Kökler ve Dikenler

4- Zirvenin Kralı

Yazar:

Kökler ve Dikenler - Elif kitap kapağı
Kökler ve Dikenler kitap kapağı

Portala adım attığım andan itibaren sadece karanlık vardı. Hiçbir şey görmüyor veya duymuyordum. Ellerimde hissettiğim boşluk daha da ürpermeme sebep oldu. Oysa adım atmadan önce Ros’un elini tuttuğuma neredeyse emindim ama şu an hiçbir şey yoktu. Sadece hiçlik. Bu duyguyu daha önce de yaşamıştım. Nerede olduğunu hatırlamama fırsatım olmadan kendimi yine soğuk mermer zindanda bulmuştum. Her şey aynıydı. Kardeşim ve kan kokusu bıraktığım yerdeydi. Altın parmaklıkların ardındaki karalığın bir an titrediğini hissettim. Anlamak için yaklaştığımda duman benzeri bir silüeti fark ettim. Ne olduğunu kim olduğunu anlayamıyordum ama oradaydı. Nefes alıyordu, bize bakıyordu ama görebildiğim tek şey kan kırmızısı gözleri ve dalgalanan saçlarıydı. Suratıma esen serin rüzgâr beni gerçekliğime geri getirmişti. Kolumdan sıkıca tutan Ros yığılmama engel olmuş olmalıydı. Gözlükten gözlerimi göremese de az önce bir görü gördüğümü fark etmişti. Yanımıza gelen Albert bir şeyler şüphelenmeden toparladım kendimi. “İyi misiniz? Mideniz mi bulandı?” evet anlamında kafamızı salladık. Neyse ki verdiği gözlüklerin arkasına saklanabiliyordum. Gözleri ikimizin arasında mekik dokurken bakışları açıkça değişmişti. Bir şeyler anladığından endişelensek de olan şey başkaydı. Annem onu hipnotize ederken başkente kadar demişti. Ve şu an etkisi geçiyordu. Karşısında Andreas Richter’in torunları olduğunun yeni farkına varmış gibiydi. Ona hak vermemek elde değildi. Çünkü ben bile hala farkına varamamış gibi hissediyordum. Okullarda başarılarını anlattıkları 400 yıllık bir çınardı o. İsmi bile hem korku hem saygı uyandırıyordu. Dedemiz olduğunu anladığımdan beri hem mutluluktan hem de korkudan ağlamak istiyordum. Bulunduğumuz yeri fark ettiğimde Ros’a biraz daha yaklaştım. Başkent Valthera’nın dış surlarına gelmiştik. Metrelerce yukarı uzanan kiremit rengi surlar gökyüzünü görmemize bile engel oluyordu. Etraftaki dağlar, akan sular cennet dedikleri yere gelmiş hissettiriyordu. Kuş cıvıltıları ve taze çimen kokusu ile el değmemiş bir mabedi andırıyordu. Başkentin dağların arasında bulunan bir cennet olduğunu söylerlerdi. Surların içi hakkında hiçbir fikrim yoktu ama portalların arkasından görünen bu yeşil dağlar söylediklerinin abartı olmadığını hissettiriyordu. Diğer gruplar eşlikçileri ile surların iç kısmına girmeye başladıklarında biz portal alanının dışına çıkmış surların kapısına bakan çardaklardan birinde oturmuştuk. Albert’in askerleri ve Lucas’ın takımı birkaç çardak ötemizde bizi bekliyorlardı. Lucas da yanımıza geldiğinde “Majestelerinin size eşlik etmesi için gönderdiği ekip birazdan burada olacaktır. Artık gözlüğünü çıkarabilirsin.” Dedi. Mor essentianın hala tenimden aktığını hissediyordum. Etkisi geçmemiş olmalı. Gözlerim normale dönene kadar biraz daha oyalanmalıydım. “Geldikleri zaman çıkarırım. Hem dayımın eşi de bizi almaya gelecekti. Onların da gelmesini beklemeliyiz.” Dedim. Dayım. Varlığımızdan haberi bile olmayan dayımız. Lucas bizi anlamadığını belirten bir ifade takındı. “Başkentte yaşayan akrabalarınız mı vardı? Onların buraya gelmemesi onlar açısından daha iyi olur. Şifacıyı saklamakla suçlanabilirler. Sahi sizin dayınız kimdi?” biz de bilmiyoruz ki. Albert kısık bir sesle cevapladı onu “Maximilian Richter.” demek adı buydu. Lucas önce duyduklarını anlamlandırmaya çalıştı sonra gözlerini kocaman açıp bize döndü. “Bu dumurumda dedeniz Lord Richter mi? Annenizin bir yerden tanıdık geldiğini biliyordum. Bunu fark edemediğime inanamıyorum.” Suratında kızgın bir ifade vardı. Daha ziyade kendine kızıyordu. “O zaman sizi almaya Leydi Laura geliyor. Yani gerçekten şifacıyı mı saklıyorlardı?” Onaylamaz gibi kafasını iki sana sallayıp bizi kınadığını belli ediyordu. Ros hemen araya girdi. “Hayır bizi biliyor ama ablamın şifacı olduğundan haberleri yok. Hatta bu yüzden ta Horasa’da yaşıyoruz ya. Şimdi geldiğinde öğrenecek.” Saklanıyoruz dese az belli ederdi. Albert de biliyordum der gibi gözlerini kısmış ukala bir gülümsemeyle bize bakıyordu. Portal k…

Bölümün tamamını WritePad'de oku