12
Yazar: E K

Yine karanlık bir gökyüzünün altında birleşmişti 8 gencin yolu, tek bir çatı altında. Christian ve Clara'nın evine ilk gelen Helena olmuşken, son gelen herkesin tahmin ettiği gibi Jude ve Oliver ikilisi olmuştu. Felix ve Ethan beraber gelmiş, Sienna onlardan hemen sonra gelmişti. Felix, Helena ile konuşmalarından sonra biraz daha umut dolu hissediyordu. Helena'nın Julian ile bağ kurmasından sonra ilk kez her şeyin düzelebileceğine dair bir işaret yakalamıştı. Helena bizzat ekmişti umut tohumlarını bu kez. Christian'ın da onları buraya çağırmasının altında, her şeyi düzeltecek bir sonuç bulmuş olmasının yattığını düşünüyordu. Fazla ümitlenmek istemiyordu ama bir yanı deli gibi heyecanlanıyordu bir yol bulmuş olması için. "Anlatacak mısınız artık bizi buraya neden çağırdığınızı?" Jude, elinde taşıdığı —Christian'ın zorla taşıttığı— bardakları salonun ortasındaki sehpaya koyarken sabırsızca konuştu. "Vakit geçirmek için demeyin hiç, inandırıcı değil," diye de ekledi Sienna'nın yanına otururken. Christian ve Clara sanki uzun yıllardır birbirlerinden ayrı kalmış gibi yapışık oturuyor; Helena, Sienna ve Jude bir koltukta yan yana oturuyorlardı. Oliver, Ethan ve Felix de ayrı bir yerde oturuyordu. Ethan Felix'i, Helena'dan uzak bir noktaya çekerek kolunu omzuna sarmıştı. Arada da Helena'ya rahatsız edici bakışlarını atmayı ihmal etmiyordu tabii. Christian, Jude'un huysuzlanmasına karşın korkutucu olduğunu bildiği bakışlarını çekinmeden onun üzerine dikti. "Sakin ol Chris, seninle uğraşıyor işte." diyerek, eşini sakinleştirmek için elini onun koluna doladı Clara. "Ben onunla bir güzel uğraşacağım, az kaldı," diye konuştu Christian hafiften sinirlendiğini belli eden tehditkar bir havayla. Jude onun bu tavrına karşın istemsizce ürktü. "Sienna koru beni!" diyerek Sienna'nın kolunun altına girmeye çalıştı. Sienna onu ne kadar itmeye çalışsa da başaramayınca sığınmasını kabul edip başını göğsüne yaslamasına izin verdi. Ethan, gözlerinin önünde cereyan eden görüntüye karşın hissettiği kıskançlığı bastırmak için yanında oturan kardeşinin omzuna sarılı olan elini istemsizce sıklaştırdı. "Abi! Acıdı!" Felix canının yanmasıyla uyarı dolu bir sesle Ethan'a fısıldadı. Ethan kardeşinin sözleriyle ne yaptığını fark ederek elini gevşetti. "Ah, özür dilerim Lix. Fark etmeden oldu." Sesindeki mahcubiyet açıkça hissediliyordu. Kardeşinin kabarık saçlarının üzerine küçük bir öpücük bıraktı. "Sorun değil abi ama bu kadar belli etme," derken hafifçe kıkırdadı Felix. Abisiyle uğraşmaya bayılıyordu. Abi kardeş kendi aralarında konuşurken Christian bu gece toplanmalarının sebebini açıklamak için dudaklarını araladı: "Tamam, sizinle önemli bir şey konuşacağım. O yüzden topladım hepinizi buraya." "Biliyordum!" Christian'ın sözleri üzerine tekrar konuşan Jude, Sienna'nın kafasına hafifçe vurmasıyla susmak zorunda kaldı. "Birkaç gündür Lix ile beraber Helena'nın durumunu düzeltecek bir çözüm yolu arıyorduk. Bir yol buldum." Christian'ın bu Sözleri içerideki tüm gençleri amansız bir heyecana sürükledi. "Gerçekten mi?" Helena içinde tarifsiz bir mutluluk hissederken Christian'a hitaben sordu. Sonunda bu karmaşık durumdan kurtulacak olmak içini rahatlatmıştı. "Evet ama biraz tehlikeli ve kesin olarak işe yarayacak mı emin değilim." Christian'ın sona doğru kısılan sesi, fazla umutlanmamaları gerektiğini belli edercesine düşüktü. "Önemli olan bir yol bulmuş olmak. Denemeden ne olacağını bilemeyiz." Dedi Sienna. "Sienna haklı, hiçbir şey yapmamaktan daha iyi. Ne olursa olsun denemeliyiz." Oliver da onların tekrar kavuşması için ne kadar hevesli olduğunu açıkça belli ediyordu. "E, ne yapmamız gerek?" Felix uzun zamandır duymayı beklediği kelimeleri sonunda duymuştu ve heyecanı içine sığmayacak gibiydi. "Lucien'i hatırlıyorsunuz değil mi?" Christian, neredeyse üst üste oturan üçlüye bakarak sormuştu. Helena başını sallayarak onu onayladı. "Çocukluk arkadaşın değil miydi? Eskiden yaşadığımız yerde yaşıyordu?" Helena doğru hatırlayıp hatırlamadığını teyit etmek için konu…