KOD ADI: KAMELYA

I BÖLÜM: EĞER UNUTULAN BİR GEÇMİŞ HÂLÂ YAŞIYORSA

Yazar:

KOD ADI: KAMELYA - Khayala Aliyeva kitap kapağı
KOD ADI: KAMELYA kitap kapağı

selammm! ben Hayale Aliyeva, namıdiğer yazarınız Hemera. nasılsınız okuriçelerimmm??? ilk bölümler her zaman zor olur, ilk nefes gibi geliyor. not: Bu kitapta yer alan kurumlar, kuruluşlar, olaylar ve karakterlerin tamamı hayal ürünüdür. Gerçek kişi, kurum veya olaylarla benzerlikler tamamen tesadüftür. Anlatımın inandırıcılığını artırmak amacıyla kullanılan yer, kurum ve uygulamalar kurgu çerçevesinde oluşturulmuş olup gerçek dünyayla doğrudan bir bağlantı taşımaz. Sigmund Freud, "Unutulan düşünceler nereye gider?" diye soruyor. İnsanları unuttuğumuzda onları nereye göndermiş oluyoruz? Unutan iyileşir, diyor Nietzsche. Unutsam ne uğruna iyileştiğimi nereden bileceğim? Renginin yeşilin hangi tonu olduğunu kestiremediğim gözlerim, yağmurun ıslattığı araba camının üzerinde korkuyla gezindi. Etrafta bir tehlike arıyordu bu gözler. Tehlikenin nereden geldiğini bilmediğimden hangi tarafa bakmam gerektiğini de bilmiyordum. Cama vuran şiddetli damlalar dışarıyı görmeyi bir hayli zorlaştırıyordu. Belirsizlik bedenimi ele geçiren korkuyu tetikleyen bir şey olduğundan olabildiğince cama yaklaşmaya çalıştım. Bu kez parmaklarım nefesimle buğulanmaya başlayan camın üzerine temas etti. Ankara'nın yakıcı soğuğu parmak uçlarımı incittiğinde hemen elimi geri çektim. Parmaklarımdan geriye kalansa camın üzerinde onun izinden akan ufak su damlalarıydı. "Tik tak." diye fısıldadım. Korkunun bastırdığı sesimi arıyordum. Saçımın bir tutamını gergin bir şekilde parmağımda çevirmeye başladım. "Tik tak. Lütfen beni kurtar." Sesim öylesine sessiz bir şekilde çıkıyordu ki ben bile onu duymakta zorlanmıştım. Benliğime garip gelecek şekilde birilerinden yardım dileniyordum ama şu an bu karanlık ormanda kimsenin bana yardım etmeyeceğinin de farkındaydım. İyice koltukta arkaya sindiğimde ön camdan bir varlığın bir anda çıkıp beni öldüreceği görünütüsü gözlerimin önüne geldi. Buğulu camın ardında bana bakan bir tehlike varmış gibi hissettim o an. Bu kez daha fazla korktum ve ellerimin arasında kimlik kartımı sıkı sıkı tutarken olduğum yere sindim. Adım Kamelya. Bir çiçek ismi. Annem gençliğinde sevdiği adamla evlenemediği için o adamın kendi kızına koyduğu ismi bana da koymak istemişti. İkisinin zamanında ortak seçimleriymiş bu isim. Annemin günlüklerinde okumuştum bunu. Babam tabii ki annemle ilgili hiçbir şey merak etmediğinden bundan hiçbir zaman haberi de olmamıştı. Kötü bir hatırayı kendinde taşıyan bir isme sahiptim yani. Annem neden kendisine böyle bir kötülük yapmıştı bilmiyorum ama kendimi hep lanet taşıyormuş gibi hissediyordum. Bu isme sahip bir insan olarak hayatım oldukça yoğun bir tehlikenin altında geçip gidiyordu. Bir gün böyle bir kaosun içinde kaybolacağımı ve kaybolduğum yerden kimsenin beni bulamayacağının da farkındaydım. Aynı şu an yaşadığım kaybolmuş histe kimsenin gelip beni kurtarmakla ilgilenmediği gibi öylece o boşlukta duracaktım. Boşlukta durmak da sorun değildi kendini küçüklüğünden beri yalnız büyüten biri için. Zihnimi daha da çıkılmaza soktuğumu farkettiğimde gözlerimi yavaşça açtım ve buğulun camın ardından dışarıyı izlemeye başladım. Annemi hatırlamak bünyeme iyi gelmemişti. Aniden dışarıda yağmur seslerine eşlik eden birkaç ses duydum. Bu ses kalbimin olabildiğince hızla çarpmasına neden oldu. "Gazeteci!" Hayır, hayır, hayır. İçinde bulunduğum bu durum kesinlikle bir kabus olmalıydı, aksi böylesine canlı hissettiremezdi. Parmağıma dolanan saçımı bıraktım. Yağmurun her cama vuruşunda bedenim buz kesiyor, daha fazla titriyordum, daha fazla kendi içime gömülüyordum. Zaten dışarıdaki havaya tezattı üzerimdeki kıyafetler. Gözlerimi iyice sıktığımda tekrar o sesi duydum. "Nerede saklandığını iyi biliyorum! Benden kaçamazsın seni korkak gazeteci! Başına gelenlerden ben sorumlu değilim bunu biliyorsun değil mi? Sana kaç kere benimle uğraşmamanı söyledim ancak sen her defasında kendi bildiğini yaptın. Ve sonucuna da bak! Beni gizli gizli gözetlemek ha!" Ses git gide daha da yaklaşıyordu. Ağaçların arasında görünmez olmasını dilediği…

Bölümün tamamını WritePad'de oku