Kördüğüm Protokolü

3. BÖLÜM: Yansımalar ve Yanılsamalar

Yazar:

Kördüğüm Protokolü - namelessY kitap kapağı
Kördüğüm Protokolü kitap kapağı

Zihninin derinliklerindeki o ilk çatlak, ruhuma sızan buz gibi bir su sızıntısı gibiydi. Omzumdaki elinin sıcaklığı —sanal bir odada olmamıza rağmen kemiklerime kadar hissettiğim o somut sıcaklık— beni altüst etmeye yetti. Bir düşmanın dokunuşu canını yakmalıydı, seni tetikte tutmalıydı. Ama Nil’in eli, beş yıldır sırtımda taşıdığım o ağır nefret zırhını eritmek ister gibi yumuşaktı. Hızla geri çekildim. Sırtımı gri sisin içindeki hayali bir duvara yaslarken nefes nefeseydim. "Bana dokunma," dedim, sesimdeki titremeyi gizlemeye çalışarak. "Bu sistemin bir oyunu. Zihin bağlama protokolü, kullanıcıların savunmasını kırmak için yapay bir yakınlık hissi üretir. Kitapçıkta yazıyordu. Beni bununla kandıramazsın." Nil elini yavaşça indirdi. Gözlerindeki o hüzünlü bakış yerini yeniden o tanıdık, savunmacı mesafeye bıraktı. "Hâlâ her şeyi kurallarla, mantıkla ve kitapçıklarla açıklamaya çalışıyorsun, Aras. Çünkü kontrolü kaybetmekten ölümüne korkuyorsun." "Korkmuyorum," dedim dişlerimin arasından. Önümde beliren sayaç göz kırptı: Kalan Süre: 37 Dakika. Zaman bir kum saati gibi altımızdan akıp gidiyordu. Sistemin bizi zorladığı o "imha" seçeneği, hâlâ masadaki tek kurtuluş biletini temsil ediyordu. Ama az önce gördüğüm anı parçasından sonra, elimi kaldırıp da Nil'in zihnini tamamen silecek o kodu tetikleyecek gücü kendimde bulamıyordum. Nefret, arkasına saklandığım o konforlu kale, temellerinden sarsılmıştı. Eğer Nil suçlu değilse, Eren’in ölümünün arkasındaki asıl el kimindi? Ve daha da önemlisi, ben beş yıl boyunca kime, neye düşmanlık beslemiştim? "Devam edelim," dedim, sesimi yeniden sertleştirmeye zorlayarak. "Eren’in bahsettiği o şantajcılar... Kimdi onlar Nil? Madem onu korumaya çalışıyordun, o depodan sonra ne oldu? Eren neden o köprüden atladı? Ya da... Gerçekten atladı mı?" Nil derin bir nefes aldı. Sislerin rengi griden koyu bir laciverte dönerken, etrafımızdaki atmosfer yeniden ağırlaştı. "Bunu benden duymak istemezsin Aras. Zihnimin daha derinlerine inmek zorundasın. Ama uyarayım; o kapının arkasındaki anılar sadece bana ait değil. Senin de orada yansımaların var." Aniden zemin altımızdan bir kez daha kaydı. Bu sefer bir deponun içinde değildik. Kendimizi devasa, içi aynalarla dolu labirent benzeri bir koridorda bulduk. Aynaların her birinde farklı bir anı parçası parıldıyordu. Bazılarında ben vardım, bazılarında Eren, bazılarında ise Nil’in çocukluğu... Aynalardan birine doğru yaklaştım. Gördüğüm görüntü, Eren’in ölümünden sadece bir hafta öncesine aitti. Üniversite kampüsündeydik. Ben, Eren ve Nil. Üçümüz bir masada oturmuş, gülüyorduk. O anı hatırlıyordum. Nil’le henüz yeni tanıştığımız, Eren’in bizi bir araya getirdiği o dönemlerdi. Aynadaki Nil’e baktım; gözleri bana her baktığında parıldıyordu. Ve aynadaki kendime baktım... Ona bakarken yüzümde oluşan o korumacı, o hayranlık dolu ifadeyi gördüm. İçimde bir yerlerde saklanan, üzerine beton döktüğümü sandığım o eski duygu kafesini zorlamaya başladı. Ben Nil’den beş yıldır nefret ediyordum ama o nefretten önce... "Hatırlıyorsun, değil mi?" diye sordu Nil, hemen arkamda beliren yansımasından. "Nefret etmeye başlamadan önce, beni ne kadar çok sevdiğini... Ve benim seni ne kadar çok sevdiğimi." "Sus," dedim, başımı iki yana sallayarak. Şakaklarımdaki elektrotların hayali acısı gerçek bir ağrıya dönüşmüştü. "Bu anıların bir önemi yok. Geçmiş, Eren'in öldüğü gece bitti." "Geçmiş bitmedi Aras, geçmiş sadece yön değiştirdi," dedi Nil. Aynalardan birine elini koydu. Elini koyduğu ayna anında çatladı ve içinden siyah, mürekkep gibi bir sıvı akmaya başladı. "Sistem bizden bir 'büyük sır' istiyor. Hayatta kalmak için birbirimizi yok etmemizi istiyor. Ama sistemin bilmediği bir şey var: Bir zihni yok etmek, içindeki aşkı yok etmeye yetmez. Sen benden nefret ettiğini söylerken bile, aslında beni unutamadığın için o nefrete tutunuyordun. Çünkü beni unutmak, benden vazgeçmek demekti." Sözleri göğsüme bir ok gibi saplandı. Haklıydı. Ondan nefret etmek, onunla aramdaki bağı koparmamanın…

Bölümün tamamını WritePad'de oku