ARAT’HAN
Yazar: Emel B.T

༺❈༻ DEMİR ༺❈༻ Bela!(Neva): Kapımda ki adamından öğrenebilirsin iyi olup olmadığımı. Bu kız tam olarak ukalaydı. Onun için yaptıklarımı görmüyor bir de üzerine bana kızıyordu. O hırsız, yeniden eve gelip onlara zarar vermemesi için kapısına adam bırakmıştım. Ama o bana teşekkür edeceğine bana isyan ediyordu. Onu ve arkadaşını korumak içindi hepsi. Bunu anlamak yerine ukalaca konuşuyordu. Telefon numarasını dağ evinden çıkmadan önce almıştım. Önce onun arabasından eşyalarını alıp kendi araba yerleştirmiş, sonra çantasından telefonunu alıp kendime mesaj atmıştım. O görmemesi için de mesajı silip geri yerine koymuştum. Tamamen önlem amacıyla almıştım numarasını. İstediğimde vermeyeceğini biliyordum. Gerçi neden isteyeyim ki? Kendi yollarımla halletmiştim işte. Mesajına ne kadar uzun süre baktım bilmiyordum. O adamlar seni ve arkadaşını korumak için bela! Yazdım, sildim. Bu seni ilgilendiren bir durum değil . Yazdım ve tekrar sildim. Elbette onu ilgilendiren bir durumdu. Onu neden korumak istediğimi bende bilmiyordum ama ona karşı hissettiğim bir etki vardı. Bunu inkâr edemiyordum. Bu etki neydi ve neden beni sarsıyordu bulacaktım. Ben(Demir): Gayet iyisin. İyi geceler bela. Yazdım ve hiç düşünmeden gönderdim. Eğer yeniden düşünseydim yine göndermekten vazgeçecektim. Telefonu ofisimde ki masaya fırlattım. Elimde ki viski şişesini ve bir viski bardağını aldım ve balkonuma çıktım. Bardağımı doldurduğum viskiden bir yudum içtim ve uzaklara daldım. Bu gece manzara harikaydı. Boğaz manzarası, uzaklarda ki belli belirsiz ışık huzmeleri ve dolunay. Evimin, annemin değimiyle yalının konumu iyiydi. Ne diğer yalılar gibi göz önünde, nede göz ardı edilebilecek yerdeydi. Etrafında ki ağaçlar ile yeteri kadar mahremiyet sağlanıyordu. Bu da benim ailem için önemliydi. Özellikle bizim gibi bir aileyseniz mahremiyet en önemli konulardan sadece biriydi. Babam yıllar önce bir çatışma sırasında vurulduktan sonra ölümden dönmüştü ve zorunlu emekli olmuştu. Annemin zoruyla… Annem ise yıllarca tek gayesi abim ve benim yaşamam olmuştu. Yaşadığımız hayat ve yaşattığı travmalar umurunda değildi. Hayattaysak bu yeterliydi. Abim yıllar önce avukat olmak istediğini ve aile işlerinin umurunda olmadığını söyleyip yurt dışına üniversiteye gitmişti. Hayır, yurt dışına üniversiteye değil, bu aileden ve pis işlerinden kaçmaya gitmişti. Daha sonra avukatlığın ona göre olmadığını söyleyip ticarete atıldı. O hayatı ile ilgili bencilce kararlar alırken bana tercih hakkı sunulmamıştı. Ben seçeneği olmayan, zorunlu bırakılan olmuştum. Ben bu ailenin pis işlerini paravan işlerle yürüten kişi olmuştum. Ve ben hayallerini mezara atıp üzerine gün geçtikçe kürek kürek toprak atan olmuştum. Ben hayallerinde yaşamaya umutla bağlı olan Demir ’i gömmüş ve tüm duygusuzluğunu ceplerine dolduran Demir Arathan olmuştum. Soyadımda geçen arat kelimesinin anlamı gibi; cesaret, yüreklilik, yiğitlik ve kahramanlık bekleniyordu benden. Ben hepsi olmuştum belki ama hepsi bir ben olamamıştı. Benim içimde yaşayan asıl Demir ’i kimse görmemişti. Görmek istedikleri sadece kelimelerdi. Bende onlara istediklerini vermiştim. Derin düşüncelerimden abimin sesi ile sıyrıldım. Bir yudum daha aldığımda yanıma bardağı ile geldi. Bardağını doldurduğumda bana sadece bakmakla yetindi. “ Eee, Diren Arathan. Seni burada görmek ne büyük şeref.” Dedim alayla. Kolay kolay yanıma gelmezdi. “Evden kaçtım artık seninim .” Dedi o da benim gibi. “Şaka bir yana da sana yardımcı olmak istiyorum Demir.” Dedi neyden bahsettiğini anlayabiliyordum. “Artık benim değil misin yani? İnsanın abisi bile sevmezse, diğerleri niye sevsin ki?” dedim alınmış gibi. “Diğerleri? Seni sevmesini istediğin biri mi var ?” dedi meraklı meraklı. Sanki yakalanmışım hissinden kurtulmak için hızlıca odama geçtim. Masamın önünde ki rahat tekli koltuklara oturdum. Hayır, oturmadım, adeta yayılmış bir şekilde uzandım ve ayağımı sehpaya uzattım. Başımı koltuğa yasladım ve abimi dinlemeye koyuldum. “Ağa ile olanları duydum. İzin ver ben senin vekâl…