KORKAK| yarı texting

5. Bölüm

Yazar:

KORKAK| yarı texting - AYPERİ kitap kapağı
KORKAK| yarı texting kitap kapağı

Müzik odasının kapısını araladığımda Burak amfinin önünde oturmuş, elektro gitarla sert bir şeyler çalıyordu. Çıkardığı gürültü koridoru doldurmuştu zaten. ‎ ‎Beni görünce tellere eliyle bastırıp sesi kesti, gitarı bacağına yasladı. ‎"Gözler yine şiş," dedi doğrudan yüzüme bakarak. Maske falan takmadı, her zamanki Burak işte. Dümdüz söyler lafını. ‎"Uyumadın di mi yine?" ‎"Yok ya, uyudum," dedim yalan söyleyerek. ‎İçeri girip köşedeki pufa bıraktım kendimi. ‎"Ne çalıyordun az önce? Kafam şişti." ‎"Kafa dağıtıyorum işte," dedi penayı dişlerinin arasına sıkıştırıp. Sesi biraz boğuk çıktı ‎"İçim daraldı bugün." ‎İçim daraldı. ‎Dün gece gelen o son mesajı hatırlatmıştı bu lafı ama üzerinde durmadım. ‎Burak sonuçta bu, her gün ayrı bir triplere girerdi zaten. ‎"Sabahki olay yüzünden mi?" diye sordum. ‎Arkadaş grubumuzun toplandığı sırada her zamanki gibi aşk acımdan bahsettiğimiz anı kastediyordum. ‎"Gerek yoktu bu arada sabah gruptakilere öyle ters ters çıkışmana. Ben hallederdim." ‎Burak penayı ağzından çıkarıp gitarın sapına sıkıştırdı. Yüzündeki o her zamanki gevşek ifade bir anda gitti, ciddileşti. ‎"Neyi hallediyorsun?" dedi sesini yükseltmeden ama sert bir tonla. ‎"İki laf açılıyor, hemen gözlerin doluyor. Kendini ne kadar bitirdiğinin farkında mısın? Kusura bakma ama senin o herif yüzünden böyle mahvolmana katlanamıyorum." ‎ ‎Lafı öyle pat diye söyleyince bir an ne diyeceğimi bilemedim. Nutkum tutuldu. Burak’ı uzun zamandır böyle görmemiştim. En son kardeşine zorbalık yapıldığında çileden çıkmıştı. Genelde grupta dalga geçen, ortamı yumuşatan çocuk oydu. ‎"Benim için endişeleniyorsun, biliyorum ama..." diye geveledim. ‎"Endişelenmek falan değil bu," dedi Burak, ayağa kalkıp gitarı sehpaya bırakırken. Yanıma doğru yürüdü. Önümde durup ellerini ceplerine soktu. ‎ ‎"Sadece... ne bileyim. Kendini bu kadar yıpratman canımı sıkıyor. Hak etmeyen biri için değer mi lan bu kadar?" ‎Elimde değil," dedim sesim fısıltı gibi çıkarak. ‎Kafamı önüme eğmiş, pufun sökülmüş bir ipliğiyle oynamaya başlamıştım. ‎ ‎Burak verdiğim bu çaresiz cevap karşısında birkaç saniye sessiz kaldı. Sanırım az önce bana fazla sert çıkıştığını, ses tonunun ayarını kaçırdığını o da fark etmişti. ‎ ‎Derin bir nefes alıp o gergin omuzlarını serbest bıraktı. Yüzüne, o her zamanki neşeli ve her şeyi dalgaya alan Burak maskesini tekrar taktı. ‎"Of, amma drama bağladık sabah sabah ha," diyerek saçlarımı acıtmadan karıştırıp kafamı hafifçe sarstı. ‎"Sana da iki laf edilmiyor hemen ezik tavuk moduna bağlıyorsun. Kalk hadi, şaka yapıyorum herhalde." ‎"Gıcık etme beni Burak," dedim elini kafamdan iterek. Ama yalan yok, ortalığı yumuşatması içimi rahatlatmıştı. ‎"Yolcam o saçlarını en sonunda." ‎"Yolarsın, canın sağ olsun," dedi gülerek. ‎Masanın üzerindeki telefonunu cebine attı, sonra sehpaya bıraktığı siyah elektro gitarını dikkatlice kılıfına yerleştirmeye başladı. ‎Fermuarı çekerken arkası dönük bir şekilde konuştu: "Gruptakiler de kantindedir kesin. Bizim Ece sabah mesaj atmış, 'Gelin de iki dedikodu yapalım' diye. Aşağı inelim mi, yoksa burada oturup ağlamaya devam edecek misin?" ‎ ‎"Tamam, inelim," diyerek oturduğum pufun üzerinden kalktım. ‎Üstümü başımı düzelttim. ‎Müzik odasının ağır ahşap kapısını kapatıp koridora çıktığımızda, okulun o tanıdık gürültüsü üzerimize çöktü. ‎ ‎Burak ellerini ceplerine sokmuş, yanımda adımlarını benim hızıma uydurarak yürüyordu. Kafamı çevirip profiline baktım. ‎ ‎Sabahki o korumacı, neredeyse beni bir yabancıdan sakınır gibi parlayan gözleri tamamen sönmüştü. Şimdi yanımda yürüyen çocuk, ortaokuldan beri arkamı toplayan Burak'tan başkası değildi. ‎ ‎Dün geceki anonim... diye düşündüm bir an. Telefonumu cebimde sıktım. ‎ ‎Kim olduğunu, beni nereden gördüğünü hâlâ bilmiyordum ama en azından yanımda Burak gibi birinin olması, o paronoyak korkumu biraz olsun hafifletiyordu. Onun yanında güvendeydim, bunu biliyordum. ‎ ‎Kantinin kapısına geldiğimizde Burak durdu, parmağıyla ilerideki cam kenarı masayı işaret etti. ‎"Bak, bizimkiler o…

Bölümün tamamını WritePad'de oku