1.Bölüm{Zorunlu Sessizlik}
Yazar: LioraSelas

Odam... en güvenli yerim gibi görünürdü. Ama aslında sadece kaçmayı öğrendiğim tek yerdi. Kapıyı kapattım ve sırtımı yavaşça yaslayıp yere çöktüm. Gözlerimle baygın bir şekilde karşıya bakarken canım öyle sıkılmıştı ki kalbim göğüs kafesimi delip geçiyordu. Bir süre öylece durdum. Evden gelen sesler yukarıya kadar çıkıyordu ama artık kelimeleri ayırt etmiyordum. Zaten duymak istemiyordum. Eren 'evlenmek istiyorum' diyor ama geçiştirip duruyor. Evlenip evlenmemek arasında kararsız gibiydi. Annesi Gül Hanım ise sürekli evlilik işi açıp oğlunu ikna ettiğini söyleyip duruyor. Bende iki arada de bir derede kalmıştım. Duvardan destek alarak üzgün bir yüz ile ayağa kalkttım. Bir süre öyle kaldığım sırada gözlerim istem dışı dolmuştu. Hayat'ın ağır yükleri omuzıma ağır gelmiş artık bedenimi bile taşıyacak gücüm yoktu. Dikkatli bir şekilde yatağın kenarına oturdum. Telefonumu elime aldım. Ekran ışığı yüzüme vurdu ama bakışlarım sabitti. Mesaj bölümüne girip iki baş parmağımı birbirine sabitleyip ekrana baktım. Eren'in ismini gördüm. Uzun zamandır bildiğim bir isim. Ama artık içimde aynı yeri doldurmuyordu. Eski heyecanım, sevgim ya da ona olan aşkım sanki bitmiş gibiydi...sanki onun bana olan aşkı da sönmüş zorunlu olarak birlikte gibiyiz. Klavyeyi açıp mesaj yazdmaya başladım. Ama her yazdığım kendime sanki sadece yazmada kaldı devamı ne geldi ne de gönderebildim. En son sadece bir kaç kelime yazıp bekledim. {Konuşmamız lazım hayatım.} Göndermedim. Parmağım ekranda öylece kaldı. Çünkü bazı cümleler vardır... yazıldığı anda bile cevabını taşımaz. Sadece bir sonu geciktirir. Telefonu bırakıp ayağa kalktım. Etrafta yürürken ellerimi hafifçe çırpmaya başladım, sanki yelpaze gibi salladım. "Sakin ol Lina, yapabilirsin sakin ol." İstem dışı bakışlarımı karşımda ki aynaya çevirdim. Giydiğim siyah kısa kollu dizinin üstünde biten elbiseye baktım. Hafifçe elbiseme dokunmaya başladım. Üzerimde daha düğün için bir baskı yoktu. Hatta komik tarafı elimde bir yüzük bile yoktu. Ama sanki çoktan bir şeylere hazırlanıyormuşum gibi hissediyordum. Ama ortada ne düğün ne de başka bir şey vardı. İçimde tarif edemediğim bir ağırlık vardı. Ne tam korku...ne de sadece üzüntü. Daha çok... değişimin ve evliliğin sessizliği. Yıllardır kaçışım olan bu oda artık beni boğuyor ve nefes almamı engelliyor gibiydi. Daha fazla dayanamayıp bir hışımla dışarıya çıktım. Ev sessizdi. Ama bizim evimizde sessizlik hiçbir zaman huzur anlamına gelmezdi. Sessizlik, konuşulmamış şeylerin üstüne örtülen ince bir perdeydi. Ve ben o perdenin arkasında ne olduğunu ezbere biliyordum, artık... Mutfağın önünde durdum. İçeriden gelen sesler net değildi ama babamın tonunu tanımam için net duymama gerek yoktu. O ses... her zaman bir şeylerin eksildiğini haber verirdi. Kapıyı itmeden önce bir an durdum. Sanki içeri girmezsem babamın bu ağır yükünün altında ezilmeyecektim. Ama elbette öyle olmadı. Babam orada olduğumu biliyordu. "Borçlar kapanmazsa bu ev gidecek Lina." Babam bunu söylerken bana bakmadı. Bakamadı... Sanki gözlerime bakarsa söylediği şeyin ağırlığı ona da çarpacakmış gibi. Bir süre sustum. Ev... gidecek. Bu kelime kafamın içinde yankılandı. "Ne kadar baba?" diye sordum. Sesim düz çıktı. Ama içim... çoktan eğilmişti. Babam derin bir nefes aldı.. Omuzları çökmüş, artık iyice yaşlanmıştı. Hande'nin aksine...gözlerimi devirmemek için büyük bir savaş verdim. Babam ise yavaşça yanıma gelip omuzlarımı tuttu. "Artık rakamın bir önemi yok kızım. Her şeyi kaybettik...şirket, evler, arabalar, bankada olan paralar. Ama biliyorsun bir çözüm var." Bunu söylerken bile kaçıyordu gözleri. Ve o an ben zaten cevabı biliyordum. "Eren mi?" dedim. İsmine bile alışık olduğum bir adamı ilk kez yabancı gibi söyledim. Başını hafifçe eğdi. Onaylamak zorunda kalmadı. Sessizliği yetti. Eren... Hayatımın en uzun alışkanlığı. Sevdiğimi sandığım adam. Belki de sadece... bildiğim tek seçenekti, ondan başka kimseyi sevebileceğimi kendime inandıramadığım için şuan bu durumdayım. Arkamı döndüğüm zaman babama b…