(2)
Yazar: ceren polat

Biz asker denekleriz, birçoğu kişi için kazanmaya giden tek yoluz. Çünkü hepimizin bizi diğer insanlardan ayıran özelliği var... Ve evet, bize bunları devlet yapmıştı ama şuan bizim böyle olmamıza sebep olanları öldürmek için de bizi kullanıyorlardı. Asker deneylerden kötüler de çıkmıştı elbette ve maalesef...En azından beni kullandıklarını sanıyorlardı ama yanılıyorlardı çünkü ben onları kullanarak geçmişin intikamını alıyordum. Onlar, kendi pisliklerini temizlemek için beni kullandıklarını zannedebilirlerdi. O gün kaçarken küçük bir kız çocuğuydum ama arkamda olup olmadıklarına bakmam için döndüğümdeyse bir kadına dönüşmüştüm. O yaşayamadığı çocukluğuna hasret bir kadına. Öncesinde de pek çocukluk yaşadım sayılmazdı ama beni almasalardı o laboratuvardaki denek hayvanlarının yanına, evet denek hayvanlarının yanına koymuşlardı bizleri, uzun süre, görün diyorlardı, sizin değeriniz bizim için bir hayvandan bile farkı yok demeye getiriyorlardı. O gün anlamıştım zaten amaçlarının farklı olduğunu... İyi biri olmadıklarını. Çok eski bir evde yaşardım belki ama yaşardım işte, koşardım, insanları izlerdim. Ne bilim bir parka gider bende sallanırdım ama yürürdüm, koşardım işte. Onların yanındayken ayaklarım bile benden istemsiz hareket ediyordu. O küçük kız çocuğu hapishanenin kat ve kat daha beterini yaşamıştı... Fplus havuzun içini köpükle doldurdum. Soğuk olan havuza girmeden önce üstümdekilerin hepsini çıkarıp içine girdim. Tek olduğum zaman çıplaklığın bana verdiği tek his özgürlüktü, geçmişime rağmen...Kafamı yavaşça suyun içine gömdüm. Soğuk bana iyi geliyordu, soğuk beni kendime getiriyordu. Nefesim tükenene kadar suyun içinde kaldım. Dayanabildiğim kadar dayandım. Ve daha fazlasını zorladım. Yeni görevimdeki kurbanım ile ilgili planımı tekrar gözden geçirdikten sonra gardiyanların olduğu izin yerine gidip hava ulaşımı için kartımı göstermeye gittim. Hava aracım herkes gibi geniş kapsamlı olan bu depo gibi yerde duruyordu, herkesin tek bir aracı olmak zorundaydı lakin bu gardiyanlardan bile saklayabildiğim 2 askeri hava aracım vardı ve kimsenin bundan haberi yoktu ailemin bile... Her şeyin başlangıcı olan o Köşke gitmek için hemen yeminli izin kağıtlarını imzalayıp elimi kan taraması DNA’sından geçip yola koyuldum... Bugün hava trafiği kalabalıktı, kafamı yerüstüne çevirip trafiğe baktım ama yok denecek kadar azdı. Gökyüzünden nefret eder oldum! Trafiği açan trafik robot polisler sayesinde havada olan Köşk görünümlü daireye vardım. Bizimkileri görmeden önce Mareşal’i görmem gerekiyordu büyük ihtimalle her zamanki yerinde olmalıydı. Askerleriyle dolu olduğu fotoğrafları ve daha birçok fazlası olan cephanede. Mareşal her zaman ki gibi cephanenin içinde oturmuş camdan tavana bakıp düşünüyordu. Beni çoktan fark ettiğini biliyordum, zaten gözlerini yavaş yavaş bana doğru çevirdi. “İyi misin?” Bu aralar sürekli nasıl olduğumu soruyordu ve bu da şaşkınlığımı arttırıyordu ama bunu yüzüme yansıtmadım. “Halledemeyeceğim bir şey değil.” “Kendini de düşünmem gerekiyor artık bu ihtiyar senin için çok endişeleniyor, kızım.” Kızım der bana, çocukluğumdan beri beni o büyüttüğü için. Ne istediyse yapmıştım en çok da bu yüzden. Her kızım deyişinde, canımı vermemi dahi istese hiçthought düşünmeden verirdim işte öyle de bir deprem yaratıyordu bende. “Neyin var ihtiyar, bu aralar hiç olduğun biri gibi değilsin. Bana iyi davranmanın sebebini öğrenebilir miyim?” Sözlerim onun derin bir nefes almasına benimde kendimi koltuğa atmama sebep olmuştu. “Çünkü benim kızımsın, kanımdan olmasan da. Bundan iyi sebep mi olur(!)” O bana ters bakışlar atarken benim yaptığım tek şey sakince onu izlemekti, her hareketini her kalp atışını dikkatli bir şekilde inceliyor ve dinliyordum çünkü bana her değişimin ardında bir sebep olduğunu kendisi öğretmişti ve o şuan da bana karşı büyük bir değişim içindeydi, daha merhametli sahici bir baba gibi davranıyordu ve o kesinlikle böyle biri değildi. “Kızın olduğum yeni mi aklına geldi neyse sözlerinin bende herhangi bir etkis…