Köyün Işığı

1. Bölüm Gece ve Yabancı

Yazar:

Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı
Köyün Işığı – SilentFlower1 kitap kapağı

1. Bölüm İstanbul'dan hareket eden o eski otobüsün motoru her sarsıntıda can çekişir gibi sesler çıkarırken, başımı muavin koltuğunun arkasındaki o tozlu cama yaslamış durumdaydım. Saatler süren bu yorucu yolculuk boyunca sadece geride bıraktığım hayatımı ve kaçtığım insanları düşündüm. Otobüsün geçtiği her tünel, tırmandığı her dik rampa beni üvey annemin o zehirli dilinden biraz daha uzaklaştırıyordu. Beni kendi akrabasıyla, sırf kendi çıkarları ve maddi beklentileri için zorla evlendirmeye çalışıyordu. O evde kaldığım her gün bir cehennem azabı gibiydi; kadın bana bir kez olsun şefkatle bakmamış, her fırsatta üzerimde bir yükmüşüm gibi davranmıştı. Oysa babam, vefat eden annemin hatırasına olan büyük bağlılığı nedeniyle beni o kadının gazabından korumaya çalışmıştı. Yine de üvey annemin baskıları ve zorlamaları öyle bir noktaya gelmişti ki, hayatımı kurtarmak için tek çarem bu uzak dağ köyüne atanmaktı. Ben 23 yaşındayım. Bugüne kadar hayatım hep büyük bir mücadeleyle, tırnaklarımla kazıyarak geçti; çünkü üniversite yıllarım boyunca hem çalıştım hem okudum. Geceleri ders çalışıp gündüzleri yarı zamanlı işlerde koştururken, hayata karşı erkenden olgunlaşmak zorunda kalan, narin görünüşlü ama aslında oldukça inatçı bir kızdım. Babam, ben valizimi gizlice hazırlarken yanıma gelmiş ve gözlerinde biriken yaşlarla bana sarılmıştı. "Git kızım," demişti titreyen bir sesle. "Git ve kendi ayaklarının üzerinde dur. Rahmetli annen görse seninle gerçekten gurur duyardı, sakın o kadının dediklerine boyun eğme." Babamın o hüzünlü ve yorgun bakışları, içimi acıtan o vedası hala gözlerimin önündeydi ama başka seçeneğim yoktu; o evde kalırsam beni hiç tanımadığım bir adamla nikah masasına oturtacaklardı. Otobüsün paslı basamaklarından ayağımı tozlu toprağa bastığım an, ciğerlerime dolan keskin ve hafif kekik kokulu hava genzimi fena halde yaktı. Burası Sorkun köyüydü. Dik yamaçların, meşe çalılarının ve tek tük ahlat ağaçlarının arasına kurulmuş; sarının, kahverenginin ve kuraklığın her tonunu barındıran heybetli bir bozkır köyüydü burası. Şehrin o tanıdık egzoz kokusu, kalabalığı ve bitmek bilmeyen gürültüsü burada yerini derin, neredeyse ürkütücü bir sessizliğe bırakmıştı. Etrafıma bakındım; heybetli sisli dağların arasına sıkışmış, ahşap evleri ve dik taşlı yollarıyla adeta zamanın durduğu bir yerdi. Çantamın askısını omzuma sabitledim ve yorgun gözlerimi Sorkun'un küçük meydanında gezdirdim. "Buradasın Lara," diye fısıldadım kendi kendime. "Her şeye rağmen artık özgürsün. Kendi hayatının ipleri senin elinde." Köyün girişinde, ne tarafa gideceğimi bilemez bir halde öylece kalakalmıştım. İlk iş olarak muhtarlığı bulmam, belgelerimi teslim etmem ve bana tahsis edilen lojmanın anahtarını almam gerekiyordu. Ancak meydanda kimsecikler yoktu; sadece uzaklardan gelen bir köpek havlaması ve rüzgarın uğultusu duyuluyordu. Üstelik saat epey ilerlemiş, güneş yavaş yavaş dağların arkasına doğru çekilmeye başlamıştı. Tam o sırada, düşüncelerimi bölen çok sert ve ani bir ses yankılandı. *Çat!* Ayağımın hemen dibindeki çamur birikintisine öyle büyük bir hızla bir futbol topu çarptı ki neye uğradığımı şaşırdım. İstanbul'dan gelirken özenle seçtiğim, kendimi iyi hissetmek için giydiğim uzun krem rengi eteğim saniyeler içinde kahverengi lekelere bulandı. Sıçrayan çamur parçaları sadece eteğimi değil, yüzümü ve ellerimi de kirletmişti. Şaşkınlık ve yükselen bir kızgınlıkla hemen başımı kaldırdım. Karşımda, yaklaşık yedi yaşlarında, üzerinde hafif tozlu bir kazak ve dizleri yırtık bir pantolon olan bir çocuk duruyordu. Ama bakışları... Bir çocuktan beklenmeyecek kadar sert, mesafeli ve düpedüz meydan okuyan cinstendi. Yüzünde ne bir mahcubiyet ne de "özür dilerim" diyen bir pişmanlık belirtisi vardı. Sanki bu köyün sınırlarından içeri giren bu yabancı kadını daha ilk andan cezalandırmak istemişti. "Hey," dedim, sesimdeki şaşkınlığı ve kırgınlığı bastırmaya çalışarak. Çantamdan çıkardığım mendille alelacele eteğimdeki çamurları silmeye çalışıyordum. "Birazcı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku