KIZILÖTESİ (+18)

Sana Geldim

Yazar:

KIZILÖTESİ (+18) – Almina kitap kapağı
KIZILÖTESİ (+18) – Almina kitap kapağı

Bölüm görselleri

KIZILÖTESİ (+18) - Sana Geldim bölüm görseli 1
KIZILÖTESİ (+18) - Sana Geldim bölüm görseli 1

Ve o beklenen karşılaşma gerçekleşti. Bomba gibi bir bölümle karşınızdayız ❤️‍🔥 Dizlerimin bağı çözülmüş gibi tabutun başında duruyordum. Ne komutan Pamir'dim ne de Yaman. "Ben, sana aradığımız adamlardan birini getir dedim, sen bana kendini getirdin." Elimi tabutun soğuk yüzeyine koydum, yetinmedim bir askerden devralıp sırtlandım. Omuzlarımıza ağır gelmedi, çünkü taşıdığımız bir yük değil emanetti. "Bu anlaşma böyle değildi, Canbek." Annesi duymadan önce rüzgâr öğrendi adını, toprak ezberledi adımlarını. Bir çift göz kapandı sessizce ama ardında bin çift göz açıldı; aynı yeminle, aynı sızıyla. "Sen yanlış anlamazdın." Demek ki ben eksik anlattım. "Hatırlıyor musun sizi eksik bırakmam demiştin. Sözünü tuttun." Karaca'nın hıçkırığı bastırmaya çalıştıkça büyüyen bir şey gibi ince ince sürüyordu. "Bak..." dedi zorla. "Eksilmediniz, bir bayrak daha yükseldi diyorlar ama ben..." Boğazı düğümlendiğinde Börü bir şey söyleyecek oldu, ama kelimeler çıkmadı. Vaşak'ın eli Karaca'nın omzundaydı, o bile ne diyeceğini bilmiyordu. "Komutanım." "Sus," dedim Şahin'e. "Duymak istemiyorum." Kulakları yaran sessizliği helikopterin rotor sesi bozduğunda, "Bindiriyoruz," dedi görevli asker. Tabut sedyeye alınıp helikoptere taşındı. Hepimiz binip kapı kapandığında gürültü yükseldi. Helikopter üsse inene kadar kimse konuşmadı. "Rahat uyu," diyemedim buna nefesim yetmedi, hakkım da yoktu. "Ama bil ki," diyebildim sessizce. "Ben sussam yemin susmaz. Bil ki, hiçbir şehidin kanı yerde kalmaz." Kapılar açıldığında soğuk hava yüzüme çarptı. Tabut indirilirken bir görevli yaklaştı. "Nakil hazır. Kargo uçağına aktarım yapılacak." "Bayrak?" dedim direkt. "Şehidimin tabutu bayrağa sarılmayacak mı?" Görevli bir an durdu. "Üzgünüm Yüzbaşım gizlilik kapsamında. Türkiye'ye varana kadar-" "Anladım," dedim ama anlamamıştım, kabul edememiştim. Tabut taşınırken yanında yürüdüm, Karaca yine ağlıyordu. Bu sefer sesi çıkmıyordu ama omuzları titriyordu. Saniyeler içinde uçağın rampası açıldı ve tabut içeri alındı. İşte bu kadardı. "Bize bağ kurmayın diyen siz değilmiydiniz?" diye sordu Çakal çatallı sesiyle. "Hani profesyonel olacaktık?" Gözlerimi ona çevirdim. "Dedim, hâlâ diyorum." "E o zaman?" Kelimeleri zorla buluyordu. "Bu haliniz ne komutanım?" Fedakarlığın en derin haliydi askerlik. Sen hislerini içine gömsen bile şehitlerinin emaneti dile gelir, bayrağın ses olur, üniforman şahidin olurdu. Biri sussa diğeti hatırlatıyordu. "Bu," dedi Asya sakin ama sert bir tonla. "Mesleğin bedeli. Seçilen hayatın gerçeği." "Dayanamadım, Biraz ağır değil mi?" diye sordum. Biraz değil fazlasıyla ağır bir bedeldi. "Farkında mısın?" Asya gözlerimin içine baktı. "Her koruyamadığın insanda, biraz daha eksiliyorsun." Bana iyice yaklaştı. "Kendini suçlamayı bırak." "Bırakamam." "Bırakacaksın," dedi net bir dille. "Çünkü bu ilk değil, son da olmayacak." Sözleri boğazımda düğüm oldu. "Sen her kayıpta kendini gömersen," dedi biraz daha alçak bir sesle. "Gün gelir, istesen de çıkamazsın." Gözlerimi kapatıp nefes almaya çalıştım, acımı sesdizce içime gömmeye. "Toparlanıyoruz," dediğimde Pamir devreye girmişti. "Görev bitmedi." Aksine, her şey yeni başlıyordu. Rampadan içeri girdiğimizde uçak hazırdı, motor çalışır çalışmaz kapak kapandı. Son bir kez baktım şehidime. "Sakın aksini düşünme," dedim sessizce. "Ben, ne seni ne de görevimi yarım bırakmam." ... Bir şeylerin kopmasını, artık geri dönülmez şekilde değişmesini beklerken telefonuma tek cümlelik bir mesaj düştü. Konumu gönderdim. Ekrandan gözümü ayırmadan, "Başlıyoruz," dediğimde saniyesinde silahlar kuşanıp harekete geçildi, varış noktasına kadar kimseden çıt çıkmadı. Yerimi aldıktan sonra son bir kez etrafı kolaçan ettim. "İçeri giriyoruz." Mekân eski bir şarap deposu olmasına rağmen şarap kokusu yoktu. Yerine metal, yağ ve barut kokusu sinmişti. Kapılar paslıydı ama kilitler yeniydi. İçeri adımımızı atar atmaz bir görevliyle göz göze geldik. Hiç tereddüt etmeden tetiği çektim. Ses, susturucu sayesinde yankısız kalırken ikinci görün…

Bölümün tamamını WritePad'de oku