Kof: Göğü Yitiren Kuşlar

MARZİYE VE KAMURAN

Yazar:

Kof: Göğü Yitiren Kuşlar - pekbiafiliyalnizlik kitap kapağı
Kof: Göğü Yitiren Kuşlar kitap kapağı

Sellam! Nasıl gidiyoruz? Dinçer'i çok tatlı benimsediniz ne çok mutlu oldum bilemezsiniz, var olun🙏 Çoban güzelimizin ismini bu bölüm öğreniyoruz, var mı tahmini olan? Yorumlarınızı müthiş bir heyecanla bekliyor olacağım. Çok keyifli okumalar 💛🌸 medya: dinç ve beni ⚫ 5 Yıl önce -Diyarbakır Yaz mevsimine tezat geçen o keskin gecede, dışarıda esen rüzgâr odamın perdesini sanki içeri girmek istercesine havalandırıyordu. Yatağıma uzanmış, daha rahat uyuyabilmek için seçtiğim o koyu renkli perdenin dalgalanışını seyrediyordum. Perde her esişte daha kuvvetli aralanıyordu, dışarıda fırtına vardı ama benim içimde de ondan aşağı kalır bir fırtına yoktu. Tek fark, benim rüzgârımla rahatsız edebileceğim kimsem yoktu, perdem bile benden bağımsızdı. Kaçakçılık operasyonunun üzerinden iki gün geçmişti. Buralar yine o bildik durgunluğuna gömülmüştü. Haydar abi, "Bizim mevsimimiz henüz gelmedi," diyordu sık sık. Ben de o meçhul mevsimi, içimdeki sessizliğe sığınarak bekliyordum. Odamdaki bu ağır sessizliği telefonumun kuvvetli titreşimi böldü. Ekranda ikizim, diğer yarım Atlas vardı; görüntülü arıyordu. Kulağına taktığı beyaz kulaklıkları ve üzerindeki sporcu atletiyle Ortaköy sahilinde yürüdüğünü görünce yine babaannemlerin yanına gittiğini anladım. Telefonu karşıma sabitleyip aramayı cevaplandırdım. "Günaydın lan," dedim, sesimdeki yorgunluğu gizlemeye çalışarak. "Lan mı? Kapa, kapa... Hiç çekemem senin bu odunluğunu." "İşine gelirse koçum, bizde üslup böyle." "Az önce Jüjü'yle kahvaltı ettim. Kadın tam bir eski İstanbul hanımefendisi, öyle kibar, öyle zarif konuşuyor ki... Şimdi senin bu kaba sesini duyunca midem bulandı," dedi, her zamanki neşesiyle. "Babaannem nasıl?" Koşmaya devam ederken bir yandan da terini omzundaki havluyla sildi. "Çok iyi, keyfi yerinde. Anneme hediye olarak yeni bir silah almış, sana soracaktı 'Bu model olur mu?' diye ama daha uyanmamışsındır diye kıyamadı." "Markası neydi?" "Silah markasından ben ne anlarım abi? Sen bana yiyecek markası sor, lezzet sor." "Hızlı koşma, tempon çok yüksek, Atlas," dedim, içimdeki o bitmek bilmeyen koruma içgüdüsüyle. "Jüjü peşime şoförü Enver abii takmış zaten, anlamadığımı sanıyor. Enver abi de arkamda Dr. Watson gibi havalarda, dakika başı rapor veriyordur kesin." Astımı vardı Atlas'ın; bu yüzden ona karşı hepimiz hep bir adım daha dikkatli, hep daha korumacıydık. Ama bu dengeyi iyi kuruyorduk; onu işe yaramaz hissettirmeden, sadece iyi olduğundan emin olmak istiyorduk. "Ben yokken bu ilginin kıymetini bil," dedim iç çekerek. "İzne bir geleyim, babaannemin dizinin dibinden ayrılmayacağım." "Aynen kardeşim, aynen... Sen ancak sosyal medyadan Jüjü'yle olan fotoğraflarımıza bakarsın. Beni o buruşuk yanaklarıyla nasıl öptüğünü görünce kıskançlıktan çatlarsın artık." "Sensin buruşuk! Doğru konuş lan babaannemle. Ayrıca Jüjü ne anasını satayım? Doksan yaşında kadın o." "Kendi istiyor oğlum, keh keh gülüyor valla. Kafasındaki o klasik topuz tokasından başka hiçbir şeyi takmıyor kafaya." Öyleydi sahiden. Babaannem, eşini kaybettikten sonra uzun bir süre Ankara'da bizimle yaşamıştı. O kederli günleri bizim lise çağımıza denk gelmişti; bizimle o da kafayı dağıtmış, eskisine göre çok daha eğlenceli, hayat dolu bir kadına dönüşmüştü. "Jüjü bana sosyeteden birilerini ayarlayacakmış," dedi Atlas, hınzırca. "Lan o kadar zarif kadından bunu mu istedin cidden?" "Ben istemedim, o vizyoner kadın kendisi teklif etti." "Arsız herif seni." "Eskiden erkolar çok erken evleniyormuş abi, biliyorsun." "Erko ne lan?" "Erkeğin kısaltması işte şekerim, yeni nesil böyle diyor." "Oğlum 'erkek' çok mu uzun bir kelime? Dilin mi yoruluyor?" "Demir'i hatırlamıyor musun? Çocukken 'yeter' diyemez, 'yeto' derdi. Bizim ekipte bu genetik." Güldüğümde Atlas hemen gediğine koydu lafı: "Sen de 'umadı' derdin bana. 'Umadı Dinç' derdi Demir de sana." "Demir sana da 'İtlas' derdi şekerim, onu ne yapacağız?" "Olsun, bana gizlice yemek veriyordu, o yüzden onu çoktan affettim." "Koşudan sonra düzgün bir şeyler ye." "Enver abi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku