KIZILÖTESİ (+18)

GİRİŞ

Yazar:

KIZILÖTESİ (+18) - Almina kitap kapağı
KIZILÖTESİ (+18) kitap kapağı

Canım okurum, Almina’nın dünyasına hoş geldin. Umarım birlikte nice hikâyelere yelken açar ve uçsuz bucaksız bir okyanus dönüşürüz. Bu hikâyede sırlar var. Emirler, suskunluklar, geri dönüşü olmayan kararlar ve en güzeli de aşk var. Hem de imkansızın da ötesinde bir aşk. Biri; vatanına, milletine, bayrağına, üniformasına bağlı bir türk askeri. Diğeri ise şerefli bir büyükelçinin ölümüyle kırmızı bültenle aranan baş şüpheli. Sen, beni ve kalemimi keşfederken ben de benim için yeni olan bu platforma alışmaya çalışıyor olacağım. Çok yakında, bambaşka kurgularla, farklı evrenlere birlikte yürümeyi umut ediyorum. Şimdiden okuyan gözlerine, yorumlayan ve yıldızlayan ellerine sağlık. Biraz deli, fazlasıyla dengesiz ama okuruna ve görevlerine sadık Almiş’iniz, keyifli okumalar diler. Bol bol yorum atın olur mu? 😽 Not: Giriş bölümü tanrısal bakış açısıyla yazıldı, sonrasında Yaman’ın ve daha sonrasında da Siena’nın anlatımına yer vereceğim. Karakter kartlarını da yükledim, bölümü okumadan mutlaka bakmanızı tavsiye ederim çünkü birçoğu kod adlarıyla anılıyor, karakterleri öncesinde tanımanız hikaye içinde konumlandırmanızı kolaylaştıracaktır. GELECEKTEN BİR KESİT 1... 2... 3… 4. Adımı atacağı sırada bir patlama sesi duyuldu. Gökyüzüne doğru usulca yükselen toz bulutlarının arasına simsiyah dumanlar karıştı. Arkasını dönüp baktığında ise her şey için çok geçti. Ardında 12 ceset, karnında 2 bebekle, öylece kalakalmıştı. Birlik, sabaha karşı bir mekan olmaktan çıkardı. Taş duvarları, vatan uğruna uykusuz kalan yiğitler omuzlarında tıpkı bir şeref madalyası gibi gururla taşırdı. Her asker bilirdi ki vatan, sessizliğin çöktüğü saatlerde bambaşka bir onurla korunurdu. Güneş doğmadan önce geçen o kısacık vakitte ne geceye ait bir iz kalırdı ne de gündüz aydınlığa cesaret ederdi. Her şey askıya alınmış bir sessizliğe bürünür ama korkunun esamesi okunmazdı. Nöbetler, zamana karşı değil emanete karşı tutulurdu. Bu yüzden, kimse adımını gelişigüzel atmaz, nefesini bile bilinçsizce almazdı. Daima tetikte olan bu askeri birlikte, gün ışığının dahi gizlendiği bir odada albay duruyordu; omuzları olabildiğine dik, bakışları histen uzaktı. Çünkü biliyordu, birazdan kapıyla beraber bir dosya açılacak ve sekiz askerin kaderi geri dönülmez bir biçimde yeniden yazılacaktı. Saniyeler sonra kapı tok bir sesle tıklatıldı. "Gir." Kapı açıldı ve birbirini ilk kez dakikalar önce gören sekiz asker, adımlarını aynı kararlılıkla içeri bıraktı. Albayın bakışları Yüzbaşı’yı hedef aldığında Yaman'ın zihni harekete geçti. Oğlum Yaman, omuzlarını dik tut. Belli ki görev ağır, yükün daha da ağır. Öyleydi. Görevin ağırlığı bir yana, yükü bambaşka bir yana savuracaktı onu. Omuzları fark edilmeden dikleşti. "Komutanım." "Rahat ol, asker." Albay, sözlerini desteklercesine elini hafifçe kaldırdı. "Oturun." Askerler masanın etrafında yerlerini alırlarken sandalyeler gürültüsüzce çekildi, sırtlar olabildiğine dikti. Kısa bir selamlaşmanın ardından, "Bu görev, düşündüğünüzden çok daha kritik bir noktada duruyor," diyerek konuya girdiğinde tüm bakışlar ona çevrilmişti. Albayın tavrı aşırı derecede otoriterdi; üniforması bir tarih gibi duruyor, yüzündeki çizgiler yılların disiplinini ele veriyordu. Karşısındaki askerler ise aynı ciddiyetle duruyor, duruşlarını bozmamaya çalışıyordu. Yine de içlerindeki merak, farkında olmadan birbirine çarpan bakışlarda kendini ele veriyordu. "Artık, bazı soruların yüksek sesle sorulamayacağı bir eşiğe gelmiş bulunuyoruz." Dosya elinde, ifadeleri ölçen bakışlarıysa askerlerdeydi. "Resmi kayıtlara göre, sizler bu birliğe rotasyonla atandınız. Nöbetler tutulacak, hayat yerli yerinde devam edecek." Bu, alışılmışın dışında bir görevdi. Hem hayalet gibi görünmeden var olunacak, hem de gerektiğinde bütün ağırlığıyla ortaya çıkılacaktı. Aralarından birkaç askerin bakışları birbirine döndü. Yüzbaşı Yaman'ın omzunu neredeyse fark edilmeyecek kadar geriye almasıyla Albay, "Ama bu odada değişmeyen tek şey disiplindir," diyerek görevin sorgulanmasına fırsat…

Bölümün tamamını WritePad'de oku