2
Yazar: E K

Felix abisinin zoruyla evden erkenden çıkmış ve geç kalmadan okuluna varmıştı. Kendisi bu sene lise üçüncü sınıftı, abisi Ethan ise son senesindeydi. Bu yüzden okula geç kalmak, Felix'in aksine Ethan'ın son isteyeceği şey bile değildi. Felix ise geç kalmayı önemsemez, derslerden geri kalmayı asla kafasına takmazdı. Ancak buna rağmen gayet başarılıydı. Tabii bu başarıyı biricik arkadaşı Sienna'ya borçluydu. O olmasaydı kesinlikle derslerden hiç bir şey anlamazdı. Ah, bir de Jude vardı tabii. Felix'in diğer en yakın arkadaşı; o olmasaydı Felix okul hayatında asla eğlenemezdi. Sienna derslerine son derece önem veren bir yapıdayken, Jude onun tam tersine eğlence peşinde koşardı. Bu yüzden arkadaşlarını çok seviyordu. Hepsi birbirini tamamlayan yapılardaydı. "İyi dersler Lixie, derste uyuklamaya kalkma sakın!" Abisi, başına ufak bir öpücük bırakmadan önce tatlı ama altında yatan uyarıcı tınıyı belli eder bir şekilde konuşmuştu. "Tamam." Felix abisine sevimli bir gülümsemeyle cevap verip sınıfına girmişti. Erken geldikleri için henüz sınıf dolu değildi, haliyle arkadaşları da ortalıkta yoktu. Felix en arkadaki sırasına geçip çantasını masanın üzerine koydu. Her ne kadar Ethan onu uyarmış olsa da tabii ki onu dinlemeyecekti, çünkü çok fazla uykusu vardı. Eğer uyumazsa akşama kadar zombi gibi gezeceğini biliyordu. Felix kısa uykusuna yattığı sırada Helena çoktan okula giriş yapmıştı. Seugnilisinin okula erkenden geldiğini bildiği için o da erken geliyor, sevdiği çocuğun yüzünü bir dakika fazla görmek için adımlarını hızlandırıyordu. Yakın arkadaşı Sienna ile birlikte okula girdiklerinde koridorda hızla ilerledi. Helena, Felix'ten bir yaş büyük olduğu için —daha doğrusu 180 yaş— ayrı sınıftaydılar. O yüzden dersler başlamadan Felix'i görmek istiyordu. "Yavaş gitsene kızım, sanki Felix bir yere kaçıyor!" Arkasında bıraktığı Sienna'nın söylenmelerini dinlemeden yürümeye devam etti genç kız. Sonunda sınıfa ulaştığında her zamanki gibi alıştığı görüntüyle karşılaştı. Felix sırasının üzerine koyduğu çantasını yastık olarak kullanmış uyuyordu. Muhtemelen taramaya üşendiği sarı saçları dağınık bir şekilde alnına dökülüyor, burnu ve kiraz rengindeki dudakları uyuma şeklinden dolayı büzüşerek daha tatlı bir görüntü oluşturuyordu. Helena dudaklarına oturan hayranlık dolu bir gülümsemeyle onun yanına gitti. Sınıfta kimsenin olmamasından faydanalarak —ki birisi olsa da onun için fark etmezdi— sevgilisinin çillerle süslenen yanağına yumuşak öpücükler kondurmaya başladı. Yüzündeki ıslak baskıyı hisseden Felix huzursuzca yerinde kıpırdandı. Her zaman yaşanan bu duruma alıştığından yanında kimin olduğunu biliyor, o yüzden sesini çıkarmıyordu. Sevgilisinin öpücükleri hoşuna gidiyordu. "Uyanma vakti Lixie." Helena tatlı bir sesle mırıldanarak Felix'i uyandırma görevine girişti. "Biraz daha..." Felix uyanmak istemediğini belli ederek kafasını çantaya gömmeye çalıştı ancak Helena hemen bunu narin eliyle engelledi. "Hayır, uyanman gerek birazdan ders başlayacak. Ayrıca Ethan'dan azar işitmeni istemiyorum." Felix, Helena'nın sözlerine karşılık oflayarak başını kaldırdı. "Gitmeden sabah öpücüğümü istiyorum." Gözleri hâlâ yarı kapalıyken sevgilisine doğru dönerek dudaklarını öne uzatmıştı. Helena onun bu hallerine kıkırdayarak öne uzandı ve onun isteğini yerine getirdi. "Sizin şu halleriniz midemi bulandırıyor artık, her sabah bu görüntüleri görmek zorunda mıyım?" Öpücüklerini bölen, sınıfa söylenerek giren Sienna olmuştu. Felix sevgilisinin dudaklarını son bir kez öpüp geri çekildikten sonra Sienna'ya döndü. "Ethan'la böyle olamadığın için kıskanıyor olmayasın?" alaycı bir tavırla konuşurken çoktan uykusu açılmıştı. Sienna onun söylediği şeyleri duyunca anında yüzünü buruşturdu. "Birincisi, sizin vıcık vıcık olan ilişkinizin neyini kıskanayım? İkincisi, neden Ethan'la böyle olmak isteyeyim?" "Birincisi, bizim ilişkimiz çok güzel. İkincisi, Ethan'a sırılsıklam aşıksın." diyerek cevaplandırdı onu Helena hiç vakit kaybetmeden. Aldığı cevaplar Sienna'yı hiç hoş…