KIZILÖTESİ (+18)

Siena Taşı

Yazar:

KIZILÖTESİ (+18) - Almina kitap kapağı
KIZILÖTESİ (+18) kitap kapağı

Bu bayrak eğilmez. Çünkü her dalgalanışı, bir milletin susmayı reddeden haykırışıdır. "Herkesi kurtaramazsın, Yaman'ım," derdi annem. "Ama kimin için durduğunu iyi seçersen, kendini kaybetmezsin." Yaman Çatışmanın ardından zihnim darmadağındı. Bir tarafım dosyanın ağırlığı altında ezilirken, diğer tarafım dışarıdaki manzaranın sancısıyla huzursuzca kıvranıyordu. Buna rağmen duygunun zerresi yoktu yüzümde. Çünkü bu meslek, üniformanı giydiğin anda duygularına kelepçe, en zayıf tarafına da pranga vururdu. Omuzlarımı dikleştirirken, "Komutanım?" diyen Karaca'ya döndü bakışlarım. Camın kenarına yönelmiş gözleri, bastırılmış bir tedirginlikle titriyordu. "Pencereden uzaklaş." Karaca hızla pencereden uzaklaşırken, "Affedersiniz komutanım," dediği sırada koridorda bir hareketlilik oldu. Silahlarımız neredeyse aynı anda kapıya doğrulduğunda kapı sert bir gıcırtıyla açıldı ve iki asker içeri adeta yıkılır gibi girdi. Üniformaları terden koyulaşmış, nefesleri göğüslerinde düğümlenmişti. Aralarında sürükledikleri adamın ayakları yere tam basmıyor, başı omuzlarının arasında düşmüş halde sallanıyordu. Askerlerden biri telaşla, "Birini yakaladık komutanım," dedi. Bir adım öne gidip onu baştan ayağa kadar süzdüm. Elimi uzatıp saçlarına yapıştığımda eğik duran başı dikleşti ve yüzü göründü. "Bu mu?" dedim dudaklarımda soğuk bir alayla. "Dışarıyı kan gölüne çevirip ustaca atışlarla onlarca askeri bir binaya hapseden, bu çocuk mu?" "Yüzünde kar maskesi, elinde suç aletiyle yakalandı komutanım." Vaşak tüfeği askerin elinden alırken çocuğun yüzüne daha dikkatli baktım. Daha 18-19 yaşlarındaydı. Yaşıtlarına göre kısa boylu, zayıf bir vücudu vardı. Fakat onu ele veren görünüşünden çok, gözlerine yerleşmiş korkaklığıydı. Bu iş, bu çocuğa en az dört beden büyüktü. "Bu tüfek bizim eğitimlerde kullandığımız tügeklere benzemiyor," dedi Vaşak tüfeği incelerken. "Ağırlığı çok farklı." "Kalibre?" diye sordu Çakır. "7.62 NATO ama…" "Aması ne?" "Bizim görebileceğimiz bir tür değil komutanım." Vaşak; Börü, Çakır ve benim gibi keskin bir nişancıydı. Ayrıca işinde fazlasıyla titiz ve dikkatli olduğu beden diline fazlasıyla yansıyordu. "Şuna bir de ben bakayım," dedi Börü sesi sakin görünse de tonunun altında gizlenmeyen bir sorgu vardı. Vaşak, başını elindeki silahtan kaldırdığında sert bakışları Börü'nünkiyle çarpıştı. Bu sorgulayıcı tavır hoşuna gitmemişti. Börü aldırmadı elini silaha uzattı ve "Ver işte şunu," dedi aynı tavırla. "Zararı ne, bir de ben bakayım." Vaşak silahı hızla kendine doğru çekti. "Bir sorun mu var üsteğmenim?" Sesi bir çelik kadar sertti. "Yoksa tespitlerimi mi sorguluyorsunuz?" "Sadece ne gördüğünüzü merak etttim üsteğmenim. Neden bu kadar abarttığınızı anlayamadım." "Merak etmekle sorgulamak arasında ince bir çizgi var ama." "Çizginin öbür tarafını da ben kontrol edeyim." Börü'nün sesi ip gibi gerilmişti. "Eksik bir şeyler kalmasın." Vaşak tüfeği elinde yavaşça döndürürken, "Bakın o zaman üsteğmenim," dedi kendinden emindi. "Nasıl olsa sonuç değişmeyecek." Börü'nün gerginliği artıyordu. "Değişmese de bilmek zorundayım." Araya girerek, "Masaya bırakın," dedim sertçe. Vaşak tüfeği masaya bıraktığı sırada hâlâ elimin altında duran başı askerlere doğru savurup masaya yaklaştım. "Bunu da sorgu odasına götürün." Tüfeği elime alıp seri numarasına kadar inceledim. "Beretta Sako, TRG serisi." "Kime ait peki?" diye sordu Çakal. O esnada Çakır yanıma geldi, tüfeği titizlikle inceledi ve "İtalyan üretimi," diye yanıtladı. "Askeri keskin nişancı tüfeği bu." "Bu çocuğun eline böyle bir aletin geçmesi imkânsız." Kuzgun'u onaylayan bir bakış attım, bunu anlamamak olanaksızdı. "Kovanlar burada komutanım." "Getir," dediğimde Şahin kovanları avucuma yerleştirdi. "Üzerinde damga var mı?" "Var komutanım." Şahin'in kahverengi gözlerine odaklandığımda, bakışlarını hiç kaçırmadan bana yöneltti. O bakışlarda meydan okuma yoktu aksine sorgulayan, sabırla ve titizlikle iz süren bir bilincin soğukkanlılığı vardı. Zehir gibiydi. "Bunlar da İtalyan üretimi komutan…

Bölümün tamamını WritePad'de oku