Kökler ve Dikenler

2- Seçimler ve Sonuçlar

Yazar:

Kökler ve Dikenler - Elif kitap kapağı
Kökler ve Dikenler kitap kapağı

Seçimler ve Sonuçlar Arken olmak bu dünyada olabilecek en muazzam şeydi. Sadece doğduğunuz için sahip olduğunuz bu ayrıcalıklar sizi, ailenizi ve sizden sonra gelen neslinizi koruma altına alırdı. Önünüzde diz çökülür ve dünyanın bütün zenginlikleri ayaklarınızın altına serilirdi. Bu tanrının bir hediyesiydi. Peki biz neden evimizi sırtımızda taşıyorduk. Biz neden kaçıyorduk. Yıllardır bunları sorup duruyordum. Anneme, babama, kendime. Hiçbir zaman bir cevap alamadım ve artık alamayacağımı da biliyordum. Kabullendim ve köşeme çekildim. Ama artık kaçamayacağımız bir noktadaydık. Akıp giden yolu izlerken kafamın içi boşalmış gibi hissediyordum. Yıllardır beni tehdit eden iç sesim, annemin söyledikleri, yaşananlar tamamen susmuştu. Askerlerin zırhlı aracında evimize doğru gidiyorduk. Yapabilirdim, onları hipnotize edip kaçabilirdik ama yapamadım. Araç şehrin sokaklarından geçerken kutlama yapan insanları yararak ilerliyordu. İnsanlar, çoktan portala doğru yola çıkmaları gerekirken bu aracın neden hala burada olduğunu sorguluyorlardı. İçerisi görünmediği için kendimi şanslı hissettim. İki Askerin karşısına oturtulmuştuk. Dikkat çekmemek için nefes bile almamaya çalışıyorduk. Mümkünmüş gibi. Onlar ise gözlerini bile kırpmadan bakışlarını ikimizin arasında gezdiriyorlardı. Merak dolu ifadeleri çok şey sormak istiyor gibiydi ancak komutanları olduğunu düşündüğüm asker konuşmamaları konusunda katı bir şekilde uyardı onları. Böyle bir araçla 10 dakika bile sürmeyecek yol bir ömür kadar uzadı. Ros eteğimin kumaşını tırnakları arasına almış çekiştiriyordu. Sanırım onun da hayalindeki bir suçlu gibi alınmamız değildi. Köydeki evleri bir bir geride bırakan araç arkasında büyük bir uğultu bırakıyordu. Başkent aracının bu köyde ne işi vardı. Bahçenin tahta kapısına vardığımızda derin ve sesli bir nefes aldım. Araçtaki askerlerin merak dolu ifadeleri arasında araçtan indik. Etrafa toplanmış köy ahalisi ise önce aracın neden burada olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. Sonra ise bizi gördüler. Daha doğrusu üzerimizdeki başkent pelerinlerini. Uyanışını gerçekleştiren Arkenlere başkente kabullerinin bir simgesi olarak temsil ettiği gücün pelerini giydirilirdi. Pelerinler beyaz ipekten dokunmuştu. Üzerinde ise mor renkli menekşe nakışları işlenmişti. 300yıldan fazladır şifacı görünmediği için pelerinleri de artık dikilmiyordu. Bu yüzden üzerime Ros’unki gibi bir kâhin pelerini vermişlerdi. Bu pelerinler için canını verecek insanlar tanıyordum. Bunu taşımak bir gurur kaynağıydı ama bu askerler bizi onurlandırmak için değil afişe etmek için giydirmişlerdi. Komutan evin kapısına vardığında iki kız kardeş yan yana durmuş annemizin kapıyı açtığındaki hayal kırıklığını görmeyi bekliyorduk. Ama öyle olmadı. Kapıyı açan annem beklediğimiz gibi görünmüyordu. Annemi daha önce hiç böyle görmemiştim. Üzerinde uzun şifon bir elbise vardı. Saçlarını şekillendirmiş omuzlarından aşağı bırakmıştı. Yakasında elmas ve altın karışımı başkentten olduğu belli olan bir broş vardı. Yüzünde hafif bir makyajla ve buna yakışan hafif bir gülümsemeyle bize doğru yürüdü. Topukluların tıkırtıları eşliğinde yanımıza kadar gelip komutanı buyur etti. Pencerelerinden bizi gizlice izlediğini sanan köy halkı annemin bu haline fal taşı gibi açılmış gözlerle izlediler. Yıllardır kimseyle konuşmayan dışarı çıkmayan annemi ilk kez görmüş gibiydiler ama asıl şaşırdıkları şey annemin eteğinin boyuydu. Halktan kadınların iş tulumları dışında uzun kıyafetler giymeleri yasaktı tıpkı erkeklerinin saçlarını kazıtmalarının zorunlu olduğu gibi oysa annem ayak bileklerine kadar uzanan elbisesiyle arzı endam etmişti. Onlar annemin zarif gülümsemesini görüyorlardı ama gözlerindeki hüzün karnıma yumruk yemişim gibi hissettirdi. Parmaklarındaki hafif titreme onu tanımayan birinin anlayacağı bir işaret değildi ama biz biliyorduk, annem ağlamamak için kendini zor tutuyordu. Komutan annemin mor gözlerini sorgular bir bakış atıp baş selamı verdi. “13. Güney alayı komutanı Katon Albert.” Karşılarında görmeyi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku