3
Yazar: E K

Felix her zamanki gibi erken saatlerde gelmişti okula. Ama bugün her zamanki enerjisi yoktu üzerinde. Sakin adımlarla sırasına geçerken sıkıntılı bir nefesin dudaklarından dökülmesine izin verdi. Yerine oturunca her zamanki gibi uyumak için başını sırasına yasladı ancak sevgilisine kayan zihni uyumasına izin vermedi bir türlü. Helena sabah Felix'e mesaj atarak hasta olduğunu, bu yüzden okula gelemeyeceğini söylemişti. Helena sık hastalanmazdı, hatta Felix onun hasta olduğunu hiç hatırlamıyordu. Üstelik dün buluştuklarında da gayet iyi görünüyordu; tabii gecenin sonlarına doğru Helena'nın midesinin bulanmasını saymazsak. Helena basit bir soğuk algınlığı olduğunu söylese de Felix'in içi rahat etmiyordu. Ancak yapabileceği bir şey de yoktu. Okuldan çıktıktan sonra evlerine gidip onu ziyaret edebileceği düşüncesi aklına düşünce kendi kendine memnuniyetle mırıldandı genç çocuk. Şimdi aklını derslere verip, okul bittikten sonra sevgilisini görmeye gidebilirdi. Kısa bir sürenin ardından arkadaşları sınıfa girince biraz daha rahatlamış hissetti. Sevgilisi yoktu ama arkadaşları onun için her zaman oradaydı, aileden farksızlardı Felix için. Bu düşünceyle hafif bir gülümseme oluştu dudaklarında. "Lixie, bir gün Ethan'dan fena azar yiyeceksin." Jude sınıfa girdiğinde yine arkadaşının uyukladığını görüp konuşmuştu. Bunu Ethan'dan çekindiği için değil de, sabah sabah Helena'nın bin kere tembihlemesinden dolayı söylemişti. "Uyuyamıyorum zaten." Kafasını sırasından kaldırırken cevap verdi Felix. Uykudan dolayı kısılan gözlerini sınıfa giriş yapan Jude ve Sienna ikilisinin üzerine dikmişti. "Helena'yı gördünüz mü? Çok mu hastaydı?" diye sordu endişesinin sesine yansımasına engel olamadan. Sienna, Felix'in yanına otururken Jude da önlerindeki sıraya oturmuştu. "Sabah yanına uğradım, hafif ateşi vardı. Onun dışında turp gibiydi, merak etme." Sienna'nın sözlerine karşı içi rahatlarken, sitemkar hitap şeklini fark edince kaşlarını çattı. "Sienna!" "Tamam tamam, bir şey demedik sevgiline. Ama şu Helena'da ne bulduğunu gerçekten anlamıyorum. Abin bile çekilmeyen tavırlarına rağmen ondan daha sempatik geliyor gözüme." Sienna'nın umursamaz görünmeye çalışarak söylediği şeyler, iki arkadaşının sinsice gülmesine sebep olmuştu. "Ethan'ın sempatik olduğunu kabul ediyorsun yani?" Jude'un sorusuyla Sienna ne söylediğinin farkına varmış, şaşkınlıkla gözlerini açmıştı. "Ne? Yani... Helena'nın o soğuk hâllerine kıyasla dedim! Yoksa beğendiğim falan yok onu." Konuyu geçiştirme çabaları ve yanaklarına oturan kızıllık utandığını açıkça ele verirken, arkadaşlarına arayıp da bulamayacakları bir koz vermişti çoktan. "Sienna, Ethan abime âşık olduğunu kabul ettiği gün gidip ben de evleneceğim," dedi Jude imalı bir şekilde. Sienna gözlerini devirirken Felix de gülmeye başladı. Jude'un sırf Sienna'yı sinirlendirmek için böyle dediğini biliyordu; zira Jude'un bırakın birisiyle evlenmeyi, flört etmesi bile oldukça zordu. İnsanlara güveni kalmamıştı Jude'un. Küçükken, en kötü yoldan öğrenmişti insanlara güvenmemesi gerektiğini. Sadece arkadaşları vardı onun için. Bir tek onları almıştı yaşam sınırları içine, zaten başkasına da gerek duymamıştı. Yanında duran yedi kişi yetiyordu ona. İlk dersin ardından Felix, öğretmenin verdiği ödevi yapmak için okulun kütüphanesine gitti. Normalde Sienna kütüphane ismini duyunca hemen koşardı ancak bu kez herkesi şaşırtarak Jude ile takılmayı seçmişti. Felix aradığı kitabı bulup rafların arasından çıkardıktan sonra çok zorlanmadan boş bir masaya oturdu. Öğrenciler genelde sınav haftasında uğrardı kütüphaneye, bu yüzden dikkat dağıtıcı bir kalabalık yoktu. Felix kafasını kitaba gömmüş, aradığı bilgileri bulmak amacıyla yazıları dikkatle okurken karşısında bir hareketlilik oldu. Felix kimin geldiğini görmek için kafasını kaldırdı, gözlerinin önüne serilen manzara öfkenin damarlarında şahlanmasına sebep oldu. "Bakıyorum da yalnızsın." Adının Julian olduğunu hatırladığı çocuk iğneleyici bir tavırla konuştuğunda Felix gözlerini devirmeden ed…