KIZILÖTESİ (+18)

Kaçacak Yer

Yazar:

KIZILÖTESİ (+18) - Almina kitap kapağı
KIZILÖTESİ (+18) kitap kapağı

Birilerinin seni izlediğini bilmek huzursuz ediciydi. Ama seni izlediğini bilerek belli etmesi, başka bir seviyeydi. Elini montunun iç cebine atan Kuzgun, küçük, siyah bir kamera çıkardı. Profesyonel, işi bilen birinin kullandığı türdendi. "Bunu ara sokakta bulduk. Kaçarken düşürmüş gibi duruyor ama bana pek öyle gelmedi." Kamerayı Kuzgun'dan alıp inceledim. Yeni sayılırdı. Çizik yoktu, darbe izi yoktu. "Hafıza kartı?" diye sordum. "Yok komutanım, alınmış." Kamerayı çevirip kapağını açtım, gerçekten boştu. "Bu düşürülmemiş, kastlı olarak bırakılmış." Bakışlar sertleştiğinde kimse konuşmadı. Kamerayı tekrar çevirip gövdeyi ışığa tuttum. Metal yüzeyde, çıplak gözle zor seçilen incecik yazılarla seri numarası yazıyordu. "Görebilir miyim komutanım?" Kamerayı Şahin'e uzattım. Numaranın üzerinde gezinen parmakları durduğunda, gözleri daralmıştı. "Sivil cihazlarda böyle numaralandırma olmaz," dedi yavaşça. O sırada cihazın yan tarafındaki küçük kapak açıldı ve ekran titreyerek yandı. Orada bir yazı vardı ve bu her şeyi açıklıyordu. " Impostazioni. İtalyanca bir kelime bu," dedi Çakır. " Ayarlar yazıyor." Sessizlik uzadıkça parçalar yerli yerine oturmaya başlıyordu. Kimse yüksek sesle söylemese de hepimiz aynı şeyi düşünüyorduk. Bu kadar iz, bu kadar açık mesaj hiç profesyonel gelmiyordu. Birileri bizi bir yere bakmaya zorluyordu, resmen bizimle oyun oynuyorddu. Sikerim böyle işi! Bu görevde avcı olan bizdik, ama eğer bile bile avlanıyorsak ve bunun bedeli bir şehit daha olursa, işte o zaman ne görev kalırdı ne kural ne de diplomasi. Bu noktada kendimi bile tanımazdım. "Devam," dedim sert bir sesle. "Başka ne var?" Kamera tekrar incelenirken, "Komutanım," dedi Şahin, sesi değişmişti. "Ne var?" "Buraya bir şey sıkışmış." İnce uçlu bir bıçakla minik, katlanmış bir kağıt parçası çıkardı. Avucuma bırakılır bırakılmaz açtığımda bakışlarım kâğıdın üzerindeki yazıya kilitlendi. KIZILÖTESİ. Kimseden çıt çıkmadı. Kamerayı avucumda sıktığımda soğukluk parmaklarımdan koluma doğru yayıldı. "En başından beri gizli kalmamız istendi," dedi Çakal sessizce. "Ama bizi baştan beri bilen birileri varken, gizliliğimizi nasıl koruyacağız?" Benzer cümleler dönüp dururken zihnimi toparlamaya çalıştım. Kendime gelmeliydim, ben kırılırsam tim dağılırdı. Derin bir nefes verdim ve "Talimat değişmedi, kurallar açık," dedim netçe. "Görev neyse ona göre devam edilecek." Konu kapansa da huzursuzluğumuz geçmemişti. İçeri geçtiğimizde kızlar krizi sessizce yönetiyor, Derin'i panikten uzak tutmaya çalışıyorlardı. "Belki meraklı bir komşudur," dedi Karaca gülümseyerek. "Seni ünlü bir model falan sanmıştır, çünkü çok güzelsiniz." Derin başını iki yana salladı. "Hayır, bana hiçte öyle hissettirmedi." "Ben olsam," dedi Çakal ortamı hafifletmeye çalışırken. "Çekmekle kalmaz, çerçeveletirdim." Bakışlarım onun üzerinde bir an durunca boğazını temizleyip cümleleri toparladı. "Yani, çerçeveletip komutanıma hediye ederdim." "Biz çıkalım artık," dedi Vaşak konuyu kapatmak istercesine. "Yarın erkenden yola çıkılacak, dinlenmemiz hepimizin yararına." Derin'in mavi bakışları gözlerime kilitlendi. "Nereye gidiyorsunuz?" "Geçici bir koruma görevi için İtalya'ya gidiyoruz." "Kısa bir süreliğine," diye eklendi Vaşak. Umarım öyle olurdu. Derin başını salladığında mavi gözleri koyulaşmıştı. Üzülmüş ve bunu saklamaya çalışmamıştı. Dudağı sadece benim anlayabileceğim bir kırılganlıkla büzülürken fotoğraf tekrar zihnime düştü. Derin'de hiç mi hiç olmaması gereken bir fotoğraf. Bu şüpheyle gidemezdim. Derin'i açık hedef olarak burada bırakamazdım. "Sen de gelsene," dediğimde oda bir anda buz kesti. "Gerçekten mi?" "Seni otele yerleştirir, işim bitince yanına gelirim." Çocuk gibi ellerini çırptığında hafifçe gülümsemeye çalıştım. "Ayyyy, benim hemen valizimi hazırlamam lazım!" Koşar adımlarla odaya geçtiğinde ardından bakakaldık. Tim içinde kısa, sessiz bir bakışma dolaşırken Çakal kaşlarını çattı. "Komutanım, verdiğiniz karar uygun mu bilemedim." "Görev gizli," dedi Vaşak. "Sivil birinin dah…

Bölümün tamamını WritePad'de oku