16
Yazar: E K

İyi okumalar ••• "Hadi gidelim artık, biraz daha hareket etmezsek soğuktan donacağım." Felix kendini geriye çekerken söylendi. Helena da geri çekildiğinde hemen gözlerini kuruladı Felix. "Gidelim," diyerek elini uzattı Helena ona. Felix ilk başta anlamadı ve bir Helena'nın yüzüne bir de eline baktı. "Tut," diye tatlı bir direktif verdiğinde Felix gülerek kafasını iki yana salladı. İki eldiven giydiği elini Helena'nın elinin içine bıraktı. Parmaklar birbirlerine kenetlendiğinde ikisinin de yüzünde aptalca bir gülümseme oluştu. Helena içinde oluşan ağırlığı görmezden gelerek yürümeye başladı. Yolculuklarının geri kalanında Felix ona eskiden yaptıkları şeyleri anlattı, Helena da bunları hatırlamaya çalıştı. İkisi de elleri birbirine kenetli halde yürümeye devam ettiler, ta ki Helena eskiden yaşadıkları evi görünceye kadar. "İşte burası... Hâlâ değişmediğine inanamıyorum." Helena heyecanla konuşarak Felix'i çekiştirmeye başladı. "Başka birinin kullanmadığına emin misin?" diye sordu Felix, başka birisini rahatsız etmek istemediği için. "Christian buraya kimsenin yaklaşmak istemediğini söyledi." Derken eskimeye yüz tutan evin kapısını açarak içeriye girmeleri için alan bıraktı Helena. "Annem ölmeden kısa bir süre önceye kadar burada yaşadık..." Konuşurken hafifçe sesi titredi Helena'nın. Annesine duyduğu özlem hâlâ tazeydi. Sanki onu kaybetmesinin üzerinden yıllar geçmemiş gibiydi. "Neden taşındınız?" "Tam olarak sebebini bilmiyorum, sadece babam ve ailesinin anlaşamadığını duydum." Felix'in sorusunu cevaplarken evin içinde ilerlemeye başladı dikkatle. "Peki onlar nerede, yani babanın ailesi?" "Babam bir kavga sırasında öldüklerini söyledi. Cenazeleri için bile buraya adım atmadı biliyor musun?" Helena inanamıyormuş gibi konuştu. "Bizim buraya geldiğimizi öğrenmez mi?" diye bir soru daha sordu Felix, Helena'nın hemen yanında evin içini incelerken. "Öğrenmemesi imkansız, mutlaka haberi olur. Ama bir şey yapabileceğini sanmıyorum. Lucien işinde başarılı birisi, bizi koruyacak bir şeyleri olduğuna eminim." dedi Felix'in endişelenmemesi için. Son konuşmalarının ardından sessizce etrafı incelemeye devam ettiler. Ancak Helena'nın kulaklarına ilişen adım sesleriyle tüm hareketleri durdu. Kafasını çevirip sesin geldiği yöne doğru odaklandı. Onun bu halini fark eden Felix endişeyle konuştu. "Ne oldu?" "Birileri geliyor sanırım," dedi dikkatini tekrar Felix'e verirken. "Buraya mı?" diye sordu dehşet içinde. "Evet," diye cevaplandırdı kısaca. "Gel, şurada giysi dolapları olması gerek," derken aceleyle Felix'i çekiştirmeye başladı. "Hani kimse gelmiyordu buraya?" diye sordu Felix sesini alçak tutmaya çalışarak. "Ben de anlamadım, duyabildiğim kadarıyla kontrol amaçlı geliyorlar." Saklanacak bir yer ararken kısaca bilgilendirdi onu Helena. "Neden saklanıyoruz ki? Bize zarar verirler mi?" "Bilmiyorum ama belli olmaz. Ne kadar güçlü olduklarını bilmiyorum, görülmesek daha iyi olur. İşte, şuraya gir." Sonunda aradığı yeri bulunca hemen Felix'i oraya itti. Çok da büyük olmayan giysi dolabının içine kıvrılarak girdi Felix; ardından Helena da girerek daha rahat olabilmeleri için Felix'in kıcağına doğru sığındı. Giriş kapısının açılma sesi evin içinde yankılanınca korkuyla nefesini tuttu Felix. "Şşt, sessiz ol," diyerek elini onun dudaklarına koydu Helena. Vampir yeteneklerini kullanarak konuşma seslerini dinledi. Kötü niyetli ruhların işgaline karşın koruma büyüsü yapan bir büyücü ve kasabanın ileri gelen vampirlerinden birisiydi gelenler. Felix hem korkudan hem de Helena ile bu kadar yakın olmaktan dolayı nefes alışverişlerinin hızlanmasını kontrol edemiyordu. Helena davetsiz misafirlerin yukarı çıktıklarını duyunca Felix'e daha da yaklaştı. "Yukarı geliyorlar," dedi fısıltıyla. "Helena korkuyorum..." Felix'in sözleri üzerine Helena onun kafasını kendine doğru çekerek yüzünü boynuna gömmesini sağladı. "Korkma, bir şey olmayacak," diye mırıldandı bedenine sıkıca sarıldığı gence. Gelenlerin kötü olmadığını anlamıştı ancak kendi ailesi burada iyi karşı…