KIZILÖTESİ (+18)

Dağılmadan Önce

Yazar:

KIZILÖTESİ (+18) - Almina kitap kapağı
KIZILÖTESİ (+18) kitap kapağı

Durmak gerek bazen. Kalbin, "Ben buraya ait değilim," dediği o yerde daha fazla kalmamak, şehvetin geçici sıcaklığına aldanıp ruhu soğuk bir yalnızlığa terk etmemek için. "Aşkım?" Ses, odanın içinde ağır ağır süzülürken Derin kapıyı aralık bırakıp üzerime doğru yürüdü. Evde yalnızdık, hatta yapayalnız olduğumu sanıyordum. "Derin?!" dedim şaşkınlığımı gizlemeden. "Senin İstanbul'da olman gerekmiyor muydu? Ben karargâha giderken seni havaalanına bırakmıştım." Derin gülümsedi ve "Evet," dedi sakince. "Ama senin eve alışman için birkaç gün daha kalmaya karar verdim." Sıkıntıyla elimi başıma götürdüm. Beni yine tam zamanında ve hazırlıksız yakalamayı başarmıştı. "Gittiğini düşündüm." Sesim ne sertti ne de sıcak ama ona karşı beslediğim en büyük duygu olan şefkat, yerli yerinde duruyordu. "Gitmediğime üzülmüş gibisin." "Üzülmek değil Derin. Sadece evde yalnız olduğumu sanıyordum. Özellikle bugün, bugün yalnız olmam gerekiyordu." Çocuk gibi dudağını sarkıttı Derin. "Beni gördüğüne sevinmedin mi?" "O kadar zor bir gün geçirdim ki, bunu hissedecek durumda değilim." Derin kaşlarını hafifçe kaldırdı. "Bu ne demek oluyor Yaman?" "Demek istediğim tam olarak şu Derin," dedim kelimeyi uzatıp zaman kazanmaya çalışırken. "İnsan bazen yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyor. Ama bu seni görmek istemediğim anlamına gelmiyor." "Gözlerin öyle söylemiyor ama." "Öyle mi? Sen ne görüyorsun?" diye sordum nasıl göründüğümü gerçekten merak etmiştim. "Yorgunluktan çok düşünceli gibisin. Çenen kilitli, omuzların hep yukarıda. Sanki tutsam bozulacak, bıraksam dağılacak gibisin." Kısa bir nefes aldım, buna ihtiyacım vardı. Derin'in beni bu kadar iyi tanıyor oluşu, sinir bozucuydu. "Bugün dağılmamak için biraz fazla çabaladım." Karargâhta güçlü durmanın bedelini şimdi ödüyor gibiydim. Yüküm ağırdı, sorumluluklar boyumu aşmıştı ama bunu ben seçmiştim. Asker olmayı, görev almayı seve seve kabul etmiştim ve bu yükü taşımak da bana düşüyordu. Derin ise henüz incinmemişti; yıpranmamış, bu tür sorumluluklarla sınanmamıştı. Beni anlamasını beklemiyordum. Anlamadığı için de onu yargılamıyordum. "Tam da bu yüzden bana ihtiyacın var," dedi alçak bir sesle. "Her şeyi tek başına taşımak zorunda değilsin." Tepki vermeden elbise dolabına yaklaştım. Ceketimi çıkarmaya yeltendiğim sırada, dümdüz sarı saçlarını omuzlarından savurup yanıma geldi. "Yaman," dedi rica edercesine. "Bırak, biraz da ben toparlayayım." "Derin?" "Yamann?" Sözümü kesip ceketime tutunan ellerime yapıştı. "Çıkarma lütfen." Mavi gözleri üniformamın üzerinde ağır ağır geziniyor, nefesi sıklaşıyordu. "Seni üniformayla görmeyi çok özledim." Bakışlarını üzerimden çekmeden ceketimi düzeltir gibi yaptı, elleri omuzlarıma kondu. Ceketin bahane olduğunu ikimizde biliyorduk. Derin dokunmayı severdi, üstelik bunu yarım yamalak değil, hakkını vererek yapardı. "Gözlerimin içine bak," dediğinde sesinde yarı sitem, yarı meydan okuma saklıydı. "Neyin var senin? Yoksa özlemedin mi beni?" Beklediği yakınlığı göremeyince dudaklarını büzüp kollarını göğsünde birleştirdi. İstediğini alamadığında hep buna sığınırdı. Küçükken de böyle yapardı; geri çekilir gibi görünür, karşısındakini içten içe çözmeye çalışırdı. "Derin," dedim alçak bir sesle. "Çok yorgunum." Kelime ağzımdan çıkar çıkmaz kırılmasın diye saçlarını kısa, temkinli bir dokunuşla okşadım. Derin'i seviyordum, evet, ama biz aynı bütünün parçaları değildik. Bunu anlamak istemeyişi, hem onu hem de beni yıpratmaktan başka bir işe yaramıyordu. "Sana değil," diye ekledim. "Sadece bugün, gerçekten biraz sessizliğe ihtiyacım var." Derin durmadı, aksine kollarını boynuma atıp vücutlarımızı tamamen birbirine yasladı. "Özledim seni Yaman. Sesini duymadığım yetmezmiş gibi gün boyu merak edip bir mesaj bile atmadın." "Yoğundum." "Sen hep yoğunsun." "Bu üniforma," dedim net bir dille. "Öyle her istediğinde, mesai bittiği anda çıkmıyor." Yavaşça kollarını boynumdan çektim, sırası değildi. O an hiç yaşanmamış gibi kumandayı alıp koltuğa oturduğumda önüme geçti. Dizlerimin arasında durup…

Bölümün tamamını WritePad'de oku