KIŞ GÜNEŞİ "Yanılsama"

(1) Usulden Mahrum Kalan Vusulden Mahrum Kalır

Yazar:

KIŞ GÜNEŞİ "Yanılsama" - sahra_milaa kitap kapağı
KIŞ GÜNEŞİ "Yanılsama" kitap kapağı

Pusula güneyi, saatler akşam yediyi gösterdi. Dünya ekseninde döndü, güneş kendisi için karar kılınan yörüngede aktı gitti. Uzayın derinliklerinden bir yıldız kayıp plansız bir yere düştü. İki çocuk kaldırdı başını ve tek şey diledi iki suskun dil. Huzur... Çocuklar oyuncak, şeker dilerdi onlar huzur diledi. Zira huzur çoğu şeyi beraberinde getirirdi. Oyuncak ve şeker de buna dahildi. 🌤🌤🌤 Davetten önce ki gece 2030/ İstanbul... İhanet vardı. İhanet edilirdi. İhanet can yakardı. Sahi ihanet neden vardı. Düşman kördü ama dost nereden vuracağını bilirdi. Feraset yolda kaybedilen bir şey değildi ki kolay bulunsun. Zor durumlarda zekayı kullanmak zordu insanoğlu için. Acıyı bir duyumsayıversin ruhunda ne akıl kalırdı başta ne kelam kalırdı dilde. Soğukkanlı olmak mümkün olmayacak kadar muhaldi felaket anında. Yalnızca kurnaz ve ciddi manada feraset sahibi olanlar ani durumlarda akıllarını zehir gibi çalıştırabilirdi. İşte tam o karmaşık an da duygu selinden kopup yolunu şaşıran intikam gelir yerleşir kalbin ortasına. Krallığında tektir o, ne başka bir başa izin verir ne de komşuya. Yalnızca onun emirleri ve eylemleri geçerlidir artık. Sarsacaksa intikam sarsacak, boğacaksa o boğacak, öldürecekse o öldürecektir. Başka bir duyguya yer yoktur yumruk kadar olan saltanatında. Kendinden biliyordu ÖB'nin eski üyesi olan genç adam. Hele ki nefret ve intikam ittifak kurunca ne akılda ne kalpte ne de ruhta başka duyguya yer bırakmıyorlardı. Bu en korkuncuydu işte. Kalpte sevgi kalmazsa ruh ölür, akılda uzun kuyruklu kırk tilki dolaşırdı. Hepsi birbirinden hin planlar kurgularken hiçbirinin kuyruğuda birbirine dolanmazdı. Kırk tilki ittifak kurdu ve genç adamın zihni felaketlerle dolu bir yük bineğine dönüştü. Zihni şimdi infilak etmeye hazır bir bombaydı. Sayaç açıldı, geri sayım başladı. Patlamaya son on adım. Yıl 2003'tü ve geceyi yırtan bir kadın çığlığının ardından bir bebek geldi dünyaya. Mir mi pir mi Allah bilirdi. Yüzü ak pak günahsız bir yavruydu işte. Alpay dedi babası. O benim alpim, askerim olacak ve benden sonra ay gibi yolumuzu aydınlatacak. Ardıç dedi annesi. Dili de ağacın meyvesi gibi keskin olsun. Nüfusa Alpay Ardıç yazıldı. Fakat halk için başka olacaktı adı. Belki vatan haini belki terörist diyeceklerdi. Bir kesim için 'kahraman' bir kesim için 'kahır adam'. Seçilen hayatı yaşasa on numara bir yaşam sürerdi. Fakat insanoğlu zora aşıktı, Alpay da sınırları zorlamayı severdi. Belki kara gözlü değildi ama gözü kararırdı. Yolu doğru muydu, tartışılırdı. Peki o doğrunun peşinde miydi, ihtimali vardı. İstanbul geceleri hareketli geçerdi insanlar akardı sokağa fakat sanki bu gece bir durgundu şehir. Normalde işlek olan caddede pek insan yoktu, belki bardaktan boşanırcasına yağan yağmur bunun en büyük faktörüydü. Koyu gri bulutların taşıdığı iri su damlaları birer birer yeryüzüne iniyordu. Sokağın çökmüş parlelerinde yer yer su birikintileri oluşmuştu. Yoldan geçen arabalar kolaylıkla o kirli suları herhangi bir yayanın üzerine sıçratabilirdi. Alpay Ardıç önden yürüyen adamı takip ederken deri ceketine iyice sarıldı. İstanbul'un soğuğu da bir başkaydı hani, fena vuruyordu insanı. Dışarıya üflediği nefes az kaldı buz tutacaktı. 2030 yılına yeni girmişti dünya, her sene önce ki seneyi aratmayan saçma sapan eğlence dolu gecelerle. Genç adam oldu olası sevmezdi yılbaşılarını. Hiç hazzetmezdi. 15 Ocak 2030 gecesi yeni yıl için çok şeylere gebeydi. Kimse bilmiyordu fakat tarihin seyri değişiyordu. Köhne bir binada değil işlek bir binada gerçekleşiyordu bu dönüşüm. Göz önünde yazılan tarihe destan yazanlara kahraman denirdi. Kimi kahramanlar vardı sırdı, saman altında suydu, görünmez gizli eldi. İşte bu gizli el şimdi siyasi makamlara uzanıyordu. Gizli elin sahibi bilinmezdi işte bu anlatı gizli elin hikâyesiydi. Pikap tozlu rafından indirilip ahşap masaya yerleştirildi. Tozu özenle alındı ve plak yuvasına koyuldu. Cızırtılı bir sesin ardından havayı giriş müziğinin sesi doldurdu. Ahmet Kaya'dan Yorgun Demokrat... Şarkı girdi, anlat…

Bölümün tamamını WritePad'de oku