KIRMIZI BABET
Yazar: Emel B.T

༺❈༻ NEVA ༺❈༻ Omzumda bir el beni dürtüyordu. Hayır, hayır dürtmüyor omzumda bir kazı çalışması yapıyordu. Belki de aradığı bir defineydi. “Kalksana kızım. Bütün gece sen mi barda çalıştın?” dedi. Evet, kazı çalışması yapan Işıl ’dı. Çalışma odamda ki masada uyuya kalmıştım ve sabaha kadar kâbuslar görmüştüm. “Işıl bırak sen barmenliği, Hakan Bey ile konuşayım sen bizim ofiste kazı çalışmalarında falan ekskavatör olarak işe başla,” dedim esneyerek. Aslında beni uyandırdığına memnun olmalıydım çünkü bugün pazartesiydi ve ben işe geç kalıyordum. “Sabah sabah nasıl bu kadar uzun cümle kurabildin?” dedi haklı olarak ve ardından odayı incelemeye başladı. “İyi iş çıkarmışsın. Mis gibi olmuş oda. Burada ne yapmayı planlıyorsun?” dedi hazırladığım panoya bakarak. “Bende bilmiyorum ki? Sadece içinden çıkamadığım soruların cevabını bulmayı planlıyorum,” dedim. Işıl elinde ki renkli iplere bakarak, “Dedektifcilik oynayarak mı?” dedi kahkaha atarken. “Evet, neden olmasın?” dedim elinde ki renkli ipleri alırken, “Amacıma ulaşamasam da eğlenirim en azından. Hem beni neden oyalıyorsun? İşe geç kalıyorum,” dedim hızla banyoya geçerken ışılda benimle gelmişti. Yüzümü yıkayıp dişimi fırçalarken beni izliyordu. “Senin gecen nasıldı? Yorgun görünüyorsun,” dedim. Gözleri kızarmıştı ve her zaman açık düzenli olan saçlarını topuz yapmıştı. “Evet, yorucu ama eğlenceliydi. Şimdi duş alıp hemen uyumak istiyorum,” dedi. Banyoyu ona bırakıp odama geçtim. Üzerime hemen koyu renk bir kot pantolonu geçirdim ve üstüme de açık mavi gömleğimi giyip, pantolonumun içine koydum. Bez çantamı ve diğer eşyalarımın bulunduğu çantamı da alarak evden çıktım. Saçlarımı açık bırakıp güneş gözlüğü takmakla yetindim. Bir renkli nemlendirici dudaklarıma yeterdi bile. Apartmandan çıkarken kapıda her zaman ki gibi Demir Bey ’in adamını gördüm. “Günaydın Neva Hanım,” dedi. Gözlerimi devirip ona cevap vermeden yanından geçecekken aklıma bir fikir geldi ve durdum. Onla konuşup Demir ’in soy ismini ne işle meşgul olduğunu ve bunun gibi bilgileri öğrenebilirdim. “Günaydın günaydın. Ya senden bir şey rica edecektim de,” dedim tüm cilvemi kullanarak. “Tabi efendim, ne isterseniz.” “Ben bugün işe geç kaldım. Beni sen bırakabilir misin rica etsem? Sen daha hızlı kullanıyorsundur eminim,” dedim. Gözlerinin içine bakarak. “Tabi tabi, buyurun lütfen,” dedi ve beni arabasına yönlendirirdi. Arka kapısını açtığında geri kapatıp ön koltuğuna geçtim. “Ee, kapımdasın ama ismini bile bilmiyorum,” dediğimde şaşkınlığını gizleyemiyordu. “Şey efendim benim adım Alp ,” dedi. Bana asla bakmıyordu ve direksiyonu son derce sıkıyordu. “Alp, seninle anlaşma yapmak istiyorum. Öncelikle senin kapımda olmandan çok rahatsızım fakat Demir Bey ’e,” Demir Bey derken imalı konuşmuştum. “ itiraz edemiyoruz madem kabullenmek zorundayız. Bana lütfen efendim hanım vs. kelimeleri kullanma lütfen. Bana sadece Neva de,” dedim. Hâlâ bana bakmamakta ısrar ediyordu. “Tabi, efendim dememeye çalışırım fakat resmiyeti korumak adına size Neva Hanım demeliyim,” dedi. Haklıydı. “Peki peki, hanım diyebilirsin,” dedim. Konuya girmenin tam sırasıydı. “Demir ile kaç yıldır çalışıyorsunuz?” dedim. “Sayamacağım kadar uzun yıl olmuştur efendim. Şey pardon Neva Hanım,” dedi. Alışması zaman alacaktı. İşim ile evim arasında ki uzaklık çok değildi. O yüzden hızlı olmalıydım. “Demir Bey ’in soy ismi neydi. Ona teşekkür etmek adına çiçek göndermek, hediye almak istiyorum da ismine özel olsun istiyorum,” dedim inanmasını umarak. “Ne güzel bir düşünce,” dedi. Bu sefer bana hatta direk gözlerime bakmıştı. Gözlerinden geçen bir şüphe ışığını görebiliyordum. “Arathan, Demir Arathan,” dedi hâlâ gözlerime bakmaya devam ederken. “Ne kadar da güçlü bir soy isimmiş öyle dedim.” Bu sırada yolu tarif etmiştim ve ofisin önüne gelmiştik. Bu kadar kolay ve hızlı bulması beni şüphelendirmişti. Sanki daha önce biliyor gibi. “Öyledir Neva Hanım. İyi günler,” dedi. “İyi günler Alp,” dedim ve arabadan indim. Arkama bakmadan ofise girdim. Hemen bilgisayarımı a…