KONAK : Sümbülün Sırrı

KIR ÇİÇEKLERİ

Yazar:

KONAK : Sümbülün Sırrı - Emel B.T kitap kapağı
KONAK : Sümbülün Sırrı kitap kapağı

༺❈༻ NEVA ༺❈༻ Tüm gece uyuyamamıştım. Sürekli kâbuslar görüp uyandım. Geri uyuduğumda bile kâbusa devam ediyordum. Kâbusların ağırlığı ile erken kalktım ve üstüme hızlıca bir şeyler geçirdim. Siyah bir taytın üstüne oversize bir kazak giyip kafama bir şapka geçirdim. Bugün cumartesiydi ve ofise gitmeyecektim. Bu gün o gündü. Mezarlığı ziyarete gidecektim. Mutfağa doğru geçerken, Işıl 'ın odasının kapısı aralıktı. Onu kapının aralığından izledim. Gözünde göz bandı vardı ve sarı saçları dağınıktı. Yastığına sarılı bir şekilde deliksiz uyuyordu. Mutfağa geçtiğimde hemen kendime bir kahve yapıp termosuma koydum ve ses çıkarmamaya özen göstererek, spor ayakkabımı giyip evden çıktım. Arabamı çalıştırdığımda ısınması için bir süre beklemem gerekti. Mezarlığa gitmeye can attığım kadar ayaklarımda geri geri de gidiyordu. Çünkü her seferinde mutlu girip, mutsuz çıkıyordum. Yol üzeri yeni açılan çiçekçide durup, mezarlık için uygun renkli menekşelerden aldım. Mezarlığa vardığımda, toprağının nemli olduğunu görmüştüm. Çiçekleri ekmek için ellerim ile çiçeğin köküne yer açtım. Çiçeği ekerken konuşmak istedim ama sesim hiç olmadığı kadar sessiz çıkıyordu. "Bak, o gün geldi çattı ve ben geldim. Gelmeyeceğimi söylediğim halde," dedim. Gözyaşlarım gözlerimi yaktığında süzülmesine izin verdim. "Evet, beni hiç bırakmayacağını söylediğin bugün ve sözünü tutamadığın ve benden uzakta nefesini verdiğin gün," dediğimde boğazımda olan yumruk nefes almamı zorlaştırıyordu. "Nefesini verdiğinde yanında olamadığım gün doğru olur. Böyle olmak zorunda mıydı?" diye sordum mezar taşına sanki cevap verebilirmiş gibi. "Belki de ayrılığın böylesi daha iyiydi değil mi? Beni o gün bırakmasaydın belki seni bırakmaya hiç cesaret edemezdim," diktiğim çiçekleri sulamaya başladım. Ve soğuk mermere oturup yazısı bile olmayan mezar taşına baktım. Ne kadar süre oturduğumu bilmiyordum. En sonunda vedalaşma zamanı geldiğini hissettiğimde, "Her ne olursa olsun, ben seni çok özlüyorum," dediğimde gözyaşlarımı koluma silip kalktım. Mezar taşını okşayıp "Tekrar gelebileceğimden emin değilim. Sen beni bekleme yine de. Benim senin geleceğini beklediğim kadar-" durdum derin nefes aldım ve "-hiç bekleme," dedim yanından uzaklaşırken mezara dönmeden yürümeye devam ettim. "Hoşça kal," dedim ve arabama doğru yürüdüm. Gözyaşlarım bir kez daha gözlerimi yaktığında koluma sildim ve ellerime baktım. Ellerim çamur içindeydi. Arabada ıslak mendille sildim ve taytımın ayakkabımın çamur olduğunu gördüm. Önemsemedim, ıslak mendille silmeye çalıştım. Her ne kadar çıkmasa da umurumda değildi. Geçmişim çamur altında yatarken benim kıyafetlerimin çamur olmasının bir önemi yoktu. Saat henüz erkendi ve bende arabamı şehrin batı çıkışına doğru sürmeye başladım. Evet, konağa gidiyordum. Bir kez daha. O raporu bitirmeye ihtiyacım vardı. O raporu bitirecektim ve Hakan Bey 'in ısrarından kurtulacaktım. Vereceği iki kuruşluk prime bile ihtiyacım vardı. Tüm cesaretimi toplamıştım zaten sabahın erken saatlerinde ne olabilirdi ki? Kuşlardan başka. Konağa giden güzel yollar, konağın yolunun korkunçluğunu gizlemiyordu. Hâlâ mezarda ki duygularımın esiriydim ve şarkı bile açmadan koca yolu gitmiştim. Dönüşte Elif Teyze' ye uğrayıp kıyafetlerimi alabilir hem de teşekkür edebilirim diye düşündüm. Demir in orada olacağını zannetmiyordum. Belki de oradaydı? Konağa dönen yola saptığımda yavaşladım. İlerleyemiyordum. Ormanda ki korkunç baykuş sesleri ve köpek sesleri sanki hâlâ kulağımda çınlıyordu. Daha fazla ilerleyemeden arabamda ani fren yaparak durdum ve el frenini çektim. Arabamda benimle aynı fikirde olacak ki durmuştu. Arabadan inmek istedim ama yapamadım. O gece sadece koştuğum an aklımdan çıkmıyordu. Düştüğüm an aklıma geldikçe başımda ki yara acıyordu sanki. Derin nefesler aldım, verdim. Aldım ve verdim. "Hadi kızım, yapabilirsin," dedim kendime. Kendimden güç almış olacağım ki daha da cesaretlendim. "Evet ya, alt tarafı üst kattan da iki odanın ölçüsünü alsam, fotoğraflarını çeksem, yeter," dedim sesli bi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku