KIZILÖTESİ (+18)

Sana Güvenmiyorum

Yazar:

KIZILÖTESİ (+18) – Almina kitap kapağı
KIZILÖTESİ (+18) – Almina kitap kapağı

Bölüm görselleri

KIZILÖTESİ (+18) - Sana Güvenmiyorum bölüm görseli 1
KIZILÖTESİ (+18) - Sana Güvenmiyorum bölüm görseli 1
KIZILÖTESİ (+18) - Sana Güvenmiyorum bölüm görseli 2
KIZILÖTESİ (+18) - Sana Güvenmiyorum bölüm görseli 2

Birine güvenmek, kendini koruyabilecekken kalmayı seçebilmekti. "Yaman..." Başını oynatmaya çalıştı. Kaşları acıyla çatılırken parmakları montuma tutundu. "Çekme... Elini çekme..." Sesi, duyduğum en zayıf şeydi. "Lütfen... Gitme..." Boğazım düğümlenirken elimi yanağına indirdim. "Buradayım. Gitmiyorum." İçimde bir şey sessizce kırılıyordu. "Karaca, baskıyı bırakma." "Bırakmıyorum." Ellerini biraz daha bastırdı. "Ama çok kan kaybediyor. Boş mermi mi, yoksa içerde mi kaldı emin değilim." "Hastaneye götürmemiz lazım," dedi Kuzgun. "En yakın acile." "Hayır. Hastane olmaz." Bakışlarım Şahin'e kaydı, o da benimle aynı fikirdeydi. Polis, kayıt, kimlik, sorgu, diplomatik kriz derken Derin'i kapıdan içeri sokmadan başımıza daha büyük bir felaket açılırdı. "Acil güvenilir bir doktorla ekipmanlar lazım." "Ben çevredeki bağlantıları yoklayayım," dedi Şahin. "Ama bu saatte kayıt açmayacak birini bulmak kolay değil." "Kolay olmak zorunda." Sesim sertleşti. "Bul." Çakır dişlerini sıktı. "Aradım bile. İki numara kapalı, biri cevap vermiyor, biri de delirmiş gibi para sayıyor. O kadar zamanımız yok." Karaca'nın sesi inceldi. "Kanama durmuyor." Derin'in başını dizime aldığımda göğsü zar zor yükselip iniyordu. Eli montumdan kayarken dudakları titredi. "Üşüyorum..." Montumu çıkarıp üstüne örttüm. "Üşümeyeceksin." Parmaklarım saçlarına değdi, sıcaklığı çekiliyordu. "Biliyorum." Gözleri dalıyordu. "O yüzden geldim zaten." Boğazımdan küfür gibi bir nefes çıktı. "Beni delirtiyorsun." "Sen zaten..." Gülmeye çalıştı, ama canı öyle bir yandı ki... "Biraz deli değil misin?" Değildim. Ben kontrolü olan biriydim, ya da öyle sanıyordum. "Temiz doktor yok," dedi Şahin. "Bulduğum herkes ya güven vermiyor ya da uzak. En yakını üç-dört saat." Zihnim hızlandı. İsimler, yüzler, dosyalar birbirine giriyordu. Kızılötesi, sepet, güneş saati, sera, annesi, kardeşi... Derken başımı hızla kaldırdım. "Luna!" Dördü birden bana bakarken Derin'le birlikte ayağa kalktığımda omzuma delici bir acı saplandı. Aldırmadım. "Luna'ya götüreceğiz." O evden çıkar çıkmaz araştırılmasını istemiştim ve ikinci sınıfta bir tıp öğrencisi olduğu bilgisi gelmişti. Çakır ters bir ifadeyle yüzüme baktı. "Ona güvenemeyiz." "Güvenmek zorunda değiliz. İşini yapsın, Derin'i kurtarsın, yeter." "Şu an için en güvenli yol bu," dedi Karaca. "Biz de boş değiliz," diye ekledi Kuzgun. "Gerekirse bir saniye bile gözümüzü ayırmayız." Derin'in dudakları soluyordu, geçen her saniye aleyhimizeydi. "Hiç değilse kanamayı durdurana kadar zaman kazandırır," dedi Şahin. Çakır hâlâ direniyordu. "Ya başaramazsa?" "Burada kalırsak hiçbir ihtimal kalmayacak." Net bir dille ekledim. "Konu kapandı." Derin'i kollarımda acıyla kıpırdandığında, "Komutanım," dedi Karaca. "Omzunuz kötü." "İyiyim." Kuzgun kollarını uzattı. "Bırakın, ben taşıyayım." "Gerek yok." Çakır yanımıza ulaştığında yüzündeki o serseri ifade yoktu artık. Yerine sert, keskin bir ciddiyet yerleşmişti. "Aracı hazırlıyorum." "Şahin ve Kuzgun." "Emredin komutanım." "Siz burada kalacaksınız. Sahayı temizleyin, yaralıları toplayın, konuşabilecek olanları sorgulayın. İz kalmayacak." Araca yöneldiğimizde herkes yerini aldı; Çakır direksiyona geçmiş, Çakal, yanındaki koltuğa oturmuştu. Arka koltuğa geçip Derin'i kucağıma aldım. Karaca hemen yanımıza, Derin'in diğer tarafına yerleşti. Kapı kapandığında sanki dünya daraldı. Derin'in başı koluma düşerken nefesi parçalanıyordu. "Ben..." dedi iyice cılızlaşan nefesi. "Ölmek istemiyorum..." "Ölmeyeceksin." Elimin altındaki kanın sıcaklığı artarken Karaca'nın uyguladığı baskıya daha sert karşılık verdim. Parmaklarım kayıyordu. "Dayan." N'olur dayan. "Sakın kapatma gözlerini." Sakın. "Sıkı tut onu," dedi Çakır kontağı çevirirken. "Yol kötü, sarsacağım." Derin'i kendime çekip başını göğsüme yasladım. "Sen sür." Güçlü bir motor sesiyle beraber araç ileri fırladığında sanki sokaklar üzerimize kapanıyordu. Her virajda içimdeki ritim sertleşirken Derin'in nefesi kolumda inceliyordu. Yüzüne eğildim. "Bana bak. Şimdi değil." Ka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku