Köyün Işığı

14. Bölüm Kalbe Düşen Cemre

Yazar:

Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı
Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı

14. BÖLÜM (Lara'nın Ağzından ) İnanamıyordum... Gerçekten inanamıyordum. Günlerdir karşımda aşılmaz, yıkılmaz bir dağ gibi duran, o buz gibi bakışlarıyla beni her seferinde Sorkun'un ayazında tek başıma bırakan Mirza Karanoğlu, az önce bildiğiniz kıskançlık krizine girmişti. Beni kıskanmıştı! Üstelik daha dün gece beni o arabanın kapısına sertçe fırlatırken, yeşil gözlerimin içine baka baka "Aramızda veli ve öğretmen ilişkisinden başka hiçbir şey olamaz öğretmen hanım, sınırını bil" diye gürleyen adam tam olarak oydu. Şimdi ise sırf okul bahçesinde Kenan Öğretmen ile yan yana durdum, uçuşan ders notlarını toplarken ellerimiz birbirine değdi diye koskoca köyün ortasında bir fırtına koparmıştı. Yanımda duran, sinirden köpürmüş bir şekilde Mirza'nın arkasından bakan Kenan Öğretmen, ellerini hırsla ceplerine soktu. Yüzündeki o fiyakalı şehirli gülüşü tamamen solmuş, yerini derin bir öfkeye ve korkuya bırakmıştı. Mirza'nın o heybetli cüssesiyle üzerimize yürüyüşü, parmağını göğsüne bastırıp *"Adamın nefesini keserler burada"* diye racon kesişi hâlâ bahçedeki havada asılı duruyordu. Kenan, burnundan soluyarak arkasından bakarken, ben daha fazla bu gerginliğin ortasında kalmak istemedim. İçimde anlamlandıramadığım, kalbimin ritmini altüst eden o tuhaf heyecan dalgasıyla birlikte adımlarımı hızlandırdım ve hızla evime doğru gittim. Akşam olmuştu. Sorkun'un üzerine o kapkara, dondurucu gece çökmüştü ama benim gözüme bir türlü uyku girmiyordu. Yatağın içinde bir o yana bir bu yana dönüp dururken, zihnimin duvarlarında sadece Mirza'nın o kömür karası gözlerindeki vahşi, kudurmuş kıskançlık ifadesi yankılanıyordu. Sahi, gerçekten beni kıskanmış olabilir miydi? Yok canım, daha neler... Kendi kendime başımı sallayıp yatakta dikleştim. Başka bir şeye sinirlenmiştir kesin. Hem adam bizzat kendisi söylemedi mi? "Bu köyün namusu var, kuralı var"dedi. Sırf köyün düzeni bozulmasın, okul bahçesinde bir laçkalık olmasın diye o sert tepkiyi vermişti işte. Kendimi buna inandırmaya çalışıyordum ama kalbimin üzerindeki o sıcak baskı, onun nefesini tam yüzümde hissettiğim o anı unutmama izin vermiyor, beni yalanlıyordu. Düşüncelerimi susturmak ümidiyle yataktan kalktım, üzerime o kalın gri hırkamı geçirdim. Mutfağa geçip kendime sıcak, dumanı tüten bir kahve yaptım. Kupayı ellerimin arasına alıp lojmanın küçük verandasına çıktım. Sorkun'un o meşhur, kemikleri sızlatan gece ayazı yüzüme çarptığında derin bir nefes aldım. Gökyüzündeki yıldızlar o kadar parlak, o kadar netti ki... Anne acaba beni görüyor musun? Kollarımı göğsümde kavuşturup bardağımdan bir yudum aldım. Tam o sırada, gözlerim gayriihtiyari olarak yolun kenarındaki, eski kerpiç duvarın gölgesinde duran o büyük siyah arabaya kaydı. Farları kapalıydı, motoru susturulmuştu ama zifiri karanlığın içinde bile onun orada olduğunu, o arabanın koltuğunda oturup evimin ışığına baktığını hissettim. Kalbim göğüs kafesimi delmek ister gibi sarsıldı. Mirza oradaydı... Gitmemişti. Beni izliyordu. Hırkamın yakasını elimle düzeltirken, parmaklarım dün gece kapıya çarpan ve hafifçe sızlayan belime gitti. Gözlerimi o karanlık gölgeden çekmeden kahvemi yudumladım. Aramızda gizli, dilsiz bir hesaplaşma dönüyordu bu bozkır gecesinde. Işığımı söndürüp içeri girdiğimde bile, onun dışarıda, o dondurucu soğukta beni beklediğini bilmenin verdiği o tuhaf, yakıcı hisle sabaha kadar tavanı izledim. Sabah uyandığımda içimde tarifi zor bir yorgunluk ama aynı zamanda tuhaf bir dinçlik vardı. Bugün cumaydı; yarın hafta sonu tatili başlıyordu. Şaka gibiydi, koskoca bir hafta devrilmişti ben bu bozkırın ortasındaki Sorkun Köyü'ne geleli. İstanbul'un o kalabalık, gürültülü caddelerinden ve de üvey annemin baskısı sonra buranın sessizliğine, sertliğine alışmak kolay olmamıştı ama içimdeki o öğretmenlik aşkı beni ayakta tutuyordu. Üzerimi giyinip lojmandan çıktım ve taş okuln bahçesine adım attım. Bahçe her zamanki gibi çocukların cıvıltısıyla doluydu ama gözlerim ister istemez Kenan Öğretmen'i aradı. Etrafa bakındım, öğretmenle…

Bölümün tamamını WritePad'de oku