18
Yazar: E K

iyi okumalar °°° Christian ve Lucien yanlarında bilge büyücülerden birisiyle eve geldiklerinde hiç beklemedikleri bir manzarayla karşılaştılar. Evin içini dağılmış, hatta çocukları birbirini yerken görmeyi bile bekliyordu Christian; ancak gördüğü manzara kesinlikle düşündüğü şeylere hiç uymuyordu. Evin içi dışarıdaki havadan daha soğuk bir hale gelmiş, içeridekiler sanki bu soğuklukta donmuş gibi sakince yerlerinde oturuyorlardı. Akrep ve yelkovan epey ilerleyip saati gecenin bir yarısına getirmiş olsalar da insan olanlar hâlâ uyumamış, hatta gözlerini bile kırpmamışlardı. Saatlerdir aynı yerde, bir put misali duruyordu hepsi. Christian çocukların içindeki kaos sevdasını bildiğinden bu duruma oldukça şaşırmıştı elbette. "Çocuklar ne bu haliniz, Helena'yla Felix nerede?" Christian kötü bir şey olmuş olmasından korkarak konuşmuştu. Sesindeki endişe eve gelen misafiri bile germişti. "Yukarıdalar," diye cevapladı sevgilisinin sorusunu Clara. "Peki sizin bu haliniz ne, kavga mı ettiniz yoksa?" diye sorarken sorgulayıcı bir tavra bürüdüğü yüzünü sessizce oturan gençlerin üzerinde gezdirdi. "Ethan abi ve Felix tartıştı." Oliver'ın cevabıyla Ethan uzun süredir yere sabitlemiş olduğu bakışlarını ona çevirdi. Bakışlarının altında onları Christian'a ispiyonladığı için açık bir tehdit yatıyordu. "Ne bakıyorsun Ethan, yalan mı söylüyor?" Jude, Ethan'ın bakışlarına aynı şekilde karşılık verirken sertçe konuştu. "Kardeşimle yaşadıklarım beni ilgilendirir!" Ethan yine öfkesini başkalarından çıkarmaya başlayınca Christian araya girmesi gerektiğini fark etti. "Ethan! Ne olduğunu doğru düzgün anlatın." Öfkeli bir Ethan'a söz dinletmenin zor olduğunu bildiğinden sesini yükseltmek zorunda kalmıştı. "Ethan, Felix'e kızdı Helena'yla hâlâ beraber olduğu için. Felix de buna sinirlenip ağzına geleni saydı tabii. Şimdi Helena'yla beraber yukarıdalar." Clara sinirleri en yatışkın kişi olduğu için sakince açıkladı olayı. Christian, Ethan'a söylemek istediği şeylerin ortamı daha da kızıştıracağını bildiğinden sakinliğini korumaya çalıştı. Dilinin ucuna kadar gelen kelimelerin her birini geri gönderdi; eğer kendine hakim olamazsa tartışma daha da büyüyecek ve işler hiç hoş olmayan bir yere gidecekti. "Tamam, sakin oluyoruz. Şimdi kavganın sırası değil. Jude, yukarıdakileri çağır gel hadi." Christian'ın sözleri üzerine Jude ayağa kalkmıştı ki merdivenin başından Felix'in sesi duyuldu. "Gerek yok, geldik." Felix, sevgilisinin koluna girip yürümesine yardım ederek ikisinin de merdivenleri sakince inip diğerlerinin yanına gitmelerini sağladı. Helena, Christian'ın sesini duyunca dinlenme faslının sonuna geldiğini anlamıştı. Arkadaşlarının daha fazla birbirlerine girmesini istememesinin yanında bir an önce iyileşme isteğiyle Felix'i aşağı indirmişti aceleyle. "Kusura bakmayın, sizi bu şekilde karşılamak istemezdik." Christian yanlarında gelen misafirin varlığını hatırlayınca ondan içtenlikle özür diledi. "Önemi yok, bahsettiğiniz kişi bu sanırım?" Büyücü, canından can gitmiş gibi görünen Helena'ya bakarak konuştu. "Evet, o Helena. Yanındaki Felix, bu Clara; kendisi Christian'ın eşi olur. Oliver, Jude, Sienna ve Ethan. Son olarak da Isabell; hem öğrencim hem yardımcım." Lucien ortamda bulunan kişileri yabancı olana tanıttı teker teker. "Ben de Kihyun. Lucien bahsetti mi bilmiyorum ama büyücüyüm. Lucien ilk olayı anlattığı zaman işin karmaşıklığı beni ürkütmüştü açıkçası ancak şimdi sizi görünce anlıyorum neden bu kadar ısrar ettiğini." Büyücü Kihyun kendini tanıttıktan sonra bakışlarını Helena ve Felix'e dikti. Onların ruh eşi olduklarını bir bakışta anlamıştı. Bunu anlamak için büyücülük yeteneklerine gerek bile yoktu; onları yan yana gören herkes anlayabilirdi aralarındaki bağın gücünü. "Helena ablayı kurtaracaksınız, değil mi?" Oliver yabancı adamın varlığından çekindiği için ürkek bir tavırla sordu. Kihyun bakışlarını ona çevirince hafifçe gülümsedi. "Elimden geleni yapacağım. Başlayalım mı?" Son sorusunu Lucien'e bakarak dillendirmişti. Lucien onun sorusuna…