KIZILÖTESİ (+18)

Kimsin Sen?

Yazar:

KIZILÖTESİ (+18) – Almina kitap kapağı
KIZILÖTESİ (+18) – Almina kitap kapağı

Bölüm görselleri

KIZILÖTESİ (+18) - Kimsin Sen? bölüm görseli 1
KIZILÖTESİ (+18) - Kimsin Sen? bölüm görseli 1

Oddio! Mi fa perdere la testa. (Aman Tanrım! Aklımı başımdan alıyor) 3 Ocak 2025 (Büyükelçinin ölümünden iki gün önce) Siena "Belimdeki bu korse yüzünden ölürsem eğer, gömülmeden önce mutlaka beni alkışlayın. Ya da mezar taşıma fazla zarifti dünya bu asaleti taşıyamadı falan yazın." Bunu kesinlikle hak ediyordum. Sonuçta üzerimdeki elbiseyi taşımak her kadının harcı değildi. Aynadaki aksime gülümserken beşinci kez aynı bilekliği takıp çıkardım. Her şeyim mükemmel olmuştu ama şu inci bileklikle yıldızımız bir türlü barışmamıştı. "İnci, bir Venedik soylusunun olmazsa olmazıdır Siena." Bakışlarım kapıya kaydı. Annem, yerlere kadar uzanan brokar kumaş elbisesiyle beni seyrediyordu. "Sei bellissima. (Çok güzelsin)" dedi yumuşak bir sesle. "Saflığın ve zarafetin sembolü gibisin." "Sen de İtalyanca ve Türkçe arasında kalmış bir dil gibisin madre? (anne)" Kaşları hafifçe çatıldı. Annem Isabelle Rossi ; kızıl saçları, zarif yüz hatları ve taşıdığı o doğuştan gelen asaletle bulunduğu her ortamda dikkatleri üzerine toplardı. Alman asıllı bir İtalyan'dı kendisi. Biz iki kardeş, soyadımızı ondan almıştık. Bu Luna'nın kendi iradesiydi ama benim, bir nevi mecburiyetimdi. Babam, resmi kayıtlara göre, yıllar önce öldüğü zannedilen sıradan bir İtalyan'dı. Oysa gerçekler bambaşkaydı. Hiç var olmayan bir adamın soyadını almaktansa, annemin soyadını almayı yeğlemiştim. "Ya tak ya da at artık şunları." "Ah madre (anne), beni izlemekten sıkıldın mı yoksa?" "Figlia mia, ricorda. Sie qui per una ragione. (Sevgili kızım, burada neden olduğunu hatırla) " "Hiç unutmadım ki," dedim bileğimde emanet duran incileri çıkarıp konsola bırakırken. "Babamı birkaç saatliğine de olsa görebilmek için buradayım." "No no no no." Karamel rengi gözleri korkuyla açıldı annemin. "Figlia mia. (Kızım) Sakın bunu bir daha yüksek sesle söyleme." Gözlerimi devirdim. "Söylemem, merak etme." Küçükken çok canımı yakardı bu durum, şimdilerde alışmıştım. Kalbimin sıkıştığını fark eden annem yanıma geldi. Yanaklarıma düşen kızıl tutamları kulağımın arkasına sıkıştırdı. "Şimdi söyle bana figlia mia, kimsin sen?" Bakışlarım onun üzerinden kayıp aynaya ulaştı. Üzerimde kiremit tonlarında, yere kadar uzanan bir elbise vardı. Korsesi bedenimi sıkıca sarıyor, kabarık omuzları ve geniş eteğiyle beni olduğumdan daha büyük, daha ağır gösteriyordu. Göğüs dekoltesini saran siyah Fransız küpürü, elbiseye zarif ama tehlikeli bir dokunuş katıyordu. Kızıl, kıvırcık saçlarım önlerden dağınık gibi görünen ama aslında kusursuzca yerleştirilmiş, arkaya doğru serbest bırakılmıştı. Bu görüntüyü taşımak zordu ama sanırım hakkını vermiştim. Aynada gördüğüm bu genç kadın, gerçek bir Venedik soylusu gibi görünüyordu. "Siena Rossi," dedim annemin gözlerinin içine bakarak. "Siena Üniversitesi, Sanat Tarihi Bölümü son sınıf öğrencisiyim." "Peki, İstanbul'a ne için geldin?" "Elçiliğin düzenlediği Rönesans temalı canlı sanat sergisinde, yardımcı küratör olarak yer alıyorum." "Bella (güzel) dersine iyi çalışmışsın." Çalışmıştım. Aylardır bu sergi için hazırlanıyordum. Kostümlü anlatıcılar, mekân tasarımı, canlı performans gösterileri, her detayla tek tek ilgilenmiş ve sonunda bugüne kadar gelmiştim. Ama bütün bunlar bir bahaneden ibaretti. Babamı yılda en fazla iki kez görebiliyordum. Bu sergi, onu birkaç saatliğine de olsa görebilmem için yakaladığım nadir fırsatlardan biriydi. En son görüşümün üzerinden üç yıl geçmişti. Üniversiteye yeni başlamıştım o zaman. Aldığı tehditler ve suikast girişimleri artınca, beni koruyabilmek için benden tamamen uzaklaşmayı seçmişti. Ama bu kabullendiğim anlamına gelmiyordu, canıma tak etmişti. Bugün ne yapıp edip onu görecek, sarılacak ve kokusunu son damlasına kadar çekecektim içime. "Şimdi," dedi annem düşüncelerimi bıçak gibi keserken. "Maskeni tak ve konukları en güzel şekilde karşılamak için sergi salonuna geç." Siyah, göğüs dekoltemle uyumlu maskemi alıp gözlerime yerleştirdiğimde, annem de takılarıyla bütünleşen altın tonlarındaki maskesini taktı. "Sen gelmiyor musun?" Y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku