AYRILIKLAR MUTLULUKLAR
Yazar: sperswii

Arkadaşımın ani rahatsızlığı, planlarımda olmayan bir sorumluluğu kucağıma bırakmıştı. Dosyanın üzerinde sadece bir adres ve 'İnşaat Mühendisi' notu yazılıydı. İzmir'in o yeni mahallelerinden birindeki evin kapısını çalarken, karşımda duracak adamın, tasarım dünyamı nasıl altüst edeceğine dair tek bir fikrim bile yoktu. Arkadaşımın ani rahatsızlığı, planlarımda olmayan bir sorumluluğu kucağıma bırakmıştı. Dosyanın üzerinde sadece bir adres ve 'İnşaat Mühendisi' notu yazılıydı. İzmir'in o yeni mahallelerinden birindeki evin kapısını çalarken, karşımda duracak adamın, tasarım dünyamı nasıl altüst edeceğine dair tek bir fikrim bile yoktu. Kapının önünde derin bir nefes aldım. Çantamdaki ölçü aletlerinin ağırlığı omzumu biraz sızlatsa da, profesyonel duruşumdan ödün vermemeye kararlıydım. Bir iç mimar olarak düzene ve simetriye olan tutkum, bu dosyadaki her detayda gizliydi. Zili çalmadan önce elimdeki kağıdı son bir kez kontrol ettim: Daire 14. Zile bastım. İçeriden gelen ayak sesleri, evin boş ama yankılı olduğunu ele veriyordu. Kapı aralandığında, o tanıdık, hafif soğuk inşaat şantiyesi kokusunu alacağımı sanıyordum; yanılmıştım. Kapıyı açan kişi, beklediğim "huysuz mühendis" imajından çok daha farklı, üzerinde gri bir tişört ve elinde bir kalemle öylece duran, karizmatik bir yabancıydı. Gözlerimiz bir anlığına buluştuğunda, konuşmak için hazırladığım tüm kurumsal cümleler boğazımda düğümlendi. Adamın bakışlarındaki o meraklı ama mesafeli ifade, sanki buraya bir dekorasyon projesi için değil de, huzurunu bozmaya gelmiş bir davetsiz misafir olduğumu haykırıyordu. "Siz..." dedi, sesi beklediğimden daha derin ve etkileyiciydi. "Arkadaşınızın yerine gelen mimar olmalısınız." Başımı hafifçe sallayabildim sadece. "Ben Alisa. Projenin geri kalanını tamamlamak için geldim. Kapıyı biraz daha aralayıp içeri girmem için işaret etti. İçeri girdiğimde "Ben Rüzgar," dedi, kapıyı arkamdan kapatırken. Sesi, boş odalarda yankılanarak daha da otoriter geliyordu. "Projenin ne kadar geciktiğini biliyorsunuzdur umarım?" Gülümsemeye çalıştım ama pek başarılı olamadım. "Biliyorum, aksaklık için üzgünüm ama projenin detaylarına hakimim. Arkadaşımdan tüm notları devraldım." Rüzgar, elindeki kalemi tezgâhın üzerine hafifçe vurdu. Gözleri, eskizlerimden ziyade, sanki bir hata arıyormuşçasına duvarlara takılıyordu. "Notlar önemli değil, Alisa Hanım. Buradaki sorun, evin ruhunun henüz hesaplamalarıma uymuyor oluşu. Ben her şeyin milimetrik olmasını isterim; estetik kaygılarınız, statik hesaplamalarımı bozmasın istiyorum." Pardon? Kaşlarımı istemsizce kaldırdım. "Mühendis bey, estetik kaygı dediğiniz şey, sizin o soğuk beton bloklarınıza 'ev' dememizi sağlayan tek şeydir," dedim, sesimdeki meydan okumayı gizleyemeyerek. Rüzgar bir an sustu. İlk defa kaşlarını çatmak yerine, yüzünde hafif, neredeyse fark edilmeyecek bir tebessüm belirdi. "Demek sadece çizim yapmıyorsunuz, aynı zamanda savunma da yapıyorsunuz." Bana doğru bir adım attı. Aramızdaki mesafe azaldığında, onun o baskın karakterini daha yakından hissettim. Elini duvardaki bir kolonun üzerine koydu. "Bakalım," dedi, başını hafifçe yana eğerek. "Bir hafta boyunca bu evi bana yaşanabilir bir yer yapabilecek misiniz, yoksa sadece dekoratif objelerle mi oyalayacaksınız?" Elimdeki dosyayı sıkıca kavradım. Meydan okuması hoşuma gitmişti. "Bir hafta sonra," dedim, doğrudan gözlerinin içine bakarak, "Bu evin neden sadece bir 'inşaat projesi' değil, bir yaşam alanı olduğunu size kanıtlamış olacağım. Hazırlıklı olun." Rüzgar, sanki bir savaşa hazırlanıyormuşuz gibi çenesini hafifçe havaya kaldırdı. "Pekala," dedi ve elini evin içine doğru uzattı. "Madem bu kadar iddialısın, o zaman göster bakalım." Söyledikleri beni hem şaşırttı hem de biraz olsun yumuşattı. Demek ki sadece katı hesaplarla değil, mekânın ruhuyla da ilgileniyordu. Ayakkabılarımı çıkardım ve tozlu zeminde, dikkatli adımlarla ilerlemeye başladım. Ev gerçekten genişti; İzmir’in o uçsuz bucaksız deniz manzarasını içine alan büyük pencereleri vard…