17
Yazar: E K

İyi okumalar •••• Gerginlik ete kemiğe bürünen bir şey olsaydı o kesinlikle Felix'in bedeni olurdu. Tüm odağın onda olması bir yana, hemen yanında oturup başını omzuna koymuş olan hasta Helena onu daha da gerginleştiriyordu. Günün ortasında iradelerine hakim olamamaları sonucunda Helena'yı başka birisine mecbur bırakan bağ zarar görmüş, bu yüzden de Helena epey kötü bir duruma düşmüştü. Yaşadıkları özel anların ardından kısa süreliğine daldıkları uykudan uyanır uyanmaz Helena'nın anormal bir şekilde ateşi yükselmiş, nefes alışverişleri zayıflamıştı. "Birisi ne olduğunu açıklayacak mı artık?" Soğuk Topraklar'a ilk defa ayak basan Sienna gelir gelmez arkadaşının rahatsızlandığını öğrenmiş, bunun sebebini anlayamamanın şaşkınlığıyla konuşmuştu. Bu onu oldukça endişelendirirken, ortamı daha da gerginleştiren Ethan ona hiç yardımcı olmuyordu. Ethan'ın eve girer girmez ilk yaptığı şey kardeşine bir zarar gelip gelmediğini kontrol etmek olunca, Felix'in boynundaki kırmızımsı işaretleri görmüş ve kan beynine sıçramıştı. Neler olduğunu anlamayacak kadar aptal değildi elbet; ancak yine de emin olmak için Helena'yı da kontrol ettiğinde benzer bir manzarayla karşılaşmıştı. Bu durum onu çileden çıkarmaya yetmişti. Ona göre bu olayların tek sorumlusu Helena'ydı ve bu durumdayken kardeşine dokunma hakkı yoktu. "Birliktelikleri bağa zarar vermiş olmalı. Kan bağı ruhu besleyen bir şeydir; büyük ihtimalle şu anda karşıdaki kişinin ruhu acı içinde. Bu yüzden Helena'nın bedeni normal olmayan reaksiyonlar gösteriyor." Lucienin açıklaması kimse için iç açıcı değildi. "Hadi bu kan içicinin aklı çalışmıyor, ya senin aklın nerede Felix? Başka birisiyle bağlı olduğunu bile bile bunu nasıl yaparsın?" Ethan hissettiği öfkeyi sesine yansıtmaktan çekinmeyip bağırdığında Felix olduğu yere sindi. Hatalı olduğunu biliyordu; kendine hakim olabilseydi eğer Helena şu anda iyi durumda olacaktı. Suçluluğu yeterince ağır basıyordu zaten, bunun üstüne bir de abisinin tavırları eklenince daha da kötü hissediyordu. Helena onun gergin olduğunu hissederek elini onun parmaklarının arasına geçirdi destek olmak isteyerek. Felix onun yapmak istediği şeyi anlayarak parmaklarını sıktı. "Ethan, çocukların üstüne gitme. Hatalarının farkındalar zaten." Christian kardeşinin durumuna acıyarak bakıyordu. İşler gün geçtikçe kötüleşiyor ve o bu durumu çözmek için neler yapacağını bilmiyordu. "Hiç farkındalarmış gibi durmuyor." Ethan diğerlerinin duymamasını umarak kendi kendine homurdansa da yanındakilerin birer vampir olduğu gerçeğini unutmuştu. Tabii omzuna sertçe vuran Sienna ona bunu hatırlatmakta gecikmedi. Aldığı darbeyle canı yandığı için öfkeli bakışlarını yanında oturan Sienna'ya çevirdi. "Kes sesini!" Sienna onu sertçe uyarıp önüne döndü. "Şimdi ne yapacağız, yani bunun bir çözümü vardır değil mi?" Clara arkadaşlarının durumuna ne kadar üzüldüğünü belli ederek hüzün dolu bir sesle konuştu. Onun bu sorusu tüm odağın Lucien'e çevrilmesine sebep oldu. "Yapabileceğimiz tek şey işleri hızlandırmak. Christian, seninle bir yere gitmemiz gerek." Lucien oturduğu yerden kalkınca Christian şaşkınca gözlerini açtı. "Şimdi mi? Nereye?" diye sordu herkesten önce Clara. "Büyücüler dünyasına gitmemiz gerek, orada görmemiz gereken birisi var. Onu yarın için davet etmiştim ama yarına kadar bekleyemeyiz." "Büyücülerle işbirliği yapmak yasak değil mi? Ya başımıza bir iş gelirse?" Sienna her zamanki mantığını konuşturarak endişesini dile getirdi. "Ben de öyle biliyordum ve bu işi gizli yürütecektim ama Helena bana bazı şeyler anlattı. Büyücüler o kadar kötü karşılanmıyor artık." Lucien onlara endişelenecek bir şey olmadığını belirterek gülümsedi. "Sorun çıkmayacak, en fazla birkaç saat içinde dönmüş oluruz. Hadi Christian." Lucienin sözleriyle Christian eşine veda etti. "Korkma tamam mı, hemen döneceğim," diyerek Clara'nın başını öptü. "Ayrıca, Sienna bunlar sana emanet. Kendilerini öldürmediklerine emin ol." "Neden Sienna?" Jude alınmış gibi yaparak söylediğinde herkes ona ' cevabını bildiğin…