KIYIDA KALANLAR

BÖLÜM SEKİZ: KURŞUNLU'NUN IŞIKLARI

Yazar:

KIYIDA KALANLAR – bahar gökçe kitap kapağı
KIYIDA KALANLAR – bahar gökçe kitap kapağı

Öğleden sonra, Kurşunlu'nun üstüne ağır bir sıcak çökmüştü. Sokaklar boş değildi ama herkes gölgeyi seçiyordu. Marketlerin önündeki tenteler, çay bahçesinin geniş şemsiyeleri, evlerin balkonları... Kasabada yazın en sıcak saatlerinde hayat bitmezdi. Sadece yavaşlardı. Sarıtaş Sitesi'nde de herkes kendi evinde, kendi küçük gününün içindeydi. Üç numaralı evin balkonunda İlter, sinekliğin köşesine eğilmişti. Elinde küçük bir tornavida vardı. Sineklik birkaç gündür tam kapanmıyor, rüzgâr estiğinde yerinden çıkıp duruyordu. Zeynep mutfaktan balkona iki bardak çayla çıktı. "Onu hâlâ yapmadın mı?" İlter gözünü sineklikten ayırmadı. "Yapıyorum işte." "Üç gündür yapıyorsun." "Üç gün değil." "İki gün mü?" "İki gün ve... biraz." Zeynep çaylardan birini onun yanına bıraktı. "Bir işi de ilk söylediğim gün yapsan şaşıracağım." İlter vidanın başını yeniden yerine oturtmaya çalıştı. "İlk söylediğin gün yapsam, sonra bana iş bırakmadın diye kızarsın." "İnsan bazen konuşmak için kızar." "İşte onu hiç anlamıyorum." Zeynep istemsizce gülümsedi ama belli etmemek için başını çevirdi. Balkon kapısının yanında duran plaj çantasını kontrol etti. Havlu, güneş kremi, su, yedek tişört... Her şey yerindeydi. Şapkası yoktu. Bir an kapının yanına, sonra mutfağa baktı. Tam yeniden içeri girecekken İlter sinekliği bıraktı. Balkonun köşesindeki sandalyenin üstünden hasır şapkayı alıp ona uzattı. "Bunu mu arıyorsun?" Zeynep şapkaya baktı. "Orada mıydı?" "Sabah Tunahan Zeus'a takmaya çalışıyordu." "Zeus'a mı?" "Çok yakışacağını düşünmüş." Zeynep gülmeye başladı. İlter de istemeden güldü. "Ben kadınlar plajına gidiyorum," dedi Zeynep, çantasını omzuna alırken. "Biliyorum." "Akşamüstü dönmüş olurum." "Biliyorum." "Çocuklar gelirse—" "Çocuklar çocuk değil, Zeynep." Zeynep kapıya yöneldi. Sonra geri dönüp ona baktı. "Yine de akşam yemeğinde evde ol." İlter çay bardağını aldı. "Olurum." Zeynep birkaç saniye yerinde durdu. İlter, söyleyecek başka bir şey varmış gibi ona baktı ama ikisi de konuşmadı. Sonra Zeynep şapkasını takıp evden çıktı. İlter sinekliğe yeniden eğildi. Birkaç saniye sonra vida yerine oturdu. Sineklik kapandı. İlter kapıyı iki kez açıp kapattı. Sonra memnun görünmemeye çalışarak başını salladı. "Oldu işte," dedi kendi kendine. Bir numaralı evin önünde Arda motorunun yanına çömelmişti. Elinde bez vardı. Motorun farının çevresini silerken arada bir yüzünü cama yansımış gibi parlak metalde kontrol ediyordu. İrfan kapının önündeki plastik sandalyede oturuyordu. Elinde çay bardağı, ayağında yıllardır aynı iş için giydiği eski spor ayakkabılar vardı. "Orayı öyle silersen boya kalkar," dedi. Arda başını kaldırmadan cevap verdi. "Kalkmaz." "Sanayide otuz yıl geçirdim." "Yirmi beş demiştin." "Otuz gibi geçti." Arda bezini motorun selesine bıraktı. "İyi, o zaman sen yap." İrfan sandalyeden kalkmadı. "Ben yaparım zaten." "Yap." İrfan oğluna baktı. Arda da ona baktı. İkisi de birkaç saniye hiç hareket etmedi. Sonra İrfan çayını pencerenin kenarına koydu, motorun yanına çömeldi ve Arda'nın elinden bezi aldı. "Bunu kuru bezle silmen lazım," dedi. "Yağı dağıtırsın yoksa." Arda kollarını göğsünde birleştirdi. "Ben de onu yapıyordum." "Hayır, yapmıyordun." Birlikte motorun farına eğildiler. Bir süre yalnızca bezin metalde çıkardığı sesi duydular. Dokuz numaralı evden Hacı Amca ile Hacı Teyze ağır ağır yürüyerek geçiyordu. Hacı Teyze'nin elinde bez bir pazar çantası vardı. Hacı Amca, sıcaktan bunalmış gibi gömleğinin yakasını çekiştiriyordu. Hacı Teyze motoru görünce durdu. "Arda, yine mi bununla uğraşıyorsun?" Arda gülümsedi. "Uğraşmazsam küser." Hacı Amca motora dikkatlice baktı. "Çok ses çıkarıyor bu." "Daha çalıştırmadım Hacı Amca." "Çalıştırınca daha çok çıkarır o zaman." İrfan'ın ağzının kenarı kıpırdadı. "Senin bastonun da ses çıkarıyor ama kimse şikâyet etmiyor." Hacı Amca bastonuna baktı. "Bu baston değil, karakter." Hacı Teyze gözlerini devirdi. "Haydi gel, soda alacağız daha." Onlar uzaklaşırken Arda motora yeniden baktı. "Baba." İrfan bezle uğraşmayı sür…

Bölümün tamamını WritePad'de oku