9
Yazar: E K

🩸🩸🩸🩸 Günler her zamanki rutiniyle işleyip gidiyordu. Herkes bir şekilde yaşıyor, akıp giden zamana ayak uyduruyordu. Jude, Sienna ile uğraşmaya devam ediyor, Sienna onu öldürmekle tehdit ediyordu. İkisi de her zamanki gibiydiler. Bir tek Felix için zaman tersine işliyordu. Okula geldiği ilk anda onu uyumaması için uyaran abisinin dışında her şey altüst olmuş gibiydi onun için. Sabahları sırasının üzerinde uyurken onu öpücükleriyle uyandıran sevgilisi yoktu şimdi. Ona kimse yaklaşamasın diye asla yanından ayrılmayan sevgilisi şimdi başka birisinin yanındaydı. Başka birisinin yanında oturuyor, onunla konuşup onunla gülüyordu. Felix bir kez daha hissetti canının yandığını. Sevdiği kadının gülüşünü başkasına sunması sol tarafında tarifi imkânsız bir acı oluşmasına sebep oldu. Felix karşısındaki manzarayı daha fazla görmemek için gözlerini yere çevirdi. Helena'nın gözünün önünde başka birisiyle flörtleşmesine dayanacak gücü yoktu. "Ben sınıfa gidiyorum." Daha fazla dayanamadığını hissettiğinde oturduğu yerden kalktı. Arkadaşları arkasından seslense de duymazlıktan gelerek acısını rahatça yaşayabileceği bir sığınak bulmak için ilerledi. "Onu böyle gördükçe benim canım yanıyor," diye sıkıntılı bir şekilde mırıldandı Jude, arkadaşının arkasından bakarken. "Helena'yı öldürmek istiyorum." Ethan meselenin aslını bilse de kardeşinin böyle acı çekmesi koruyucu içgüdüsünü ortaya çıkarıyordu. "Helena'nın bir suçu yok diyemem ama iş işten geçti, ona kızamayız." Sienna'nın sözleri üzerine Ethan öfkeyle yanan gözlerini ona çevirdi. Kardeşinin yaşadığı durumun benzerini geçmişte yaşamış olmak hissettiği duyguları daha beter hale getirmişti ve öfkesini karşısındaki bedene yansıtmaktan alıkoyamamıştı kendisini. "Ne de olsa sen de aynısını yapmıştın değil mi? Sen de Helena gibi korkaksın, birbirinizi anlamanız normal." Gözlerindeki öfkeye rağmen sesine oturttuğu alaycılık Sienna'yı da öfkelendirmişti. "Sen..." Sienna ona aynı şekilde karşılık vermek istese de Ethan'ın sözlerindeki haklılık ne diyeceğini şaşırmasına sebep oldu. Ne diyebilirdi ki, Ethan haklıydı; tam bir korkaktı. "Ben Lix'e bakacağım." Ethan, Sienna'ya son bir bakış attıktan sonra kardeşinin arkasından ilerlemişti. "Aranızda ne olduğunu anlatacak mısın artık? Habire birbirinizi yiyorsunuz, en azından sebebini bilelim de ona göre davranalım." Jude arkadaşlarını bu halde görmekten bıktığını belli ederek bıkkınca konuşmuştu. "Ethan'ın dediği gibi, korkaklık edip her şeyi batırdım," dedi Sienna neredeyse ağlamaklı bir sesle. Jude'un gözleri şaşkınlıkla irileşti. Sienna'yı ilk kez bu kadar duygusal görüyordu, haliyle bu onu şaşırtmıştı. "Boş ver sen bizi, gel Helena'nın yanına gidelim." Sienna, Jude'dan gelebilecek herhangi bir soruyu önceden engelleyerek oturduğu yerden kalktı. O, Helena ve Julian'ın oturduğu yere doğru giderken Jude da istemeye istemeye terk etti oturdukları bankı. O adamın yanına gidip sinir bozucu konuşmalarını dinlemek istemiyordu ancak arkadaşını da yalnız bırakmak istememişti. Helena bir süredir onlardan uzaklaşmıştı Julian yüzünden. Aralarındaki kan bağı yüzünden adamdan uzak duramamasını anlayışla karşılıyorlardı ancak hiçbirinin neşesi olmuyordu ayrı kaldıkları zaman. "Merhaba çocuklar, nasılsınız?" Julian sahte bir mutlulukla onları selamladığında ikili gözlerini devirmeden edemedi. "İyiyiz," dedi Sienna kısaca. Helena arkadaşlarını görünce yüzüne oturttuğu sahte gülümsemenin yerini gerçekçi bir gülümseme aldı. Julian'ın yanında olma ihtiyacı yüzünden onun yanından ayrılmıyordu ancak içinde bir yerlerde bir şeyler eksikti. Olmak istediği yer burası değilmiş gibi geliyordu. Günlerdir peşinde dolanıp kendisinin sevgilisi olduğunu söyleyen çilli çocuğun bahçeyi terk ettiğini görünce içine garip bir ağırlık oturmuştu. Nedenini bilmiyordu ama o çocuğu görmek Helena'ya iyi geliyordu. Ona karşı tam olarak ne hissettiğini anlamlandıramasa da kendini o çocuğa çekilirken buluyordu. Felix, birbirlerine çok aşık olduklarını söylemişti ama Helena bunu hatırlamıyordu v…