Dio mio! (Aman Tanrım!)
Yazar: Almina

Bölüm görselleri

Mi aveva stregato! (Beni adeta büyülemişti!) "Ahh profesör, bir an için ciddi olduğunuzu sandım." Neyi ne kadar bildiğini kestiremiyordum ama bu oyun belki bana birkaç saniye kazandırırdı. "Bu da gösterinin bir parçasıydı sanırım." Başımı hafifçe yana eğdiğimde babamı gördüm, habersizce etrafındakilere gülümsüyordu. Kalbim hızlandığında, "Ama kabul etmeden geçemeyeceğim," dedim. "Oldukça etkileyici bir performanstı." Benimle birlikte babamın masasına yöneldiğinde dişlerimi sıktım. "Ne kadar zeki bir kadın olduğunu ikimiz de biliyoruz, Siena." Adımlarımız kusursuz bir uyumla ilerlerken masanın önünde durup kulağıma eğildi. "Yine de senden daha iyisini beklerdim." Kibarca güldüğünde, "Şimdii," dedi i harfini uzatarak. "Bana o diski ver." Hızla düşünmeye başladım. Bağırabilirdim, onu etkisiz hâle getirebilirdim, o zaman da babamı doğrudan hedef haline getirebilirdim. Üstelik yalnız olma ihtimali çok düşüktü. Nefesimi dengelerken, "Hangi diskten bahsettiğinizi bilmiyorum," dedim. "Yemin ederim." Beni biraz daha kendine çekti. "Ne istiyorsunuz bizden?" "Baban," dediğinde ona bakıyordu, babamın yüzünde sıradan bir tebessüm vardı, kimse anlamasın diye bana bakmıyordu. "Üzerine vazife olmayan işlere burnunu soktu." Korkuyla etrafı tararken gözlerim onu buldu, Yaman'ı. Sert yüzünün gölgesinden bana bakıyor, her şey yolunda mı diye soruyordu. "Hiçbir şey yolunda gitmiyor Türk askeri," diyemedim ama o duydu sanki. Gözlerini profesörden ayırmadan ayağa kalkıp ağır ve kararlı adımlarla yanımıza yaklaştı. Bir hamle yapacaktı ki profesör ondan önce davranıp elini uzattı. O el babama uzatılmıştı fakat Yaman bir anda araya girince rotasından şaşmıştı. Nefesim geri çekilirken, "Ahhh, profesör," dedim kırılmaya yakın sesimle. "Bu yaptığınız hiç hoş olmadı. Henüz dansımız bitmeden beni bırakıp başka birine yönelmeniz çok kırıcı." Yaman'ın elinin kalktığını gördüğüm an panikle profesörün koluna sarılıp onu kendime çektim. Kolunu savuruşuyla boynum ile omzum arasında ince bir sızı geçti. Yaman, "Ne oldu?" diye sorduğunda, Profesör gözlerimin içine soğuk bir tehditle bakıyordu. "Ne yaptı sana?" Batmış olabilir miydi, düşünemeden edemiyordum. "Sakın bırakma onu." Yaptığım hamlenin doğrusunu yanlışını tartamadım. "Yüzüğünde zehirli bir iğne var." Gözleri profesörün eline kaydığında profesör soğuk kanlılıkla gülümsedi. "Kendini rolüne çok fazla kaptırdı." Yaman kuşkuyla yüzüme baktığında, "Bunu, kendi gözlerimle gördüm," dedim. "Evet bir iğne var," dedi Profesör. "Bu bir sahne sonuçta. Bana da kötü bir küratör rolü düştü." Dudakları kıvrıldı. "Zehir meselesine gelince, işte orası tamamen yaratıcı bir zihnin ürünü. Bayan Siena, kendisi okul birincisi." Bana baktığında gözlerinde sadece hayranlık kalmıştı. Beni, resmen manipüle ediyordu! "Onunla gurur duyuyordum, eşsiz bir zihin ve beceriye sahip." Bu oyunun içine çekilmeyecektim. Vaktim yoktu, elimi fark ettirmeden eteğimin katlarına yürüttüm ve jartiyer bandının içine gizlediğim bıçağa dokundum. Her ihtimale karşı, kendimi asla korumasız bırakmazdım. Parmaklarım sapını tamamen kavramıştı ki Yaman'ın eli bileğimi yakaladı. Anlaşılan ondan saklanamamıştım. Hiç vakit kaybetmeden beni kendine çekti, kolumu omzuna yerleştirip bedenimi kendine sabitledi. Dışarıdan bakıldığında sadece dans ediyorduk. Parmakları bileğimde, sıkıca tutan eli belimdeydi. "Ne oldu birden?" dedi kuşkuyla. "Az önce baya mutlu görünüyordunuz, ne değişti?" Nefesimi toparladım ve ilk aklıma geleni söyledim. "Uzun zamandır bana karşı bir ilgisi olduğunu ima ediyordu." Gözleri kısıldığında bakışlarımı ondan ayırmadım. "Ben de bunun bir öğretmenle öğrenci arasında olamayacağını söyledim. Zamanı değil dediğimde..." Çenesi hataları belirginleşirken, "Ne dedi sana?" diye sordu. "Sergi çıkışında onunla kaldığı otele gitmemi teklif etti. Reddedilince uygunsuz cümleler kurmaya başladı." Belimde duran elinin parmakları kımıldandığında kuşkusunun yerini öfke almıştı. "Türk askeri," dedim gözlerimi ondan ayırmadan. "Onu durdurmamız lazım, bana in…