Kocam Patronum Çıktı

5.Bölüm

Yazar:

Kocam Patronum Çıktı - LioraSelas kitap kapağı
Kocam Patronum Çıktı kitap kapağı

Mağazanın önünde durduğumda refleks olarak derin bir nefes aldım. Burası… herkes için sadece bir takı mağazasıydı. Ama benim için biraz daha fazlasıydı. Ben bu takı markasının bağlı olduğu Holding'in tasarım bölümünde çalışıyordum. Aslında burası çok pahalıydı ama çalışan olduğum için indirip uygulancağını duyunca Gül Hanım ve Hande beni buraya getirdi. "İnşaallah burası çok pahalı değildir Hande, baksana takılar ne kadar da gösterişli. Yani hayatım saçma sapan şeylere para harcamayı sevmem." Dişlerimi sıktığım sırada sinirle içeriye girdim. Gerçekten bazen sinir krizi geçirmeme sebep oluyorlar. Eren olmasa bu kadını hiç çekesim yoktu. Derin bir nefes alıp verdim ve detaylı bir şekilde incelediğim zaman buranın ne kadar da şık olduğunu fark ettim. Birden dikkatim dağıldı. İşten dışı gülümseyerek etrafı inceledim. Cam vitrinler gün ışığını kırarak içeriyi yansıtıyordu. Işık, sergilenen taşların üzerine vurdukça her biri kendi renginde parlıyor, sanki sessizce dikkat çekmeye çalışıyordu. Abartılı değildi. Ama göz kamaştırıyordu. Kapıdan içeri adım attığım an, o tanıdık koku burnuma geldi. Hafif vanilya…ve pahalı bir parfümün karışımı. Temiz, ferah ama bir o kadar da mesafeli. Zemin mermerdi. Adımlarım yankılanmadan ilerliyordu. Sanki burası sesleri bile yumuşatıyordu. Her santimi buram buram zenginlik kokuyordu. Tavan yüksek, ışıklar ise doğrudan değil dolaylıydı. Hiçbir şey göz yormuyordu. Her şey, taşların parlaması için ayarlanmış gibiydi. Cam tezgâhların içinde sergilenen takılar… Hepsi kusursuzdu. Ama birbirine benzemiyordu. Her birinin kendine ait bir hikâyesi varmış gibi duruyordu. Her tasarım bir kişinin hayali dünyasını, yaşantısını ve kim olduğunu fısıldıyordu. Bazıları ince ve zarifti. Bazıları daha iddialı, daha dikkat çekiciydi. Ama hepsinin ortak bir yanı vardı: Uzak durun, bana dokunamazsın gibi duruyordu. Çünkü burası… herkesin dokunabileceği bir yer değildi. Çalışanlar her zamanki gibi kusursuzdu. Sessiz, nazik. Ve her şeyi kontrol altında tutan bir duruşları vardı. Gülümsemeleri bile ölçülüydü. "Lina Hanım, hoşgeldiniz efendim. Geleceğinizden haberimiz vardı bu yüzden sizi içeriye yönlendirelim." Gül Hanım ve Hande memnun olmuş gibi gülümserken ben ise gözlerimi devirmemek için büyük bir çaba sarf ettim. Gerçekten de içim sıkılmıştı. Görevli kadın bizi mağazanın daha iç kısmına aldılar. Orası daha sakindi. Daha özel...daha pahalı. Yavaşça sandalyeye oturduğumuz zaman önümüze arka arkaya özenle konuşan kutulara tek tek baktım. Başka görevli bir kadın gelip nazikçe gülümsedi. Kutular açıldığında ışık bir anda değişmiş gibi hissettirdi. Taşlar…yakından bakıldığında daha da canlıydı. Ama ben onlara bakarken şunu düşündüm: Bazı şeyler ne kadar parlarsa parlasın…insanın içindeki boşluğu dolduramıyor. Zorla gülümsedim. Yine de… Burası hâlâ büyüleyiciydi. Ve ne kadar alışkın olursam olayım… her girişimde bana aynı şeyi hissettiriyordu. Bu dünya… herkese ait değildi. Cam vitrinler ışıkla parlıyordu. Her şey kusursuzdu...her şey… pahalıydı. "Lina Hanım..." Kulaklarıma dolan tanıdık ses ile yavaşça ayağa kalkttım. Hızla yanıma gelip elini uzattığında nazikçe tuttum. "Arkadaşların kusuruna bakmayın , lütfen sizi bizzat buranın Müdür'ü olarak içeride ağırlamaktan şeref duyarım." Hemen Hande ve Gül Hanım ayağa kalkttı. Ben daha bir şey diyemeden kol kola girip Müdürü'ün odasına yöneldiler. Ben ise sıkıntıyla nefes vermemek için büyük bir çaba sarf ettim. Eliyle nazikçe önünü işaret etti. Nazikçe önüne geçip uzun dark koridorda yürümeye başladım. Burası sandığımdan daha büyük bir mağazaydı resmen arkada ayrı bir dünya varmış gibiydi. Bir sürü küçük depolar, bir tane takı tamirhanesi yazan yazıyla bakıştım. Umursamadan önüme döndüm ve en sonunda odasına vardık. İçeri girdiğimiz an çalışanlar bizi fark etti. Yanımızda bizimle gelen çalışan hafif bir baş selamı ile çalıştığı yere geri gitti. Burada çok fazla çalışan olduğunu fark ettim. Ve hepside kadındı... Önüme döndüğüm zaman karşıöds duran sarışın kadın bana gülümseyerek ba…

Bölümün tamamını WritePad'de oku