zaman, toprağın altında gizlenen sırlar, taşların arasına sıkışan ahlar ve nesilden nesle aktarılan o katı kurallarla ölçülürdü. Küçük Zelal, odanın köşesindeki eski, yüzü aşınmış sedirin üzerinde adeta bir yaprak gibi titriyordu. Henüz sekiz yaşındaki o küçük bedeni, üzerine çöken bu devasa karanlığın ağırlığı altında ezilmiş gibi büzülmüş, minicik ellerini dizlerine dolamıştı. Gözleri, odanın tabanındaki çatlak kilim motiflerine sabitlenmişti ama aslında hiçbir şeyi görmüyordu. Kulağında sadece, az önce yan odada babasının gürleyen o acımasız sesi yankılanıyordu. Çocuk ruhu, üzerine biçilmeye çalışılan o kefenden farksız kaderi seziyor, bir kafese kapatılmış serçe gibi sessizce çırpınıyordu. Babası Ali ise odanın ortasında derin bir nefes alıp başını ellerinin arasına sıkıştırmış, bu dertten nasıl kurtulacağını düşünüyordu. Zamanında, cehaletin ve menfaatin verdiği o körlükle, henüz Zelal kundaktayken o Ferhat'ın ailesine verilmiş bir söz, şimdi hem onun hem de tüm ailesinin başına en büyük dert olmuştu. Aslında Ali'nin içinde zerre vicdan azabı yoktu; ne kızının çocukluğu umrundaydı ne de onun gelecekte çekeceği acılar. Onun tek derdi, tek korkusu Mirza'ydı. Eğer Mirza'nın o dağları yıkan gazabından, o ölümcül öfkesinden korkusu olmasa, o küçücük kızı şimdiye kadar çoktan gözünü kırpmadan, arkasına bile bakmadan teslim etmiş, karşılığında alacağı başlık parasını da cebine indirmişti. "Bey ne yapacağız? Bu iş böyle gitmeyecek, o oğlan yine kapıya dayanacak. Köylünün diline düştük düşeceğiz," diyen karısına öyle sert, öyle nefret dolu bir şekilde baktı ki, kadıncağız adeta olduğu yerde eriyip titredi, başındaki tülbenti yüzünün yarısını kapatacak şekilde aşağı çekti. "Sen karışma sakın! Sesini bile çıkarma!" diye gürledi Ali, nasırlı ve kirli parmağını kadının korkudan morarmış yüzüne doğru tehditkarca sallayarak. "Bana hep kız evlat verdin, başıma dert açtın! Bir erkek çocuk veremedin ki arkamda dağ gibi dursun! Şimdi kalkmış bana akıl mı veriyorsun ha?!" Oysa bilmiyordu ki doğacak çocuğun cinsiyetini kadının boyun eğen kromozomları değil, erkeğin biyolojik yapısı belirlerdi. Kendi cehaletini, kendi biyolojik yetersizliğini ve hayattaki tüm başarısızlıklarını her seferinde kadına yükleyen o ilkel zihniyet, odanın çıplak, rutubet kokan duvarlarında kirli bir leke gibi yankılandı. Ali, öfkesini kusacak bir yer arıyor, çaresizliğini kabalığa vuruyordu. Ali odanın ortasında bir ileri bir geri dolanıyor, dişlerini sıkarak düşünüyordu. Aslında o İstanbul'dan gelen dik başlı, boynu bükülmez öğretmen hanım olmasaydı, şimdiye kadar her şey çoktan halledilmişti. Zelal çoktan okuldan alınmış, saçlarına kına yakılmış, nişanlı bir kız olarak o Ferhat itinin evine adanmıştı. O şehirli kadın köye geldiğinden beri çocukların aklına "okumak", "özgürlük" gibi tehlikeli fikirler aşılıyor, evlerin içine kadar sızıyordu. Ama asıl büyük duvar başkaydı: İşin içinde Mirza Karanoğlu vardı. Mirza'nın öfkesi Sorkun'da yazısız kanun demekti ve o, böyle şeylere, küçük kız çocuklarının kaderinin karanlık odalarda satılmasına kökten karşıydı. Ali bunu çok iyi bilirdi, çünkü bu acıyı bu aileye daha önce de yaşatmıştı. Zelal'den önce tam dört tane daha kızı olmuştu Ali'nin. Ali, o diğer dört kızını da tıpkı onların eski, köhne ve çürümüş adetler gibi henüz 15 ya da 17 yaşlarındayken, çocuk yaşta apar topar evlendirip başından atmıştı. Onların gözlerindeki ışığın sönmesini, oyun çağında birer ev kadınına dönüşmelerini zerre umursamamıştı. Fakat en son evlendirdiği dördüncü kızı henüz 15 yaşındaydı; gelinlik bedenine büyük gelmiş, kemerini sıkarken ağlamıştı. Mirza bunu öğrendiği an adet…

Bölümün tamamını WritePad'de oku