SÜMBÜL KOKUSU
Yazar: Emel B.T

༺❈༻ NEVA ༺❈༻ Sabah mutfaktan gelen mis gibi kokularla uyanmıştım. Işıl yine benden erken uyanmış olacak ki hemen kahvaltı hazırlama görevini devralmıştı. Bugün pazardı ve benim miskinlik zamanımdı. Hiçbir kaygım olmadan sadece kahvaltı keyfimi yapmak istiyordum. Yataktan kalkıp önce banyoya ardından da mutfağa geçtim. Işıl zaten her şeyi hazırlamıştı. “Günaydın uykucu,” dediğinde elinde ki tabakları tezgâhtan alıp balkona çıkıyordu. “Ben ne kadar uyumuşum öyle ya?” Dedim saatin bile farkında olmadan. “Ben sana, saat öğlen on iki olmuş diyeyim sen anla ne kadar uyuduğunu,” dedi. Haklıydı birkaç gündür yaşadığım strese bedenim uyuyarak karşılık vermişti. Işıl ’a yardım ettiğimde balkonda ki masamız bizim için enfes gözüküyordu. Işıl, domatesli ve kaşarlı tost yapmış yanına da zeytin koymuştu. Bizim için yeterliydi. “Bugün iş aramaya gideceğim,” dedi Işıl birden. Gözleri uzaklara dalıyordu içinde yaşadığı kıyameti anlamaya çalışıyordum ama anlatmak yerine içinde yaşıyordu. “Kendini toparladığında arayabilirsin Işıl, kendini zorunlu hissetme,” dedim elini tutarken. “Zorunlu hissetmek gibi değil de Neva ,“ durdu dışarıya bakıp gözlerini kırpıştırdı, “Sana yük oluyormuşum gibi hissediyorum,” dedi sonunda. “Saçmalama Işıl ne olursun. Bunu daha önce defalarca konuştuk bana yük değilsin, hiçbir zamanda olmadın,” dedim. Ağzımda ki lokma boğazımı yırtarak inmişti. Işıl uzun zamandır çalışmıyordu. Yaşadığı ağır panik atak krizlerinde hayattan kopma noktasına gelmişti. Çocukluğunda yaşadığı ağır travmalar günümüzde Işıl ’a panik atak krizleri olarak dönmüştü. Önce işe gidemez olmuş ardından da evden çıkması bile bir mücadeleye dönmüştü. Başlarda geçeceğini düşünse de asla geçmemiş, katlanarak artmıştı. Her döneminde yanında olduğum gibi o dönemde de yanındaydım. Birlikte psikolog bulmuş ve seanslara beraber gitmiştik. Zamanla krizler azalmış, ilaçlar ve terapiyle yeniden hayata tutunmuştu. Artık daha iyiydi. Sarp olayını bile panik atak geçirmeden atlatabilmişti. Terapiler ve ilaçlar etkisini göstermişti. Artık çalışmak istiyordu. Ona engel olmayacaktım, belki de çalışırken kendini daha iyi hissedecekti. Düşüncelerimi okuyormuş gibi, “Çalışmak bana daha iyi gelecek Neva,” dedi elimi sıkıca tutarken. “Başlamaktan korkuyorum, yeniden kriz geldiğinde ne yapacağımı düşünüyorum ama düşüncelerimin kölesi olduğumda bir adım daha atamıyorum.” ekledi gözleri dolarken. “Lütfen Neva, bana bir şans ver,” dedi. Ona şans vermek demek onu yeniden ateşe atmak gibi geliyordu ama o böyle istiyorsa onu desteklemek en büyük borcumdu. “Sen neye karar verdiysen ben her zaman arkandayım benim güzel Işıl ’m. Sadece kendine yüklenme ve terapileri aksatma olur mu?” dedim ona kocaman sarılırken. “Çok teşekkür ederim Neva. Terapi ücretleri, ev kirası, faturalar derken sen de çok yoruldun kardeşim. En azından terapi ücretlerini kendim ödersem daha iyi olacağım,” dediğinde gözlerinden akan yaşlar çenesinden süzülüyordu. Benim de gözlerim dolduğunda , “Sana bu gün saçmalama demekten yoruldum kızım. Sen yaparsın ben sana güveniyorum. Kendin için en iyi olduğunu düşündüğün her noktada arkanda ben olacağım. Bunun için senden izin alacakta değilim,” dedim doğrularak. Onun gözyaşlarını sildim ve daha da yaklaştım. “Bu tostu soğuk yemem için mi yaptın?” dedim fısıldayarak. Sanki büyük bir sırmış ve kimse duymaması gerekiyormuş gibi. “Aman Neva,” dedi buruk bir kahkaha atarak. İştahla tostumu yerden dışarıdan korna sesi duyuldu. “Pazar pazar bu insanlar çok anlayışsız,” dedim Işıl ’a. Korna sesi devam ettiğinde Işıl merakla aşağıya doğru eğilip baktı. “İnsanlar anlayışsız mı bilmem ama senin kişisel rahatsız ve anlayışsız insanın gelmiş,” dedi bana çapkın bir gülümseme gönderirken. “Neyim, neyim?” dediğimde bende onunla birlikte aşağıya baktım. Evet doğruydu. Kişisel anlayışsız, rahatsız, laftan anlamayan, gıcık insanım gelmişti ve arabadan inip bana büyük heyecanla el sallıyordu. Cebinden telefonunu çıkarak bana gösterdi ve telefonum çaldı. “Aşağıya in Neva,” dedi. Emir verm…