4.Bölüm {Yanlış Zaman Doğru İnsan}
Yazar: LioraSelas

İsyan ederek giydiğim onuncu gelinlikle kaşlarımı çattım. Yeter, çıldıracam...resmen Hande dünün intikamını beden alıyormuş gibi hissettim. Giydiğim gelinlik o kadar tül ki resmen içinde boğuldum ama üzerime çok şık durdu. "Ya bu da sanki biraz kilolu gösterdi, basenleri varya çok itici durmuş." Gülerek Ceren'e baktığım sırada tam cevap verecektim ki içeriden temizlikçi kıyafeti ile gelen tanıdık yüz ile ona baktım. "Basen mi, kız abla 45 kilo bile değil ne baseni...herhalde kendisi ile karıştırmış." Güldüğünde bende güldüm. Yavaşça yanıma gelip beni süzdü ve beğenmiş gibi başını salladı. "Bir insana ne giyse yakışır mı ya, işte mükkemmel ve kusursız insan dedikleri bu abla." Dediğin de birden durdu ve beni baştan sona süzdü. "Tabii kör babaannem seçmiş gibi ama neyse bu sana da çok yakışmış. Antika bir gelinlik, ilerde satar paraya çevirirsin." Güldüğü sırada arkasını döndü ve Ceren'i baştan sona inceldiği sırada yüzünü ekşitti. "Kız estetiğini nerede yaptırdın, yerini söylede yanlışlıkla oraya gitmeyelim." Gür bir kah kafa attığı sırada çalışanlat saniyelik olarak pot kırar gibi güldüler. Bana döndüğün de Ceren'i işaret etti. "İnsan girip maymun falan çıkarız. Yani bence sen sanki orada gözlerini esnetik falan yaptırdın. Yoksa bu kadar çirkin olduğunu nasıl fark edeceksin." Aras laf sokmasıyla Hande sinirle ayağa kalkttı, etrafta ki çalışanlar laf dalaşına girdi. "Sus kız göz var nizam var o gelinliğin neresi güzel, babaannemin çeyiz sandığında ki tüm perde gibi..." Elimle dudaklarımı kapatırken gülmemek için çok direndim. Maşallahı vardı herkese laf yetiştiriyordu. Derin bir nefes alıp verdikten sonra bıkkın bir şekilde arkamı dönüp giyinme odasına girecektim ki karşımda gördüğüm yüz ile bir an durdum. Nazik bir şekilde gülümseyip hafif baş selamı verince nedense kendimi rahatsız hissettim. "Gerçekten giydiğin her gelinlik sana çok yakıştı. Bu gelinlik bile eski tasarım olmasına rağmen çok güzel taşımışsın." Başımı eğip sadece kuru bir teşekkür etmiştim. Daha fazla yanında kalamadım ve hızla giyinme odasına girip çalışan kız yardımıyla üzerimi değiştirip kenarda duran elbisemi giyindim. Sinirle perdeyi açıp çıktığım sırada Aras ve Atlas burada yoktu. Kaşlarımı çattığım sırada Hande hâlâ söyleniyordu. Tabi Ceren'i de teselli ediyordu. Bu hallerini görmezden gelip arkamı dönüp çalışana baktım. "En son giydiğim gelinliği kiralayacağız. Hem uygun hem de güzel." Çalışan başını olumlu bir şekilde sallarken ben ise onlara bakmadan dışarıya çıktım. Kalbim sıkışmaya başladığı sırada elimi göğsüme koyup derin derin nefesler alıp verdim. Bu gelinlik alışverişi beni sıkmıştı ve dayanacak gücüm kalmamıştı. Kalabalığın arasından geçerken tam o anda yerin ne kadar da kaygan olduğunu fark ettiğim sırada dengemi kaybedip dizlerimim üzerine düştüm. Acı içinde inlerken saniyeler içinde iki kolumdan aynı anda tutturup kaldırdım. "Sana dedim Atlas orayı silmeyelim diye! İnatçı keçi ne olacak? Lina iyi misin?" Gördüğüm yüzler ile biran durdum. İkisi bana endişeli bir şekilde bakarken istem dışı gülmeye başladım. O kadar gülüyordum ki dışarıdan görenler yüzde yüz deli diyeceklerdi. Ellerimi kaldırıp ikisinin kolunu nazikçe tuttum. "Çok özür dilerim ama sizi her görduğüm de sebebsiz mutlu oluyorum. Yani insanı güldürüyorsunuz." İkisinden destek alarak kenarda duran sandalyeye oturdum. Dizime bakarken hafif kızarmıştı ama iyiydim. "Bende dedim bu kız bu kadar gülüyor kesin kafasını falan vurdu. Neyse son anda hapisten yırttık Atlas." Ayağa kalkıp koşarak bir yere gitti. Ben ise dizime bakarken üzerimde bakışlar hissettim. İstem dışı ona baktığım da göz göze geldik. Saniyelik olarak gözleri elimde ki yüzüğe gitti. Gözlerini arka arkaya kırpıştırıp zorla gülümsedi. "Güzel ve sade bir yüzük ama eline çok yakışmış Lina." Zorlukla yutkunup bakışlarımı kaçırdım. Sanki onun gözlerine her baktığım da ördüğüm duvarlar bir bir yıkılıyordu. O da hafifçe öksürüp benden uzaklaştı. Buradı neden bu kadar sıcaktı. Kalbim de para çıkmıl bir at gibi koşarken ikimiz…