KOÇARİ

GÜNEŞ İLE DENİZ

Yazar:

KOÇARİ - İrem Nur kitap kapağı
KOÇARİ kitap kapağı

BÖLÜM BİR GÜNEŞ İLE DENİZ hülya polat-aha hülya polat-koçari davut güloğlu-horon’a haykırış —- Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayınnn 🤍 İnstagram,tiktok: i.nurkarakus Hayatım boyunca insanoğlunu anlamayacağım ne istediklerini neden istediklerini amaçlarının ne olduğunu asla anlamayacağım. Nefret ettiğim şeylerin başında artık insanoğlu vardı. “Dediğimiz gibi toplu demir satış konusunda daha fazla indirimimiz olamaz Naz Hanım.” Anan hanım senin… O toplu demirler topluca bir yerine… Adamın suratına gülümserken sağ bacağım sinirden hızlıca hareket etmeye başladığında bir an içimden bacısında sövdüm. Yanımda oturan Şeyma bacağımı gördüğünde aniden ayağa kalktı. “Tamamdır Fuat Bey, bizim dediğiniz fiyat üzerinden bir satış yapma imkânımız yok o yüzden anlaşma yapamayacağız.” Yok, suratına kafamı yerse gayet imkânı olurda… “Anladım ama bu fiyattan daha az bir fiyat bulaşamazsınız.” Şeyma yapma der gibi bakarken adama boğazımı sıkan el gibi şeyi kovalamak için elimi boğazıma attım. “Size çok güzel bir teklif yapım bizim demir kalitemizde ne kadar iyi bilirsiniz.” Yok, onu bir yerine sokmazsam bilemem ben abi… O demirin ne gibi bir işlevi varda sen bir ton demire trilyona yakın bir fiyat sunarsın… Keriz miyim lan ben! “Fuat Bey uzatmayalım, lütfen.” Adam sonunda karşımdan kalktığında boğazımı sertçe kaşıdım uzun tırnaklarım derimi tahriş ederken adamı kafamda sekizinci kez dövüyordum. Şeyma adamı toplantı odasından çıkardığında kapı kapandığı gibi dudaklarım aralandı. “Puşt!” sesim yüksek çıkmıştı adam duymuş ya da duymamış umurumda olmadı. “Göte bak, o satmaya çalıştığın demirler varya sana yol yol…” toplantı odasının kapısı açıldığında Şeyma benim ağzımdan çıkan küfür ile kapıyı hızlıca kapattı. “Abla!” diye bağırdı gözleri sonuna kadar açılmış ettiğim küfür karşısında o şekilde bana bakıyordu. “Ne abla be, göte bak verdiği fiyata bak…” bir küfür daha, Şeyma’nın büyüyen gözleri… Ayağa kalkıp son küfürümü de edip odanın bana yakan olan camını açtığımda vuran soğuk hava ile hızlı birkaç nefes aldım. Ama bir işe yaramadı. “Yok, asla sakinleşemeyeceğim ben!” bu işe şirketin fazlası ile ihtiyacı vardı, projem her şey hazırdı ama bir türlü malzeme bulup işçilere başlatamıyordum. Yakında batacaktık ve babam beni fındıkçı yapacak bu plazahayattım bitecekti. Plaza hayata mı? Karadeniz’de… Trabzon’da? Tamam, biraz abartmış olabilirim öyle bir hayatım yoktu gene fındık zamanı fındık toplayacaktım ama dedemin… Dedelerimin bu şirket için yaptıklarını bildiğim için bu halde olması öyle fazla sinirimi bozuyordu ki. “Su?” diye sordu Şeyma ama çoktan ağzı açık bir şişe uzatmıştı bana. Halamla aynı olan yüz hatları bana korkuyla baksa bile en az benim kadar endişeliydi. Ben suyu içerken o konuşmaya başladı. “Bu adam tek değil abla gelecek birkaç firma daha var buluruz ilaha.” Yarım litre suyu tekte bitirmiştim. “Kuzum, batıyoruz.” Dudaklarını büzdü. “Küçülmeye gidelim dedik şirkette bir sen varsın bir ben bir de muhasebeci hayır sana da az maaş vereyim diye stajyer diye gösterdim. İşçiler iş yok mu değip duruyor, sence zamanımız var mı? Satın almacıdiye biri vardı ilk onu kovdum adamın işleri ile de ben uğraşıyorum vallahi muhasebecinin işini ben yapardım da bu adam kadar insanlar ile iç içe olunca bana bir şey oluyor.” “Batmayız ya…” dedi sadece bu hali beni güldürdüğünde derin bir nefes alıp o da güldü. “Adama kafa atacaksın diye korktum.” “Yapacaktım…” “Şu psikolog ile görüşüyorsun değil mi?” “Ona da kafa atacağım.” “Abla!” Bir şey diyemedim çünkü masanın üstündeki telefonum sanki avazı çıkmış gibi çalmaya başladı. Bir anda ona da sinirlendim ama telefonu elime alıp annemin aradığını gördüğümde sinirim anında kayboldu. “Annem,” dedim telefonu açıp kulağıma tuttuğumda annemin sert sesini duydum. “Neredesin?” sinirliydi ve benim sinirimden daha beter bir siniri vardı. “Şirketteyim anne,” Şeyma’ya el ettiğimde şirketten çıkmamız hızlı olmuştu. “Uzun sürdü toplantı.” “Sus!” dediğinde annem dudaklarımı birbirine kilitledi. “Un alıp geleceksin dedim s…

Bölümün tamamını WritePad'de oku