Kızıl Ay °Dokuz kuyruklu Tilki°

°İmoogi°

Yazar:

Kızıl Ay °Dokuz kuyruklu Tilki° - Umay Kara kitap kapağı
Kızıl Ay °Dokuz kuyruklu Tilki° kitap kapağı

Meşalenin titrek ışığı, yerin yedi kat dibine doğru uzanan ıslak ve dar dehlizleri zar zor aydınlatıyordu. Han Beak aşağı indikçe, hava ağırlaşıyor, nefes almak adeta imkansız hale geliyordu. Ancak onu en çok zorlayan şey fiziksel şartlar değil, mağaranın duvarlarından sızan o tekinsiz fısıltılardı. Han beak, ne yaptığını bilmiyordu, buraya gelmesi gerektiğini kim söylemişti. "Boşuna çabalıyorsun, Han Beak..." diye fısıldadı karanlık, sanki yüzlerce görünmez dudak aynı anda konuşuyordu. "Yukarıdakiler senin bu fedakarlığını asla bilmeyecek. Saraydakiler seni çoktan unuttu. Neden kendini bu karanlığa mahkum ediyorsun?" Han Beak dişlerini sıktı, adımlarını hızlandırmaya çalıştı. Fısıltılar zihninin en zayıf noktalarına sızıyor, onu geri dönmeye, her şeyi akışına bırakmaya zorluyordu. Peki, neden gelmişti. Neden azılı düşmanından yardım istemeye yönelmişti. Han beak’ın zihni bulanıklaşıyordu, aklında sadece kang Raejin’in tüm dünyayı yıkıp geçtiği anılar vardı. Sonunda fısıltılar bıçak gibi kesildi ve devasa bir yeraltı mağarasına ulaştı.Mağaranın ortasında, kalın ve tılsımlı zincirlerle taş sütunlara bağlanmış, devasa bir gölge kıpırdandı. Karanlığın içinden iki büyük, kor gibi parlayan göz Han Beak’e kilitlendi. Bu, asırlardır göğe yükselmeyi bekleyen ama buraya hapsedilen İmoogi’ydi. Varlığı bile etraftaki havayı titretiyordu. İmoogi, derinden gelen, kayaların birbirine sürtünmesini andıran bir sesle güldü. "Han beak… Beni büyük saltanatımdan sürükleyip, bu dipsiz çukura gömen büyük büyücü.” Han Beak, karşısındaki devasa gücün yarattığı baskıya rağmen dik durmaya çalıştı. Uzun yıllar önce imoogi krallığı vardı, babası çok iyi biriydi. Kimseye düşman olmadan birlik ve beraberlik içinde hayat sürerken, karşısındaki imoogi babasının ölümüyle tahta geçmiş ve kendinin daha kudretli biri olduğunu savunarak herkesin ona itaat etmesini istemişti. Kurallar, herkes için eşitti. Yeraltı ve gökyüzü krallığı imoogi'nin bir tehtit olduğunu ilan ettikten sonra büyücüler ve tilki krallıkları birlik olup imoogi'nin içindeki güçleri beş eşit ruha bölerek, onları her krallığın koruması için taşlara aktarmışlardı. İmoogi bu sayede, dipsiz çukurun içinde hiç bir gücü olmadan edebiyen kalacaktı. “Buraya, gördüğüm bir rüya için geldim ve bunun seninle bağlantılı olduğuna adım kadar eminim.” dedi sesi yankılanarak. "Raejin... kusursuz bir gücü var ve seninle aynı kanı taşıyor bu nasıl olabilir.” Han beak, imoogi'nin yüzünün değiştiği ve korktuğunu görmüştü. “Bu imkansız büyücü, ben yıllardır buradayım. Öyle bir gücün var olması imkansız, benden daha güçlü bir varlık yok. “ Diyerek han beak’a doğru saldırmaya çalıştı. Han beak, elindeki asasını iki defa yere vurunca imoogi geri savrunarak duvara çarptı. “Büyücü, seninle bir antlaşma yapabiliriz.” Olduğu yerden hızla sürünerek onun etrafında dolaşmaya başladı. Fısıltılar, han beak ın zihnini bulandırıyordu. “Senin gibi bir iblisle antlaşma yapmak mı? Sen beni çok mu hafife alıyorsun imoogi.” Diyerek asasını yukariya kaldırdı. Han beak diyarın en güçlü iki büyücü den biriydi. Yer sallanmaya, imoogi ise tedirgin olmaya başlamıştı. Han beak öfkesini kontrol etmeye çalışıyordu ama damarların daki büyü kanı kaynıyordu. İmoogi, kendisini karanlığa attı. İçindeki korku büyüyordu, demek rüyalarında gördüğü, saltanatını yıkarak kendisini öldürdüğünü gördüğü kişi Raejin di. Artık çok büyük bir düşmanı vardı, buradan kurtulduktan sonra ilk işi Raejin denilen kişi öldürmekti. Han beak bulunduğu yerden hızla çıktı. O giderken, arka taraftan çıkan başka bir büyücü elindeki yiyecekle imoogi'nin bulunduğu yere girdi. Elindeki yiyecekleri yere sermeye başladı, imoogi karanlıktan çıkarak yerdeki yemeğe baktı. Artık çıkmanın vakti geldi diyerek büyücüye doğru ilerledi….. O an, İmoogi’nin devasa bedeni bir duman gibi sarsıldı. Yaratık, asırlardır hapsedildiği bu taş zindandan tamamen kurtulamayacağını biliyordu; ancak kadim büyüleri kullanarak bilincinin ve gücünün küçük, zehirli bir parçasını büyücünün bedenine akıtmaya…

Bölümün tamamını WritePad'de oku