KIYIDA KALANLAR

BÖLÜM ALTI: YAZLIK MODU

Yazar:

KIYIDA KALANLAR – bahar gökçe kitap kapağı
KIYIDA KALANLAR – bahar gökçe kitap kapağı

Ertesi gün öğlene doğru lacivert kitabı bir kez daha açtım. Babaannemin evlenmeden önceki soyadı, ilk sayfada hâlâ aynı yerde duruyordu. Şaziye Unutman. Fotoğrafı kitabın arasından çıkarıp masama koydum. Eski okulun bahçesi, çocuklar ve yüzü yırtık kenarda kalmış genç adam... Hepsi, ben bakmadığımda yerlerini değiştirecekmiş gibi görünüyordu. "Bugün gidelim mi?" Begüm kapının eşiğinde durmuş, beni izliyordu. "Eski okula mı?" "Evet." "Elimizde kapının açık olduğuna dair hiçbir şey yok." "Kapalıysa da dışarıdan bakarız." "Oğuz yarın ya da öbür gün demişti." Begüm yüzünü buruşturdu. "Bugün yarın sayılır." "Matematiğin korkunç." "Macera için yeterli." Gülmemek için kendimi zor tuttum. Tam ona bir şey söyleyecekken meydandan Ece'nin sesi geldi. "Batuhan! Begüm!" Begüm pencereye koştu. Ece, voleybol sahasının yanında durmuş bize bakıyordu. Elif de biraz gerisinde, fotoğraf makinesini boynuna asmıştı. "Ne var?" diye seslendim. "Akşamüstü maç var!" diye bağırdı Ece. "Fileyi kuruyoruz. Geliyorsunuz." Begüm bana döndü. "Eski okul yarın da orada olacak." "Matematiğin korkunç ama mantığın bazen işe yarıyor." Fotoğrafı yeniden kitabın arasına koydum. Kitabı da yatağımın yanındaki komodine bıraktım. Eski okul bir gün daha bekleyebilirdi. *** Akşamüstüne doğru Sarıtaş Sitesi'nin meydanı bir anda başka bir yere dönüşmüştü. Voleybol filesi dut ağacının gölgesinden biraz ileriye kurulmuştu. Fileyi kimin ne zaman aldığını bilmiyordum ama direkleri her yaz aynı yere dikildiği için herkes ne yapacağını biliyor gibiydi. Ortak piknik masasının üstüne su şişeleri, gazozlar ve birkaç paket çekirdek bırakılmıştı. Balkonlarda oturan komşular da yavaş yavaş meydana bakmaya başlamıştı. Ece, elinde voleybol topuyla sahanın ortasında duruyordu. "Sonunda geldiniz," dedi bizi görünce. "Elif bizi çağırdı sandım," dedim. "Elif insan çağırmayı sevmez. O sadece fotoğraf çeker." Elif, sanki konuşulan şeyin kendisiyle hiç ilgisi yokmuş gibi makinesinin ayarlarıyla uğraşıyordu. "Ben çağırdım," dedi Ece. "Şimdilik dört kişiyiz." Begüm fileye yaklaşıp ellerini beline koydu. "Madem dört kişiyiz, niye bu kadar büyük file kuruldu?" "Çünkü dört kişiyle başlarsak, on iki kişi oluruz." Bu, Ece'nin mantığıydı. Tartışmanın pek anlamı yoktu. Meydanın girişinden Oğuz ile Selin geldi. Oğuz'un saçları yine dağınıktı; bir eliyle onları geriye atmaya çalışıyordu. Selin'in elinde iki şişe soğuk çay vardı. Şişelerden birini Oğuz'a uzattı. "Beni oynatmadan önce mi suluyorsun?" dedi Oğuz. "Seninle aynı takımda olursam kaybetmek istemiyorum." Selin bunu söylerken gülümsüyordu. Oğuz da güldü. Nedense o an gözümü başka tarafa çevirdim. Rüzgâr biraz sonra marketin tarafından geldi. Yanında, daha önce gece pazarında uzaktan gördüğüm Halil vardı. Halil'in omzunda küçük bir sırt çantası, elinde de yarım kalmış bir gazoz şişesi vardı. Meydana girer girmez yüksek sesle selam vermedi; sadece Rüzgâr'ın yanında durup etrafa baktı. Ece oyuncuları sayarken Rüzgâr'a döndü. "Sekiz kişi olduk." Rüzgâr telefonunu cebine koydu. "Halil de var. Zaten onu bunun için çağırdım." Ece gözlerini Halil'e çevirdi. "Voleybol oynuyor musun?" Halil omuz silkti. "Top gelirse karşılarım." "Bu iyi bir başlangıç," dedi Ece. Elif'in yüzü, Halil'in konuştuğunu duyunca çok kısa bir süre değişti. Bunu fark eden yalnızca Begüm değildi. Ben de görmüştüm. Ama Elif başını eğip fotoğraf makinesinin kapağını kontrol edince sanki hiçbir şey olmamış gibi davrandı. "Halil, Rüzgâr'ın çocukluk arkadaşı," dedi Ece bana doğru eğilip. "Gece pazarındaki oyuncakçı." "Biz de yıllardır burada yaşıyoruz Ece. Az çok insanları hatırlıyorum." Bir numaralı evin önünden motor sesi geldi. Arda, motorunu kenara bıraktıktan sonra meydana doğru yürüdü. Üstünde açık renk bir tişört vardı. Saçlarını eliyle düzeltmeye çalışıyor ama her seferinde daha da bozuyordu. "Ne oluyor burada?" diye sordu. "Voleybol," dedi Ece. "Onu görüyorum." "Dört kişi eksiğiz." Arda meydana şöyle bir baktı. "Ben uzun zamandır oynamıyorum." "Topa vurmayı unutmuş olamazsın." "Unu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku