2- Özlemek
Yazar: Elif Sıla

Yeni aldığım kitapları odamda ki küçük kitaplığa yerleştiriyordum. O kadar çok kitap almıştım ki babam eve döndüğünde küçük bir azar işitmem muhtemeldi. Küçük odam cama yaslı yatağım ve yatağımın bir kenarında çalışma masam bir kenarında da küçük kitaplığım ve kitaplığımın arkasında ki duvarda kitap posterlerimle dolu mütevazi bir odaydı. Son kitabımı da rafta zar zor yer açarak yerleştirdikten sonra artık işe gitmem gerektiğine karar verdim. Yoksa babamdan yine ikinci bir azar daha işitmiş olacaktım. Çalıştığım spor salonu babama aitti. Her ne kadar babam çok karışmasa da gelip gittiğim saate ders verdiğim saatlerde salonda olmalıydım. Üzerime hemen geniş bir etek , badi giyip pançomu ve şalımı alıp odamdan çıktım. Kapının yanında ki boy aynasına gelip şalımı bağladım üzerimde pançomu giydim. Daha fazla oyalanmamak için daha önceden hazır tuttuğum kapının yanında ki spor çantasını alıp kapıyı açtım. Hem karşı komşumuz olan hem de babamın kuzeni olan Zeynep ablayla karşılaştım. Uzun bir süredir kızında kaldığını biliyordum ve kendini çok özlemiştim. Bu yüzden spor çantamı hemen kapının ağzına bırakıp her zaman kapı önünde duran terliklerden birini giydim ve bana doğru dönmüş olan Zeynep ablanın boynuna yapışarak sarıldım. "Deli kız dur düşüreceksin ikimizi de!" hızlı sarılmamın etkisiyle arkaya doğru sendelemiş olsa da hemen toparlanıp bana sarıldı" ne yapayım çok özledim" isyan edercesine söylendikten sonra geriye çekilip çocukluğumdan beri gördüğüm ve bana ikinci anne olan kadının yanaklarını avucumun içine alıp yüzünün her tarafını öptüm. Neredeyse aynı boylarda olduğumuz için Zeynep ablayı sevmek çok kolaydı ki bende onu çok severdim böyle. Naif ve tatlı bir kadındı Zeynep abla babam hatta ona abla derdi aralarında çok yaş farkı olmasa da. "söyle kızına bir daha seni bu kadar alı koymasın. Burada da bir kızın daha var senin!" Zeynep ablaya sitemlerime devam ederken karşı kapıda beliren Zeynep ablanın eşi çıktı. "kız doğru söylüyor kızına gittin kocanı da unuttun! "benim ardımdan onun da sitem etmesiyle kahkaha attım ve Zeynep ablaya tekrar sarıldım. Bu sefer beline sarılarak kafamı göğsüne doğru eğerek oraya yapıştım. "iyi ki bir kızımın evine gittim ne çok özleyenim varmış." Zeynep ablanın küçük kızı fahriye abla yeni evlenmişti. Eh haliyle Zeynep ablada onu çok özlediği için bir müddet yanına gitmişti. "bir daha bu kadar uzun gitme abla çok özledik seni. Hem sensiz Türk kahvesi içmekte hiç eğlenceli değil. İçerken sen aklıma geliyorsun hem üzülüp hem mutlu oluyorum." Zeynep abla anne şefkatiyle bana sarılarak sırtımı okşamaya başladı. Annesiz büyümüş biri için bu sevgi kelimelerle anlatılamaz o yüzden Zeynep abla benim ikinci annemdi. "benim güzel kızım çok sürmedi ki bak gittim geldim. Sen merak etme biz daha senle çok Türk kahvesi içeriz" yavaşça başımı göğsünden kaldırarak yanaklarını son kez öptüm Zeynep ablanın. "üzülme tamam mı? Biz seni çok özledik evet ama sen biz üzülüyoruz diye üzülme mutlu ol" Zeynep abladan zar zor kendimi ayırıp bizim kapımızın önünde duran ayakkabımı giymeye başladım. "ben artık gitsem iyi olur yoksa biliyorsun babam geç kalıyorum diye söylenip duruyor" Zeynep abla ayakkabılarını çıkarıp içeri geçerken bana gülümseyerek bakıyordu. "dikkatli ol kızım" Zeynep ablanın böyle söylemesiyle ona havadan öpücük atıp spor çantamı alarak kapıyı kilitledim ve birinci katta olduğumuz için merdivenlerden inerek binadan çıktım. Spor salonumuz çok uzak değildi hemen 4 sokak ötemizdeydi. Bu yüzden genelde ya yürüyerek ya da bisikletim ile gidiyordum. Tabi bu birazda hava durumuna bağlıydı. Sıcak havalarda biraz esinti yaratmak için bisikletle soğuk havalarda ise daha fazla üşümemek için yürüyerek giderim. Eh bugün hava temmuz ayında olduğumuz için baya bir sıcak bu yüzden sitenin park alanında bisikletler için olan kısma yöneldim. Çok fazla bisiklet kullanan olmadığı için benim turuncu küçük bisikletim hemen göze çarpıyor. Yanına gidip kilidini açtım. Eteğimi toplayarak dikkatli bir şekilde bisiklete binip…