BELA
Yazar: Emel B.T

༺❈༻ NEVA ༺❈༻ “Neva?” dış kapıdan bana seslenen kişi Demirdi. Gözlerim şaşkınlık ile büyürken Işıl ’ı bırakıp kapıya koştum. “Sana git demiştim.” Dedim. Olayın şokuyla ne yapacağımı bilmeden her odayı geziyordum. Neler aldığını, ne kaybımız olduğunu anlamaya çalışıyordum. “Ne olmuş burada?” Demir ayakkabılarıyla içeriye girmişti. Peşimden koşturuyordu. Işıl ’ın odasının önüne gelip sadace baktı ve konuşmadan beni takip etmeye devam etti. Odamın kapısını sertçe açtığımda odamın da darmadağınık gördüm. Hemen makyaj masamdaki çekmeceyi açtım ve kolye kutumu gördüm. Kolye kutumu bir umutla açtım ama içi boştu. “Tüm evi alsaydın, ama bunu almasaydın.” Dediğimde yere yatağıma oturup ağlamaya başladım. Gözyaşlarım yüzümü ıslatırken Demir ’de yanıma oturdu. O kolye bana babamdan kalan tek hatıraydı. Zinciri kırıldığı için henüz yaptıramamıştım. Kolyemin ucunda kuzey yıldızı vardı. Çocukluğuma ve babama dair bütün anılarım silinmişti neredeyse ama babamın kolyeyi verirken söyledikleri zihnimden hiç silinmemişti. “Kuzey yıldızları her zaman kuzeyi gösterir kızım.” Kolyeyi boynuma takarken konuşmasına devam ediyordu. “Doğru yönü bulmayı, umudu, sadakati ve istikrarı simgeler.” Derken önüme geçip küçük yüzümü avuçlarına aldı ve “ Kuzey yıldızı senin hayatın boyunca referansın olsun kızım.” Diye ekledi. Senin için önemli miydi?” Demir bana bakmadan odayı inceliyordu. Ağlamamdan hoşnut değildi. “Hem de çok.” Diyebilmiştim sadece. “Babamdan kalan tek hatıraydı. Kuzey yıldızı senin hayatın boyunca referansın olsun kızım. Derken ses tonu hâlâ zihnimden çıkmıyor.” Diye ekledim. Bana dönüp baktı. Yüzümden süzülen yaşları elinin tersi ile sildi ve “Onu bulacağım.” Dedi. Sıcak ellerinin dokunuşu ile gözlerimi kapatıp istemeden teslim oldum. Gözlerimi açtığımda kapıda Işıl bizi izliyordu. Demir, Işıl ’a baktığımı gördüğünde o da kapıya baktı ve elini yüzümden çekti. Işıl koşarak yanıma geldi ve yere oturup dizlerime sarıldı. “Çok özür dilerim Neva. Seni dinlemeliydim.” Gözyaşları dizlerimi ıslatıyordu. Elimle yüzünü kaldırdım ve yanıma oturması için elimle yatağı gösterdim Yanıma oturduğunda ona sıkıca sarıldım. Işıl otururken Demir ayağa kalkmıştı. “Senin suçun yok Işıl’ım, bilemezdin.” Dedim onu telkin etmek isterken. Işıl başını iki yana salladı ve “Hayır bilebilirdim. Sen beni uyarmıştın. Yeni tanıştığın birine asla güvenme demiştin.” Işıl cümlesini tamamlarken, Demir ile göz göze geldik. Bundan güç alır gibi Demir konuşmaya girdi. “Bunu yapan kim?” sesi kısa ve net çıkmıştı. Işıl önce Demir’ e sonra bana baktı. Anlamsız bakışları ile gözlerime bakarken, bu kim? Der gibiydi. Merakına yenilerek ,“Asıl sen kimsin?” dedi. Gözlerinde ki sorgu memuru yargı dağıtıyordu. “Neva anlatır sana kim olduğumu.” Dedi geçiştirerek. “Bunu yapan kim? Fotoğrafı var mı?” diye de ekledi. Işıl kolay pes etmişti. Daha sonra benim üzerimde sorgu memurluğuna devam edecekti. “Sevgilim zannettiğim ama beni kandıran, bir aylık ilişkiyi bir şey kendisini de adam sandığım biri.” Dedi gözleri boşluğa bakarken. Demir istediği cevabı alamamıştı. “Yani kim? Adı soyadı, fotoğrafı yok mu?” dedi haklı olarak. Işıl omuzlarını çekerek cebinden telefonunu çıkardı ve sevgilisinin sosyal medyasına girdi fotoğrafını gösterdi. Demir Işıl ’ın elinden telefonu alarak, kendi telefonu ile ışılın telefonunun fotoğrafını çekti. İsmine bakmak için profilinde gezindi. “Ben onu bulurum dedi.” Odadan çıkarak evin dış kapısına doğru yürüdü. Arkasından koşarak , “Hey nereye gidiyorsun. Ne demek onu bulurum. Polisi aramalıyız dedim.” Kapıda durup omuzunun üstünden bana baktı. “Polise gerek yok, ben onun adaleti olurum.” Dedi ve merdivenlerden aşağıya inmeye başladı. Peşinden bende merdivenleri inerken ayakkabımı giymediğimi fark ettim. İki metre ayakları ile merdivenleri üçer beşer iniyordu. Ona yetişmem için uçmam lazımdı ve üzerimde bana on beden büyük bir eşofman varken bu çok zordu. Binanın dış kapısına geldiğinde sesimle durdu. “Neden ya neden? Neden bana yardım ediyorsun?” dedim sesim beklediği…