BÖLÜM ON ÜÇ BUÇUK: UYUMAYANLAR (ARA BÖLÜM)
Yazar: bahar gökçe

O gece uyuyamadım. Saat kaç olduğunu öğrenmek için telefonu elime aldığımda ekran gözümü aldı. Bir kırk yedi. Ev sessizdi. Begüm'ün odasından hiçbir ses gelmiyordu. Annemle babamın kapısı kapalıydı. Dışarıda, balkon demirlerine vuran hafif rüzgâr dışında duyulacak hiçbir şey yoktu. Ama kafamın içi yeterince gürültülüydü. Orhan. Kemal Arıkan. Bırakın. Dedemin huzurevine gitmek istemesi. Babamın "Her gün onun yokluğuyla kalıyor," derken yüzüne yerleşen ifade. Telefon ekranında Oğuz'un adı duruyordu. Bir süre yazmadım. Sonra yazdım. Batuhan : Uyudun mu? Cevap beklediğimden hızlı geldi. Oğuz : Hayır. Batuhan : Zaten uyuduysan cevap vermezdin. Oğuz : Mantıklı. Batuhan : Bazen mantıklı olabiliyorum. Oğuz : Bazen. Ekrana bakıp gülümsedim. Sonra birkaç dakika hiçbirimiz yazmadık. Mesaj kutusunu açıp kapattım. Yazdım. Sildim. Tekrar yazdım. Batuhan : Kutuyu gerçekten kilitledin mi? Oğuz : Evet. Batuhan : Gerçekten mi? Oğuz : İstersen fotoğrafını atayım mı? Batuhan : Yok. Güveniyorum. Bu mesajı gönderir göndermez gereğinden fazla şey söylemişim gibi hissettim. Oğuz'un yazıyor işareti göründü. Kayboldu. Tekrar göründü. Sonunda mesaj geldi. Oğuz : İyi. Yalnızca buydu. Ama ben o tek kelimeye birkaç saniye baktım. Batuhan : Sen niye uyumadın? Oğuz : Zift dükkândan gelince bütün evi dolaştı. Sonra kapının önünde yatıp durdu. Batuhan : O da manastırdaki şeyden mi gerildi? Oğuz : Bilmiyorum. Belki sadece beni gerilmiş gördü. Bu cevap beklemediğim kadar dürüst geldi. Batuhan : Köpekler anlıyor bence. Oğuz : Zeus da mı? Batuhan : Zeus her şeyi anlıyor. Sadece bazen anlamamış gibi yapıyor. Oğuz : Sana benziyor. Batuhan : Bu hakaret mi? Oğuz : Hayır. Biraz bekledim. Batuhan : Tamam, hakaret değilmiş. Oğuz'un yazıyor işareti birkaç saniye ekranda kaldı. Oğuz : Suya yaklaşmaktan korkuyor ama seni koruyormuş gibi önüne geçiyor ya. Şaşırdım. Batuhan : Bunu ne zaman gördün? Oğuz : Geçen gün. Sen sahile inerken. Batuhan : Sen beni mi izliyordun? Cevap uzun sürdü. O kadar uzun sürdü ki telefonu yatağın yanına bırakmayı düşündüm. Sonra mesaj geldi. Oğuz : Zeus'u izliyordum. İstemeden güldüm. Batuhan : Tabii. Oğuz : Gerçekten. Batuhan : İnanmış gibi yapacağım. Bu kez hemen cevap vermedi. Telefonu göğsümün üzerine bıraktım. Tavana baktım. Sonra ekrana yeniden baktım. Oğuz : Bugün dedenin konusu açıldı ya. Parmaklarım ekranın üzerinde durdu. Batuhan : Evet. Oğuz : Kötü mü oldun? Bu soru basitti. Ama nedense cevabı yazmak zor geldi. Batuhan : Bilmiyorum. Bir süre sonra ikinci mesajı yazdım. Batuhan : Babaannem öldüğünden beri herkes bir şey yapmaya çalışıyor. Annem yemek yapıyor. Begüm her şeyi çözeceğini sanıyor. Babam sessiz kalıyor. Dedem de huzurevine gitmek istiyor. Sanki herkes başka tarafa gidiyor. Oğuz'un cevabı biraz geç geldi. Oğuz : Belki herkes aynı şeyi yapmaya çalışıyordur. Batuhan : Ne? Oğuz : Kimse kimseye yük olmak istemiyor. Ekrana baktım. Batuhan : Bu daha kötü değil mi? Oğuz : Bence de. Batuhan : İnsanlar neden bunu yapıyor o zaman? Oğuz : Bilmiyorum. Belki yardım istemeyi zayıflık sanıyorlar. Bir süre yazmadım. Sonra ona, babamın dedeme kızgın olmadığını söylememi istemesini anlattım. Oğuz da bunu okuyunca hemen cevap vermedi. Oğuz : Babanın da zoruna gidiyordur. Batuhan : Biliyorum. Oğuz : Bazen biliyorum demen yetmiyor sanki. Bu mesajı okuyunca kaşlarımı çattım. Batuhan : Ne demek o? Oğuz : Bilmiyorum. Sanki bir şeyi anlayınca daha az canın yanacakmış gibi davranıyorsun. Yazıyor işareti yeniden belirdi. Oğuz : Kötü söyledim galiba. Batuhan : Hayır. Biraz düşündüm. Batuhan : Belki haklısın. Oğuz cevap vermedi. Bu kez sessizlik kötü gelmedi. Sanki ikimiz de aynı anda bir şey söylemiş, sonra onun üstüne basmamak için bekliyorduk. Saat ikiye yaklaşırken konu birden değişti. Batuhan : Sen niye motorları bu kadar seviyorsun? Oğuz : Bu saatte mi bunu düşündün? Batuhan : Evet. Oğuz : Bilmiyorum. Batuhan : Bu cevap yasak. Oğuz : Kim yasakladı? Batuhan : Ben. Oğuz : Yetkin yok. Batuhan : Var. Oğuz : Peki. Bir süre sonra uzun bir mesaj geldi. Oğu…