KIYI ŞERİDİ

I. ACIYLA HARMANLANAN DOSTLUK BAĞI

Yazar:

KIYI ŞERİDİ - busraanuryy kitap kapağı
KIYI ŞERİDİ kitap kapağı

İlk bölüme hoş geldinizz 🧿🩶 Bölümü sabırla okumanızı rica ediyorum. (Buluşup yemek yedikleri sahne🥹) 1. BÖLÜM: "ACIYLA HARMANLANAN DOSTLUK BAĞI" Taşıması en ağır duygu neydi? Kimine göre aşk kimine göre ihanet kimine göre vefasızlık kimine göre ölüm. Taşıması da bedende yaşatması da en zor olan duygu nefretti. Bir bataklık misali sizi yerin dibine çekiyordu. Her duygunun başlangıcı da aslında bir noktada nefrettir. Sen aşık olduğun kişiye zamanında nefret beslemiş olabilirsin, vefasızlık yaptığını düşündüğün kişi de senin nefretini körüklemiştir. İhanet, o zaten nefretin vücut bulup aramıza karışmış haliydi. Ölümün verdiği acıyı tadarken bunun üstü gelmez en acı yük bu deriz ama günün birinde hepimiz ona da alışırız. Nefret öyle değil; nefret bitmez, azalmaz, alışılmaz, bizi de alıştırtmaz. Vücudumuzun bir organı gibi her daim diri kalır. Bazen bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi karar veremiyorum. Çünkü ben bir noktada nefret ederken zihni yorulan biriyim. Sadece zihnim de değil yeri geliyor sinirden bütün uvuzlarımı titretiyor. Sanırım bu noktada kötü bir şeye giriyor ancak bazen öyle anlar geliyor ki ben nefret edebildiğim için şükrediyorum. Hayat gereğinden fazla ikilemleri barındırıyordu, yoksa bunu başka türlü açıklayamazdım. Elimdeki kitabın bitirdiğim sayfasına dalmışken kot pantolonumun arkasına sıkıştırdığım telefonumun titremesi bütün odağımı kesti. Normalde titreşimde bile olmazdı direkt sessize alır ya da uçak modunu etkinleştirirdim, bu sefer boşluğuma denk gelmişti sanırım. Ellerimin arasındaki kırık beyaz porselen kupamın içindeki kahve çoktan soğumuştu, hep böyle olurdu zaten. Kitap okuduğum zaman o kahve mutlaka soğur geriye sadece bardağı tutmamdan ötürü sıcağın etkisiyle avuçlarımda kalan kızarıklıklar kalırdı. Bilinçli yapmıyordum. Bazen sayfalar arasında kendimi nasıl ve ne şekilde kaybettiğimi bile anlamazdım. Ta ki dünyadan bir güç, odağımı benden çekip alana kadar. İşte o zaman kaybolduğum evrendeki bana huzur veren oksijen çekilerek ruhumu ve beni karanlıkta, havasız bir ortamda bırakırdı. Kalçamın altına kıvırıp üzerine oturduğum bacaklarım çoktan uyuşmuştu ve oynatmak tam bir zulümdü. "Efendim Hale?" Diyerek yakın arkadaşlarımdan birisinin aramasına karşılık verdim. "Nasılsın canım?" Kitabıma bakarken, "İyiyim kitap okuyordum sen nasılsın?" diye sordum. "Bildiğin gibi koşturmacalarla geçiyor hayatım," diye söylendi. Hale babasının kurduğu şirketin başındaydı. Selim amca yaşını çok belli etmeyip dinç olsa da Hale'yi ikna etme ayağına yaşlı olduğunu ve artık bu işlerden yorulduğunu söyleyip duruyordu. Hale de babasına kıyamadığı için el mecbur şirketin başına geçmişti. Tek çocuk olarak. Aslında seviyordu o ortamı ama bazen boğulduğu zamanları anlatırken bezmişliğini net hissediyordum. Bir de aniden böyle hareketli ve yoğun bir iş hayatına atılmış olmak onu yoruyordu. Normalde dosyalara, gerekli belgelere veyahut görüşmeleri evde halledip günün geri kalanında hobileriyle uğraşırdı. Şimdi haliyle kendine zaman ayırdığı vakit kısıtlanmıştı. Alışmaya çabalıyordu. "Çok yoğun mu oralar?" İç geçirdi. "Sence aksi mümkün mü?" Değildi sanırım. Bir kaç hışırtıdan sonra, "Ben seni şey için aramıştım," dedi. Lafına devam edeceği sırada asistanı yanına geldi. Ona bir iki talimat verdikten sonra tekrar bana odaklandı. "Akşam şu her zamanki restoranda yer ayırttım. Hep beraber yemek yeriz, geliyorsun değil mi?" Saatime baktım. Öğleni geçeli olmuştu bayağı. Bugün işim yoktu, gitmemem için bir sebep de yoktu aslında ama nedense çok istekli değildim. Yine de onu kırmamak için tamam gelirim diyip telefonu kapattık. Zaten kızın boş vakitleri azdı ve beraber bir şeyler yapalım istiyordu onu kırmak içimden gelmemişti. Gözlerim yorulduğu için ayracımı koyup kitabı köşedeki sehpanın üzerine bıraktım. Boşalan kahve bardağımı elime alarak kütüphanemi sessizce terk ettim. İnsanın bütün dertlerini unuttuğu, hayattan soyutlandığı bir anının veyahut bir yerinin olması çok güzel bir şeydi. Mutfağa indiğimde bardağımı çalkalayıp ma…

Bölümün tamamını WritePad'de oku